İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Assassin’s Creed I İnceleme

Assassin’s Creed I İnceleme

Yazar: Kalof Tati21 Şubat 2016

Başlangıçtan (ve elbette ki başlıktan) anladığınız üzere bu incelemenin konusu yavaş başlamış ama sonra bir fenomen haline gelmiş serinin ilk oyunu Assassin’s Creed I. Yıl 2012, Desmond Miles barmenlik yaptığı bardan evine dönerken kaçırıldı. Abstergo adlı teknolojik pazarı elinde bulunduran firmanın aslında yüzyıllardır süren savaşta ki bir tarafın göstermelik şirketi olduğunu anlaması fazla uzun sürmeyecek diye umuyoruz. Biz kim miyiz? Diğer taraf. Şimdilik bütün söyleyebileceğimiz bu.

Herşey mübah…

Öncelikle size Assassin’s Creed I‘in hikayesi hakkında ip ucu vereyim. Ana karakterimiz Desmond Miles. Kendisi Abstergo adlı bir şirket tarafından kaçırılıp Piece of Eden (Cennet Parçası) isimli artifact’lardan biri olan Apple Of Eden (Cennetin Elması)’nı bulmak için 1191′de Kudüs ve çevresinde bir Assassin (Suikastçi) olan atası Altair Ibn-La’Ahad’ın hafızalarına girmeye zorlanan bir barmen.

Ben Desmond Miles. Abstergo adlı şirketin 17. deneğiyim. Kendimi aniden yüzyıllardır süregelen bir savaşın içinde buldum. Bu benim hikayem.

İleriki oyunlarda bundan çok daha fazlası olduğunu hem o hem biz öğreneceğiz. Altair Masyaf çevresinde bulunan suikastçı birliğinde doğmuş orada büyümüş ve orada ölmeyi hayal etmiş bir gençtir (Bknz: Alamut El-Tahir). Ustası Al Muallim (Bknz: Alamut Hasan Sabbah) tarafından Apple of Eden’ı bulmaya gönderilmiş fakat orada Tapınakçı (Templar) birliğinin başı Robert De Sable ile karşılaşmıştır. Templar’lar AoE’ (Apple of Eden)yi Altair’den önce bulmuşlardır.

Altair o zamanlarda kendinden hayli güçlü olan Robert’a saldırmış Robert ve onun adamları ise Altair’in yanında ki Kadar’ı öldürmüş ve Malik’in kolunu kesmişlerdir. Altair ise kaçarak Masyaf’a dönmüş ve Al Muallim ile konuşurken elinde AoE ile Malik gelmiştir. Bu sırada Robert De Sable Masyaf’ı kuşatmış Altair ve assassin’ler onları def ettikten sonra Al Muallim halkın gözü önünde Altair’i bıçaklamış Altair uyandıktan sonra da ona bunun bir ilizyon olduğunu açıklayıp onun yaşamını 9 Templar başını öldürmesi şartıyla bağışlamıştır.

Assassin’s Creed I İnceleme

Şimdi gelelim Assassin’s Creed I oynanışına. ACI görünenin aksine bir açık dünya oyunu. Kudüs, Şam ve Akka şehirlerinde ve bu şehirler ile Masyaf arasındaki topraklarda geçiyor. Şehirlerdeki muhafızlar ve yollardaki Templar’lar ile Türk’ler (biz oluyoruz) gidiş gelişlerde sıkıntı çıkarabilir ama şehirden Masyaf’a dönerken yolları kullanmak yerine Fast Travel yapma seçeneğiniz var. Kılıç dövüşleri bir hayli zevkli.

Kontraatak yapmak veya düşmanlarınıza sürekli saldırarak onların defanslarını kırmak gibi şansınız var. Bunun dışında oyunları oynamayanların bile bildiği Hidden Blade’iniz ile boğazlarını parçalayabilirsiniz (Bilmeyenlere not. Hidden Blade bileğe sarılmış bir deri üzerine konulmuş bir bıçaktır. Ufak bir bilek hareketi ile dışarı çıkar ve aynı bilek hareketi ile içeri girer).

Ayrıca fırlatma bıçaklarınız ve kılıç ile aynı işlevi gören fakat daha hızlı olan hançeriniz de mevcut. Altair yerinde duramayan hiperaktif bir genç. Çatılara ve kulelere tırmanıyor haritasını gezerek değil kulelerin tepesinden şehri gözleyerek güncelliyor. Ayrıca atayadigarı bir özellik olan Kartal Vizyonu ile dostunu düşmanını ayırıyor ve gizli şeyleri buluyor.

Assassin’s Creed I Müzikler:

Veee müzikler. Jasper Kyd işinin eri. Oyunu oynarken gözlerinizi kapatıp oyunun müziklerinin keyfini çıkarasınız geliyor. Müzikler ve olaylar arasında bağ kuruyor eğer soundtrack’ı oyun dışında dinliyorsanız oyundan sahneler aklınıza geliyor ve gülümsüyorsunuz. Assassin’s Creed I müzikleri oyunu yaşatıyor adeta.

Gülü seven… Eee hep beğenmek hep övmek olmaz. Oyun kendini çok tekrar ediyor. Şehre git, bilgi topla, adam öldür, Masyaf’a dön, Al Muallim ile konuş şehre git… Maalesef oyunun son 2 saatine kadar yaptıklarınız bu. Ama oyun son 2 saatte coşuyor söyleyeyim. Al Muallim ile konuşma sahneleri çok sıkıcı çünkü oyunda altyazı yok. İngilizce anadili olan veya anadili gibi bilenler dışındakiler için çok can sıkıcı bir durum ama bunlar bu oyun için devede kulak kalıyor bence.

Assassin’s Creed I’in artıları olarak muhteşem hikaye ve soundtrack ve şehirlerin yansıtılmasını, eksileri olarak bir süre sonra kendini tekrarlaması ve altyazıların olmayışını sayabiliriz. Söyleyeceklerimi söyledim, düşüncelerimi aktardım, size de katılıp katılmamak düşüyor. Başka bir incelemede görüşmek üzere, hoşçakalın.

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
100%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...