İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Assassin’s Creed III İnceleme

Assassin’s Creed III İnceleme

Yazar: Kalof Tati04 Şubat 2016

Assassin’s Creed serisi, gerek hikayesi gerek oynanışı ile çoğu oyuncunun gönlüne taht kurmuş bir seridir. Şahsen, son oyunları çok fazla yenilik sunmasa da çok severek oynadım ve benim için en sevdiğim oyun serilerden birisi haline geldi. Bakalım Assassin’s Creed III ile birlikte, 1700′lerin Amerika’sında bir suikastçıyı oynamak nasılmış?

Revelations’ın sonunda Jupiter’in, Desmond’a gideceği yeri göstermesi üzerine, yola koyulan ekip bu yere ulaşıyor ancak geçmeleri gereken bir kapı var ve anahtarları yok. Animus’un bir yan etkisi olan “Bleeding Effect” sayesinde Desmond, atalarından biri olan Connor’ın önceden burada olup neler yaptığını görüyor ve tekrar Animus’a oturup kapıyı açmanın yolunu arıyorlar.

Önce Haytham Kenway yani Connor’ın babasının anılarını yaşayıp Connor’ın nasıl doğduğunun hikayesine tanıklık ediyorsunuz. Assassin’s Creed III’te Ratonhnhaké:ton nedir diye sorarsanız karakterimizin asıl ismi. Connor yarı yerli, yarı İngiliz ve kendi ismi kızılderili olduğunu ele verdiği için ustası bu ismi veriyor.

Bana sorarsanız Connor, Ezio ya da Altair kadar etkileyici bir karakter olmamış.

Oyuna başladığımızda yeni oyun motoruna alışmak ve Desmond’ın tapınakta gördüğü atası ile senkronizasyonu arttırması için bir alıştırma bölümü yapılmış. İlerledikçe etrafımız değişiyor ve daha gerçekçi bir hal alıyor. Senkronizasyon tamamladıktan sonra Haytham Kenway ile ilk görevlerimize başlıyoruz. Çok büyük bir tiyatro salonunda geçen ilk bölüm, AC serisinin muhtemelen en kalabalık olan sahnesidir.

Assassin’s Creed III Oynanış:

İlk Assassin’s Creed’den beri oynanış neredeyse değişmedi. Gerek savaşırken, gerek dolaşırken, gerek gizlenirken küçük çaplı yapılan geliştirmeler ve değişimler olsa da oyunu aynı şekilde oynadık. Serinin bu oyununda, önceden yapılan bu ufak çaplı değişimler yeni oyun motoru ile gelen değişimlere kıyasla çok ufak kalıyor. Tabi yapılan değişimlerin büyük olması iyi olduğu anlamına gelmiyor. Serbest koşma ve dövüş kontrollerinin tek tuşla halledilmesi oynanışı, özellikle tırmanmayı kolaylaştırmış durumda.

Önceden hızlı koşmak için ya da koşarken çevredeki insanlara takılmamak için iki farklı tuş kullanırken, yeni oyun motoruyla beraber R1 tuşuna basılı tuttuğunuz zaman, karakteriniz hem hızlı koşuyor ve eğer önüne birileri çıkarsa onları itiyor. Dövüş sırasında biri size saldırırken karşı saldırıda bulunmak için blok ve saldırı tuşlarını aynı anda kullanırken, yeni haliyle saldırıdan hemen önce yuvarlak tuşuna bastığınızda oyun yavaşlıyor ve size karşı bir hareket yapmak için zaman tanıyor.

Satın aldığınız silahların etkisi azaltılmış. Önceki oyunlarda silahların verdiği hasarı ciddi derecede arttırabilirken, bu oyunda aldığımız silahlar genelde karşı hamlede kullandığımız için gereksiz olmuş diyebilirim. Zırhlar ise, o dönemde ateşli silahların öneminin artmasıyla beraber tamamen kaldırılmış durumda.

Oyunu üçüncü temel öğesi olarak gördüğüm gizlilikte yine işimizi kolaylaştıracak yeni şeyler var. Oynadığımız çevrenin büyük oranda değişimi ile alakalı olarak yeni gizlenme yerleri eklenmiş durumda. Artık ufak çalılar ya da ağaçlık yerlerde birikmiş olarak bulabileceğimiz düşen yaprak ve dalların içine saklanabiliyoruz. Şehirlerde ise gizlilik daha gerçekçi ve daha bol seçenekli yapılmış.

Örnek vermek gerekirse, eskiden sadece belli başlı grupların arasına saklanabilirken artık etrafınızda gördüğünüz her türlü insan grubunun yanında saklanabiliyorsunuz ve sadece aralarında odun gibi durmuyorsunuz. Eğer tezgahın önünde ürünleri inceleyen bir grubun arasına girerseniz karakteriniz de aynı şeyi yapıyor.

Nasıl Monteriggioni Ezio’nun yaşadığı yerse, Homestead isimli yer de Connor’ın yaşadığı yer. Tabi Homestead’in çiftliğe yakın bir anlamı var yani Connor’ın yaşadığı yerin belirli bir adı bulunmamakta.Ezio, yeni dükkanlar açarak ya da var olanları yenileyerek bir gelir elde ederken Connor daha farklı bir şekilde gelir elde ediyor. Çeşitli yerlerde rastlayabileceğiniz Homestead görevleri sayesinde bölgeye zanaatkârlık, çiftçilik, odunculuk gibi mesleklere sahip olan kişiler yerleşiyor ve bunların sayesinde ister eşyalar yapıyorsunuz ister hammadde elde ediyorsunuz.

Topladığınız hayvan derileri, yapılan eşyalar ya da üretilen hammaddeleri kara ya da deniz yoluyla çeşitli dükkânlara satabiliyoruz. Ekonomi kısmının geliştirilmesi gayet hoş bir yenilik olmuş. Homestead bölgesinde ufak bir de liman ve Aquila isimli bir gemi bulunmakta. Gemiyle farklı görevlere çıkıp ticaret yollarının güvenliğini arttırabilir, o rota üzerinden ticaret yapmak istediğiniz zaman başarısız olma riskini azaltabilirsiniz. Tabi sadece risk azaltmakla kalmayıp para da kazanabilir ve kazandığınız parayı geminin geliştirilmesine yatırabilirsiniz.

Assassin’s Creed III’te Boston, New York olmak üzere iki büyük şehir ve bir de ACB’nin Roma’sından daha büyük olan Frontier bölgesi bulunmakta. Bu saydıklarım ana haritalar, yani bu yerlerin dışında da bölgeler bulunmakta. Haritaların bu kadar büyük olması, atla bile uzun sayılabilecek sürelerde dolaşmanıza yol açıyor ancak korkmayın.

Önceki oyunlarda bulunan Fast Travel sistemi değiştirilmiş durumda. Artık istediğiniz zaman haritayı açıyor ve gideceğiniz yeri seçebiliyorsunuz. Tabi gideceğiniz yer derken haritanın herhangi bir yeri değil, sadece bulunduğunuz haritadan diğerlerine geçiş varsa yapabiliyorsunuz. Şehirler için de ACB’den hatırlayabileceğiniz tünel sistemi hala bulunmakta.

Assassin’s Creed III İnceleme

Biraz da Assassin’s Creed III oyununun hikayesi ve ekonomi kısmı dışında yapılabileceklerden bahsedelim. Oyunda ACB ve ACII’ye benzer yan görevler bulunmakta. Bu görevleri yapmamız, Desmond’ın Connor’la olan senkronizasyonunu arttırıyor ve haliyle oyun içinde cebimize para giriyor. Yan görev kısmı çok değişmediğinden dolayı asıl anlatmak istediğim kısım avcılık ve multiplayer.

Assassin’s Creed III Avcılık:

Şehir olmayan bölgelerde yapabildiğimiz bu etkinlik bize aynı zamanda oyun içinde para kazandırabiliyor. Avladığımız hayvanların kürkünü ya da etini satabiliyor ancak hayvanı nasıl avladığımız bunların değerine etki ediyor. Diyelim ki hayvanı tabancanızla vurdunuz. Hayvanın kürkü kullandığınız ateşli silah yüzünden bozulduğu için kürkün değeri bir hayli düşüyor. Ama yere bir tuzak kurup, takılan hayvanı gizli bıçağınız ya da yayınız ile öldürdüğünüzde değeri pek azalmıyor.

Tilki, tavşan, geyik ve daha bir çok hayvanı avlayabiliyorsunuz. Av sırasında ise kurt ya da ayı gibi hayvanlar karşınıza çıkıp zor anlar yaşatabiliyor. Tabi ayıların kürkü değerli olduğu için onların da peşine düşebiliyorsunuz. Ancak ayı ya da geyik avlamak isterseniz normallerine göre daha zor olacak çünkü izlerini sürmeniz gerekiyor. Hele bir de geyiklerin çok hızlı koştuğunu düşünürsek oyunun gizlilik kısmını iyi kullanmanız şart.

Assassin’s Creed III Multiplayer:

Multiplayer bölümü on altı farklı karakter, birkaç aktif ve pasif yetenek ile beraber altı adet mod içeriyor. Bu modlardan iki tanesi yeni.

Wanted: 8 kişi ile oynanan bu modda size verilen hedefi arıyorsunuz ve aynı zamanda başka birinin hedefisiniz.

Manhunt: İki farklı takım ile oynanan bu mod iki raunttan oluşuyor. İlk raunt bir takım diğerini avlarken, ikinci raunt takımlar yer değiştiriyor.

Artifact Assault: Bazı oyunlarda görebileceğimiz Capture the Flag moduyla çok benzer olan Artifact Assault’ta amaç karşı takımın üssünden artifactlerini alıp, kendi üssünüze getirmek.

Domination: Yine bazı oyunlarda görebileceğimiz bir mod. Amacı ise haritanın üzerinde bulunan üç adet noktayı kontrol edip belirli bir süre elde tutmak.

Wolfpack: Yirmibeş bölümden oluşan bu co-op modunun amacı, belirli NPC’lere suikast düzenlemek. İlerledikçe daha da zorlaşan bir mod.

Team Deathmatch: Bu mod ise herkese tanıdık gelebilir. İki farklı takımın karşı karşıya geldiği bu modun amacı en çok öldürme skoruna ulaşmak.

Assassin’s Creed III Grafik ve Sesler:

Modellemeler, dokular ve animasyon gibi genel şeyler ufak tefek göze batan hatalar dışında gayet kaliteli ancak AC serisinin atmosferini pek hissettiremiyor ve bu yüzden oyunun başlarında eğer seriyi önceden çok oynadıysanız alışmanız için biraz vakit geçirmeniz gerek. Ufak tefek dediğim hatalar ise zaman zaman göze batabiliyor. Desmond’ın yeniden yapılan modellemesi Animus’tan çıktığımızda bulunduğumuz yerin ışıklandırmasından dolayı pek iyi olmamış.

İkinci olarak gözüme batan şey ise dövüş animasyonları. Assassin’s Creed III dövüş sisteminin yapısı nedeniyle önceden de önüne pek geçilemeyen bu animasyon hataları daha da artmış durumda. Dövüş sırasında benim karakterim neden oraya buraya ışınlandı diye sormayın sonra.

Seslere gelirsek, hakkında söyleyebileceğim tek kötü şey, Connor’ın seslendirilmesi. Kızılderili olduğundan mıdır bilemem ancak oyun içinde odun gibi seslendirilen tek karakter. Connor dışında seslendirmeler, konuşulan dil duyabildiğim kadarıyla dönemine uygun ve kaliteli. Müzikler ise Assassin’s Creed serisinde duyduğumuz türde güzel, kaliteli ve ortama uygun. Yenilenen oyun motoruyla, birkaç eksik dışında başında birkaç hafta geçirebileceğiniz güzel bir oyun. Serinin takipçilerine kesinlikle oynamalarını tavsiye ediyorum. Herkese iyi oyunlar.

Oy Kullan
Çok İyi
100%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...