İncelemeler
Hoşgeldiniz...
BioShock Infinite PlayStation 3 İnceleme

Oyunlarda her zaman öne çıkan detay farklı olur. Bazen yapımın ismi ön plana çıkar, bazen yapımcı firmanın. Bazen de yapımcı ekibin başındaki adam ön planda olur. İşte öyle durumlarda genelde oyunlar daha farklı bir yapıya sahip olurlar. Tıpkı sinemada yönetmen filmleri gibi burada da yapımcıların oyunları ayrı bir önem taşır. Macera oyunlarından aksiyon oyunlarına kadar birçok oyunda yapımcının ismi oyunun önüne geçmiştir. Tim Schafer’lar John Carmack’lar, Cliff B’ler kendi isimleriyle oyunun pazarlamasında büyük katkı sağlarlar. Son dönemin en popüler ismi ise Ken Levine. Gerçi son dönemin dediğime bakmayın uzun bir süredir formda ancak BioShock serisiyle yaptığı işlerden sonra “Ken Levine’in yeni projesi” ismiyle yapımdaki oyun isimlerini görmeye başlayacağız.

Uzun yıllardan beri profesyonel olarak aktif editörlük kariyerimi devam ettiriyorum. Bu süre içerisinde dönem dönem ara vermiş olsam da amatörleri saymadığımızda 7 senelik bir yazı geçmişim bulunuyor. İşimiz yazmak olsa da bazen yazmaktan korktuğum durumlar oluyor. Yapımların kalitesi, hikayenin ağırlığı derken yazmak da epey zor bir hal alıyor. Tabii zorluk kaliteye zarar vermeden, düzeyli bir şekilde anlatma derdinden kaynaklanıyor.

BioShock Infinite, kalitesiyle beni zor durumdan bırakan oyunlardan biri oldu. Aslında oyunu bitireli 2 haftaya yakın bir süre oldu ancak çeşitli işlerden dolayı yazmak bugüne kaldı. Durum böyle olunca da oyunun hikayesinin tazeliği hafiften kayboldu. Yine de pek spoiler vermeden BioShock Infinite’i kararınca anlatmaya niyetliyim.

Ken Levine önderliğindeki Irrational Games, iyi kötü bazı oyunlara imza atmış olsa da BioShock ile oyun dünyasında altın harflerle yazılan bir konuma geldi. İlk BioShock çıktığında saatlerce oynadığımı ve iki farklı yoldan iki kez bitirdiğimi hatırlıyorum. Sonrasında konsol konusundaki sıkıntımdan dolayı ikinci oyununu oynamaya bir türlü fırsat bulamamıştım. BioShock, ilk olarak XBox 360 ve PC’ye özel olarak çıkmasından sonra adından sıkça söz ettirmiş, Sony’nin yoğun çabalarıyla PS3 versiyonu da piyasaya çıkmıştı. Zaten hemen sonrasında Mac sürümü de gelerek platformları hemen hemen tamamlamış oldu. BioShock 2 de bu yoldan giderek tüm platformlara birden çıktı. Böylece serinin XBox ve Windows özelliği kalmadı.

BioShock 2, çok iyi bir oyun olmasına ve yüksek puanlar almasına rağmen oyun dünyasında yine de büyük bir iz bırakamamıştı. Çok başarılı bir devam oyunu olarak akıllarda kalmaktan öteye gidemedi. Zira ilk oyunun geçtiği evrende geçmesi başarısının önündeki engel oldu. Gerçi zaten Rapture, başlı başına efsane bir mekandı. Hani bazı yaratıcılara gıpta ile bakarız ya yarattıkları dünya sebebiyle, Rapture herkesi kendine hayran bırakan harika bir su altı şehriydi.

Serinin üçüncü oyunu Infinite duyurulduğunda herkes büyük bir şaşkınlık yaşadı. BioShock Infinite’in Rapture gibi suyun altındaki şehir yerine tam tersi, gökyüzündeki bir şehirde; Columbia’da geçeceği açıklanmıştı. Big Daddy, Little Sister yerini yeni karakterlere bırakacak, su altı yerine uçan şehirde kancayla ulaşım sağlayacaktık. Fikir ilginç gözükse de birçok oyuncunun bu fikri kafasında tam olarak oturtamadığını biliyorum. Ta ki oyunla ilgili detaylı videolar gelene kadar bu fikir biraz havada kalmıştı.

Ertelemelerin sonunda BioShock Infinite piyasaya çıktı. Irrational Games ile Ken Levine etkeni olduğu kadar oyunun yayımlanan tüm videoları oyuncuların ilgisi çekmeye, hatta ağızlarının suyunun akmasına bile sebep olmuşu. Nitekim ben de bu tayfanın içinde olarak BioShock Infinite’i ilk çıktığı gün satın aldım, dünyayla iletişimimi kestim, işlerimi önceden bitirdim ve Infinite’in başına oturdum.

Yaklaşık olarak 12-13 saatlik bir hikayeye sahip olan BioShock Infinite eğer tüm mekanları araştırayım, materyal toplayayım, cebimi doldurayım, mermilerim eksik kalmasın, bakılmadık dolap kalmasın şeklinde oynarsanız 20 saate yaklaşıyor. Ancak böyle oynamak, oyunun zevkini kat ve kat arttırıyor. Ben her köşeye bakarak oynamaya çalıştım, yine de toplanabilir eşyalar konusunda eksik kaldığımı oyun sonunda farkettim.

BioShock Infinite PlayStation 3 İnceleme

BioShock Infinite, uçan şehir Columbia’da geçiyor. Oyunu oynamak için aman aman İngilizce bilginiz olmasına gerek yok. Fakat dünyasına girmek, senaryonun içinde kaybolmak isterseniz maalesef Türk oyuncular için sıkıntı olarak çok iyi derecede İngilizce şartı gerekiyor. Sadece videosunu izleyerek, üç beş kelime dinleyerek anlaşılacak bir senaryosu yok. Daha doğrusu yanlış anlaşılmaya sebep verecek durumlar bulunuyor dersem daha doğru olur. Karakter isimleri, misyonları, şehirdeki billboardlar, topladığınız Voxphone’lar, şehrin belli yerlerinde bulunan şehir hikayelerini gösteren mini kısa filmler, uzaktaki kalabalığın diyalogları ve daha niceleri oyunun hikayesini ortak bir şekilde anlatıyor. Bu yüzdene her detayı atlamadan oynamak, BioShock Infinite’in hikayesine biraz daha yaklaşmanızı sağlıyor.

Infinite’in hikayesi epey ağır ve bolca göndermelerle dolu. Göndermelerin tamamını anlamak için birçok konuya özellikle İngilizce olarak hakim olmak gerektiğinden birçok oyuncunun hikayeyi pek de anlayamadığını ya da eksik kaldığını görebilirsiniz. Bu konuda yapacak bir şey yok, üzülmenize de değmez. Amerika tarihi, insanlık, ırkçılık, inanış, din felsefesi ve daha benzer birçok konuda göndermeler ve gerçekten önemli, aslında hayatta bazen karşılaştığımız sorular oyunun hikayesinde yer alıyor.

Spoiler vermeden anlatmaya çalışıyorum çünkü oyunun aslında büyük kısmını hikaye oluşturduğu için söylenebilecek herhangi bir spoiler, tadın azıcık kaçmasına sebep olabilir. Bu yüzden de biraz hikayenin etrafından dolanarak karakterlere ve oynanışlara geçmek istiyorum. Oyunda Booker DeWitt isimli bir karakteri yönetiyoruz. Eski Amerikan süvarisi olan Booker, yanlış kişilere borçlanınca kendini kiralık katil olarak bulur. Ödeyemeyeceği borçların altında kalan Booker bir anlaşma yapar, Columbia’da bulunan Elizabeth isimli kızı getirirse borçları tamamen silinecektir. Hayatını geri kazanmak için tek şansı olan Booker, kızı getirmek için yola koyulur.

Oyun ilk BioShock gibi deniz fenerine yolculukla başlıyor. Fakat bu sefer deniz fenerinden yukarı fırlatılarak Columbia’ya geliyoruz. Mesih Comstock’un kurduğu ve yönettiği uçan şehir Columbia’da her şey bizim için güzel başlasa da muhteşem şehir bir anda karanlık yüzünü bize göstermeye başlıyor. Kendimizin herkesin kaçındığı False Shepherd olduğunu öğrenmemizden sonra aslında biz de kim olduğumuzu aramaya bunu yaparken de Elizabeth’i bulmaya çalışıyoruz.

Baştan beri gizemli konumda olan Elizabeth, daha ilk gördüğümüz anda gizemini arttırıyor. Oyunun ortasında kavuştuğumuz Elizabeth ile sonuna kadar birlilkte ilerliyor olsak da gizemi giderek artıyor, karakteri çözmek pek mümkün olmuyor. Zaten oyunun sonunda da her türlü ters köşeye yattığımız için hikaye kafada biraz dağınık halde kalıyor. Oyundan sonra oturup biraz üzerinde düşünerek taşları ard arda oturtmak gerekiyor.

Elizabeth, farklı kapılar açabilen, farklı dünyalardan bulunduğumuz zamana destek olacak materyaller taşıyan ve bir kapı bulduğunda bunu açarak farklı boyuta geçmemizi sağlayan bir kız. Burası bile aslında gizemini BioShock Infinite oyunu boyunca korumasını sağlıyor. Fakat diğer bir nokta ise mesih ilan eden Comstock’un neden Elizabeth’i tutsak ettiği. Ona yeterince iyi bakılmasına rağmen neden gözetimde ve neden tutsak kalıyor soruları sürekli olarak oyunda aradığımız cevaplardan biri. Tabii Comstock da kendi gizemini koruyan adamlardan biri. Oyun ilerledikçe ve detaylarla vakit geçirdikçe ikisini de daha detaylı tanıyabiliyoruz.

Columbia, farklılığını bize de yansıtıyor ve Booker’ın değişmesine sebep oluyor. Karakterinden öte Vigor denilen özel güçlerle de farklı bir güce dönüştürüyor. Vigor’lar aslında ilk oyunlardaki Plasmid’lerin aynısı. Sıvı yoluyla tüketilen Vigor’lar ile değişik güçler kazanabiliyoruz. Bu güçleri de yine bu güce sahip birilerini öldürerek ya da etrafı araştırken bulduğumuz şişelerden kazanıyoruz. Hepsi farklı güçler ve özelliklere sahip olduğu için aslında oynarken kendi oyun stilinize ve taktik anlayışınıza göre kullandığınızı belirteyim. Zira her Vigor kullanımı Salt barından yiyor ki bu barı doldurmak için de çevreyi dolaşıp maddeler tüketmek gerekiyor.

Etrafta bulunan yiyecekler ile sağlık ve salt barını geliştiriyor ya da azaltıyoruz. Örneğin sigara içmek sağlıktan götürüyor. Alkol de sağlıktan götürüp Salt barına yarıyor. Tam tersi oldukça faydalı yiyecekler de mevcut. Bunları masalardan, yerlerden, adamların üzerinden, çöp kutularından, banklardan bulabiliyoruz. Medkit olmayan her yerde az da olsa katkı sağlıyor, fakat o katkı hayat kurtarabiliyor. Bu ikili dışında bir de zırhımız var. Zırh, sağlık ya da salt barının kapasitesini arttırmak için de etrafta bulduğumuz Infusion’ları içmemiz gerekiyor. Infusion bulduğumuzda bize üç seçenek arasından hangisini geliştirmem istediğimiz soruluyor. Bu da oyun içindeki taktiğinize göre belirlemeniz bir durum. Oyun içinde hiç Infusion bulamamanız da olası, bu yüzden bolca etrafı gezmek, bazı sandıkları açmak, gerekire haritada geriye dönemek gerekebiliyor. Kapalı bir sandığın anahtarı epey ilerde bulunuyor, açmak için de geri dönmek gerekiyor.

Bunların yanı sıra Elizabeth’in kilit açma özelliğinden yararlanmak için lockpick’ler topluyoruz. İlk başta yeterince hatta sınırlı sayıda bulurken oyunun ilerleyen bölümlerinde epey fazla bulunuyor. Benim gibi her köşeyi arayan biriyseniz 30 lockpick sınırıyla gezebiliyor, kasa bulduğunuzda açmaktan çekinmiyorsunuz. Lockpick yeterli sayıda olmadığı zaman Elizabeth o kapı ya da kasayı açamıyor, içindeki ekstra para ya da infusion’dan mahrum kalıyorsunuz.

BioShock Infinite’da genelde normal hikaye modunda karada ilerliyoruz fakat birçok durumda da kancayla hareket etmemiz gerekiyor. Kancamızla Sky-Line hatlarına tutunarak iler iya da geri hızlı ya da yavaş gidebiliyoruz. Kancayla giderken elimizde tabancayla etrafa dehşet de saçabiliyoruz. Pek zor olmayan bu sistem ile taktik geliştirip çatışmalarda avantajınızı kullanabilirsiniz. Tabii oyun ilerledikçe Sky-Line’ı kullanan bir tek siz olmuyorsunuz.

Columbia’ya ayrı bir parantez açmak lazım. Aslında ayrı bir yazı bile Columbia’ya yakışır ancak yazıyı çok da uzatmamak için paragrafla idare edeceğim. Amerika tarihine ve dine göndermelerle süslü Columbia, havaya inşa edilmiş harika bir uçan şehir. Songbird isminde bir de devasa koruyucu kuşa sahip. Zaten Comstock’un büyük gücü de buradan geliyor. Muhteşem sokakları, caddeler, dükkanları ve manzarası bulunan Columbia, bir noktadan sonra cehenneme dönüyor. Dönmesinde tabii bizim yol açtığımız yıkım gücünün etkisi yüksek. Her yer 1912’nin tasarımına oldukça uygun. Eski tarzda posterler, dükkanlar, heykeller süper tasarlanmış. Ayrıca etrafta bulunan teleskoplarla şehrin güzel ayrıntılarını da inceleyebiliyoruz.

BioShock Infinite grafikleri için iki ayrı cümle kurmak gerekir. Yüksek boyutuyla bilgisayarda ekstra grafik paketleriyle gelen BioShock Infinite, yeterli ekran kartı ve sisteminiz varsa muhteşem bir görsel şölen sunuyor. Görsel şölen, atmosferle birleşince etkisinden kolay kolay çıkamayacağınız bir durum yaratıyor. Öte yandan ben oyunu PlayStation 3’te oynadım ve PSN üzerinden satın aldım. 6.5 Gb. gibi bir boyuta sahip olan oyun, PC’deki eksra grafik paketinden mahrum olarak geldi. Yine de muhteşem bir görsele sahip olduğunu söylemem gerek. Ama PC’nin görüntülerini görünce yanında sıfır kaldı. Sesler, müzikler, ses kayıtları, efektler oyunun en iyi yanlarından biri.

PC, PlayStation 3 ve XBox 360 için piyasaya çıkan BioShock Infinite, sadece bu dönemin değil, bu yılın en iyi oyunu olmaya şimdiden çok yakın durumda. Ayrıca oyun tarihine adını altın harflerle yazdırarak serinin ulaştığı başarıyı biraz daha yukarı taşımayı başarıyor. Senaryoya önem veren biriyseniz mutlaka oynamalısınız. Aksiyon oyunlarının bağımlısıysanız da BioShock senaryoya önem vermeyerek oynayanların aksiyon duygusunu doyuracak kalitede.

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...