İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Diablo 3: Reaper of Souls İnceleme

Günümüzde artık oyunculuğun gidişatı ciddi anlamda tartışılmaya başlanmış bir konudur. Aslına bakarsanız bu yeni gerçekleşmiş bir tartışma değil ama oyun firmaları bu tartışmaları daha da alevlendirebilmek adına uğraş veriyor gibi görünüyor. Örneğin Ubisoft firmasının bu satırlar yazılırken yaptığı bir açıklama, ateşe körükle gitmenin sözlük karşılığı olarak tam karşımızda duruyor. Assassin’s Creed serisini her yıl çıkarmamaları için “enayi” olmaları gerektiğini söylemelerinden bahsediyorum tabii ki.

Gördüğünüz üzere artık oyun dünyasında başarılı projeler eskisi gibi onurlandırılmak yerine, devam oyunlarıyla kalan son haysiyet kırıntıları da ellerinden alınıyor. Çünkü başarılı bir oyuna imza atmışsanız, kendinize sağlam bir hayran kitlesi ediniyorsunuz ve doğal olarak bu hayran kitlesine serinin ikinci halkasını biraz kaba bir tabir de olsa ‘kakalamak’ rahatlıkla mümkün oluyor.
Blizzard günah çıkarıyor

Konuya neden böyle bir giriş yaptığımı hemen açıklayayım. Blizzard firması da az önce bahsettiğimiz kriterlere uygun bir duruş sergileyerek bizleri Diablo 3 ile buluşturdu. Aslında oyun ‘o kadar da’ kötü değildi ama zaten sorunlarla başlayan hayatı, Blizzard’ın oyunculardan biraz daha para emebilmek adına ortaya çıkardığı Auction House ve Real Money Auction House sistemleriyle tam anlamıyla yere çakıldı. AH ve RMAH olarak adlandırabileceğimiz bu iki sistem hizmete girene dek aylarımızı verdiğimiz Diablo 3, bir anda çekiciliğini tamamen kaybetti denebilir.

Bunun sebebi ise son dönemde en büyük şikayet sebeplerinden biri olarak görülen ‘Pay to Win’ yani başarılı olmak için gerçekten para harcamanız gereken oyun türlerinden birine dönüşmüş olmasıydı. Oyuna yeni başlayan biri bile RMAH’a girip yüzlerce Euro para harcadıktan sonra rahatlıkla Inferno modunu temizleyebiliyordu. Bu durumda saatlerimizi harcayıp eşya çıkarmamızın hiçbir anlamı kalmamıştı. Eh, zaten düşük olan eşya düşme yüzdelerini de hesaba katarsak, Diablo 3 bizler için kapanan bir defter haline gelmişti.

Ardından Blizzard durumu kurtarmak için birçok yol denedi. Paragon seviyesi gibi sistemler de Diablo 3′ün düşüş hızını yavaşlatamayınca, Reaper of Souls adındaki kurtarıcılarına sarıldılar. Aslına bakarsanız bunu yaparak belki de tarihlerinin en mantıklı kararlarından birine imza atmış oldular denebilir. Çünkü Reaper of Souls, Diablo 3′ü olması gereken hale yani köklerine geri döndürüyor. Bu olayın gerçekleşmesinin arkasındaki isim ise Jay Wilson. Kendisine bir hayli teşekkür etmeniz gerekiyor çünkü konsol sürümünde başarılı olduktan sonra Diablo 3 markasının başına getirilen Wilson, oyuncuların nerede sıkıntı yaşadıklarını çok iyi analiz etmiş birisi.

Bu arada Diablo 3′e Reaper of Souls sayesinde gelen neredeyse tüm yeniliklere Reaper of Souls’u satın almadan da ulaşabileceğinizin altını çizmek istiyorum. Evet yanlış duymadınız, Blizzard’ın Diablo 3′ü hak ettiği üne kavuşturma çabası, Diablo 3′e gelen 2.0.1 yaması ile zaten harekete geçmiş bir plan. Tabii bu yamayı yayımlamak için Reaper of Souls’un çıkışını beklediler, ki bu normal karşılanabilir bir durum.

“Reaper of Souls’u neden alayım yahu o zaman?” sorusuna yanıtım ise tabii ki hazır. Zira elimizde oyundaki level sınırının 10 artırılarak 70′e yükseltilmesi var. Bu zaten başlı başına yeni bir yetenek ve daha güçlü karakterler anlamına geldiği için pek de kısa olmayan bir oynanış süresi vadediyor. Ayrıca Paragon seviyesinin sınırını da 100′den sınırsız hale getiren Blizzard, oyunu bitirenlerin sonsuza dek Diablo 3 oynayabilmesine olanak tanımış durumda. (Sonuncusu Reaper of Souls oynamayanlara da etki ediyor ama çaktırmayın.)

Melekler ve şeytanlar arasındaki ebedi savaşı sona erdirmek isteyen Malthael ile Nephalem’in yolları kesişir ve son büyük savaş başlar.

Ayrıca tabii ki elimizde bir yeni karakter sınıfı ve bir de yeni hikaye modu bulunuyor. Diablo 3: Reaper of Souls hikaye modunun yeni olması oyuna bir Act 5 eklenmesi anlamına geliyor. Zaten Diablo 2 için de aynı sistem uygulanmış ve Baal ile karşılaşmamız sağlanmıştı. Şimdi de karşımızda eski Başmelek Malthael var.

Diablo 3: Reaper of Souls oyununa Adventure Mode adı verilen ve sınırsız şekilde farm yapabileceğiniz bir mod da eklenmiş durumda. Bu saydıklarım yalnızca Reaper of Souls ile gelenler. Diğer yenilikler ise zaten daha önce yayımlanan yamalarla eklenen Loot 2.0 sistemi (daha mantıklı bir item drop anlamına geliyor.) ve en önemlisi de Auction House’un tamamen kaldırılmış olması. Yani artık para ödeyip karakter yapmak yok ve eğer Diablo 3 oynayacaksanız, farelerinizi eskitmeye şimdiden hazırlanın.

Akıllı Loot sistemi, mutlu Diablo’cular demektir…

Madem Loot 2.0′a yanlışlıkla da olsa girmiş olduk, hemen ne anlama geldiğini açıklamak istiyorum. Loot 2.0′ı özetlersek, oyuna her girdiğinizde minimum bir saatinizi harcamanız durumunda, karakteriniz için oldukça iyi denilebilecek düzeyde bir eşyanın çıkmasının garanti olması anlamına geliyor. Zaten bir süre oyunda vakit geçirdikten sonra karşınıza eskiye oranla çok daha fazla Rare ya da Legendary eşya düştüğünü farkedeceksiniz.

İşin daha da güzeli ise bu eşyaların oynadığınız karakterin sınıfına göre ayarlanarak düşmesi. Yani Barbarian sınıfıyla oynarken karşınıza sürekli olarak Wizard eşyaları düşemeyecek. Ayrıca eşyaların da makul şekilde yetenek puanı vermesi sağlanmış. Bu da ortalıkta artık 250 Intelligence veren Legendary Barbar kemerleri göremeyeceğiniz anlamına geliyor.

Eşyalara eklenen yeni özellikler sayesinde Diablo 3′e bakış açınız da komple değişecek diyebilirim. Çünkü artık eşyalar karakteriniz üzerinde çok daha önemli etkilere sahip denebilir. Bunda değiştirilen Stat sisteminin de etkisi olduğu gibi, eşyaların yeteneklerinize yaptığı etkiler sayesinde eski karakter build’lerini komple hafızanızdan silmeniz gerekecek. Çünkü bazen karşınıza çıkan bir eşya sayesinde bütün yeteneklerinizi bile değiştirmek zorunda kalabilecek, oynayış şeklinize en baştan şekil vereceksiniz.

Bu kadar şeyi anlattıktan sonra sistemin kötü bir yanını da hemen aradan çıkaralım. Zira artık Legendary eşyalar hesabınıza işlenecek şekilde ayarlanmış durumda. Her ne kadar eşya ilk düştüğünde partinizdeki diğer kişilerle takas yapabiliyor olsanız da, Blizzard ben kazanmıyorsam kimse kazanmasın diye düşünerek eşya takasını neredeyse tamamen ortadan kaldırmış durumda.

Tabii ki çok iyi eşyaları hiç kullanmadan satmanın bir yolunu bulacak insanlar olacaktır ama yine de Diablo 3 üzerinden para kazanmak artık imkansıza yakın bir hale geldi denebilir. Eğer bir set tamamlamak istiyorsanız, Diablo 3′ü oynamak ve bir yandan da setinizin eksik parçasının düşmesi için dua etmeniz gerekiyor.

Diablo 3: Reaper of Souls İnceleme

Yine de konuyu özetleyecek olursak, Loot için Diablo 2′ye saatlerini veren Diablo hayranlarının bu yeniliklere hemen alışacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Yani bu durumu bir eksi olarak görmek yerine, çekirdek Diablo oyuncuları için bulunmaz bir nimet olarak değerlendirebiliriz. Çünkü saatlerce oyun oynayıp tamamladığınız bir seti başkasında görme olasılığınız bir hayli düşük hale geldi. Tabii ki pişti olacağınız durumlar olacaktır ama yine de karşınızdaki insanın da o seti yalnızca bileğinin hakkıyla kazandığını bilmek içinizi rahatlatacaktır.

Klasik Diablo oyun tarzı bildiğiniz gibi üç zorluk seviyesinden oluşurdu. Diablo 3′te de aynı sistem vardı ama dört zorluk seviyesine yükseltilmişti ve Normal, Nightmare, Hell ve Inferno modlarını sırayla bitirmeniz gerekiyordu. Her seferinde oyuna yeniden başlayarak dört Act’i de bitirmeniz bekleniyordu. Reaper of Souls ile birlikte artık oyundaki zorluk seviyesi sizin tercihinize bırakılıyor denebilir. Torment adlı beşinci zorluk seviyesinin eklenmesi ve Torment’in kendi içerisinde altı farklı ayarı bulunması nedeniyle artık 10 farklı zorluk seviyemiz olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bir de üzerine Adventure Mode’u eklediğimizde eğer Act 5′i bitirirseniz sonsuza kadar Diablo 3 oynamaya devam edebileceğinizi de görmüş olacaksınız.

Peki nedir bu Diablo 3: Reaper of Souls Adventure Mode? Bu moda girdiğinizde karşınıza sürekli olarak rastgele senaryolar gelecek. Aslında mantık biraz Diablo 2′de sürekli değişen harita mantığına benzetilebilir. Fakat oldukça farklı olduğunu da belirtmem gerek. Çünkü oyuna girdiğinizde size belli bir görev veriliyor ve aslında bu görevin normal modda oynadığınızdan pek bir farkı yok gibi görünüyor. Tek fark bu görevleri gerçekleştirmenin çok daha zor olması. Ayrıca normal moda göre çok daha garip görevlerle karşılaşacağınızı da bilmelisiniz. Bir de işin içine Nephalem Rift eklendiğinde bundan sonraki ömrünüzü sadece Diablo 3 oynayarak geçirebileceğiniz kadar uzunlukta bir oynanış süresi vaadi ile karşı karşıya kalıyoruz.

Bütün yolların sonu ölüme çıkar…

Nephalem Rift sizi rastgele bir zindana sokuyor ve içerisinde gerçekten kesmesi çok zor olabilecek yaratıklar yer alıyor. Eşya düşürme şansınız olduğu gibi fazlasıyla experience kazanacağınızı ve bu sayede Paragon seviyenizi ilginç rakamlara taşıyabileceğinizi de hatırlatayım.

Reaper of Souls’un oyuna kattığı en büyük yeniliklerden biri de yeni karakter sınıfımız Crusader olarak göze çarpıyor. Beta döneminde deneme fırsatı bulanların fazla güçlü olduğunu iddia ettiği Crusader sınıfını hiç ama hiç beğenmediğimi hemen söylemeliyim. Ha zaten Diablo 2′de de Paladin sınıfını hiç sevememiştim ve Crusader direkt olarak olmasa da Paladin’in uzaktan akrabası gibi duruyor.

Yetenekleri o kadar yetersiz ki, birçoğunun üzerinden geçilmesi gerekiyor. Neredeyse hiç kullanmayacağınız birçok yeteneği var ve Blizzard’ın bu karakteri hazırlarken üzerinde o kadar da düşünmediği hissiyatı yaratıyor. Açıkcası yeni bir deneyim olması açısından Crusader sınıfı ile oyuna sıfırdan başlayabilirsiniz ama tavsiye edip etmediğimi soracak olursanız, uzak durun demek zorunda kalacağım.

Crusader ile birlikte Act 5′ten de biraz bahsedelim ve daha sonra da teknik özelliklere geçerek incelememizi noktalayalım. Act 5′in Westmarch’ta başlayan hikayesi, Malthael’in insanlığın kökünü kazımaya karar vermesiyle birlikte iyice şenleniyor. Çünkü Malthael ve melekler, Black Soulstone’un cennete getirilmesinden insan ırkını sorumlu tutuyor. Ana oyunda kanatlarını söküp atan Tyrael, insanlardan güçlü bir ordu toplayıp Black Soulstone’u cennetten çalıp Rakkis’in mezarına saklamaya çalışır. Fakat karşısına tahmin edebileceğiniz gibi Malthael çıkar ve şeytanlar ile melekler arasında süren Ebedi Savaş’ı sona erdirmeye karar verir.

Malthael’in Black Soulstone’a çökmeye çalışırken bir yandan da insan ırkına niye uyuz olduğu ile ilgili bilgileri oyunu oynadıkça göreceğinizi de belirtmek istiyorum. Bütün hikayeyi anlatıp, oldukça güzel hazırlanmış Act 5′in büyüsünü bozmak gibi bir niyetim yok. Fakat şunu söyleyebilirim ki, Diablo 3′ün ana hikayesinde saçma bulduğunuz çoğu şey düzeltilmiş ve akla mantığa uygun hale getirilmiş.

Karanlık geri döndü…

Aslında Diablo 3: Reaper of Souls oyununun grafiklerinden falan bahsetmek gibi bir niyetim yoktu. Çünkü pek bir gelişme olacağını düşünmüyordum açıkcası. Fakat Reaper of Souls’a giriş yaptığım anda belki de Diablo 3′ün en büyük tepki alan yanlarından biri olan renk paletinin nasıl değiştiğine tanıklık etmiş oldum. Haliyle hakkında da konuşmak gerekiyor.

Diablo 3′ün özellikle beta aşamasından sonra neden olduğu bilinmeyen bir şekilde renklendirilen ve hatta cıvıl cıvıl hale getirilen grafiklerini hatırlarsınız. Reaper of Souls bu duruma da el atmış durumda ve artık her yer olması gerektiği kadar karanlık hale gelmiş. Grafik anlamında herhangi bir gelişme olmasa da renk paletinin beklenen şekle dönüşmesi çok sevindirici.

Animasyonlar konusunda ise Crusader sınıfının sıkıntılı olduğunu belirtmek istiyorum. Yetenekleri yavan olan Crusader’ın animasyonları da bir o kadar dandik hazırlanmış. Bu animasyonlar hazırlanırken Blizzard’ın animasyon ekibi ne düşünüyormuş ya da ne içiyormuş merak ediyorum. Yamayla da bir yere kadar düzeltilebileceğini düşündüğüm için Crusader sınıfı lanetlenmiş gibi oldu benim için.

Bir de müziklere değineyim ve geçeyim son sözlerime. Diablo 3′ün eleştirilmeyen hiçbir yanı kalmadığı için tabii ki müziklerine de laf söylenmişti. Benim için çok büyük bir problem teşkil etmiyorlardı çünkü genellikle oyunu bitirdikten sonra müzikleri kapatıp kendi müziklerimle oynamayı tercih ederim.

Fakat Reaper of Souls’un ana oyuna oranla çok daha başarılı müzik tercihleri olduğu da bir gerçek. Yine de defalarca dinlemek insanı kusma noktasına getirecektir ama en azından birkaç zorluk seviyesi boyunca sıkılmadan dinleyebilirsiniz. Özellikle Malthael ile dövüştüğünüz sahnede çalan müziğe de dikkat etmeniz gerekiyor denebilir.

Diablo 3: Reaper of Souls, babası olarak adlandırabileceğim Diablo 3′ün yaptığı tüm hatalardan ders çıkarmış, iyi yetiştirilmiş bir çocuk gibi. Babası hayatınızdayken yaşattığı tüm sıkıntılar, Reaper of Souls ile yerini şenlik havasına bırakıyor.

Açıkcası Diablo 3′e şans verip katlanabildiyseniz, Reaper of Souls sizi onurlandırmak istiyor. Fiyatı göreceli olarak biraz pahalı gibi gelebilir ama Diablo açlığınızı Diablo 2: Lord of Destruction ile bastırmaya çalışanlardansanız, Reaper of Souls’u satın aldığınızda hayatınızda yeni bir dönem başlayacak. Mutlaka oynayın!

Artıları: Diablo 3’ün bütün eksiklerini kapatmış durumda. Act 5’in hikayesi ve hikayenin işlenişi akıllıca hazırlanmış. Loot 2.0 sistemi ve Paragon seviyesinin sınırsız hale gelmesi aylarca sürecek bir oynanış anlamına geliyor. Daha birçok artısı bulunuyor ama say say bitmeyecek gibi görünüyor. Siz en iyisi incelememize göz atın.

Eksileri: Crusader sınıfı üstün körü hazırlanmış gibi. Animasyonları konusunda da büyük sıkıntılar var. AH ve RMAH’ın kapatılması bazı “Pay to Win” oyuncuları için eksi olarak görülebilir. Ticaret sistemi tamamen yok edilmiş.

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...