İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Far Cry 3 İnceleme

Yapım ve dağıtımı Ubisoft tarafından gerçekleştirilen ve 30.11.2012’de XBox 360, Playstation 3, PC’ye çıkarılan Far Cry 3’ü inceliyoruz. Crysis’in arkasındaki Cevat Yerli liderliğindeki ekip Far Cry’ı yaptıktan sonra başka mecralara dalınca Ubisoft’un elinde Far Cry’ın sadece ismi kalmış, o da bu ismi alarak aslında rahatlıkla “Africa Diaries” gibi (tamam, bulamadım şimdi isim, gülmeyin) daha uygun bir ismi olabilecek, politik anlamda gri ve çift taraflı hikayesiyle övülen ancak fazla gerçekçi olmaya çalışıp bu sebepten dolayı tüm oynanıştan ödün vermesi yüzünden eleştirilen (elbette git git bitmeyen, bir görevden diğerine giderken anamızın ağlamasına sebep olan 50 kilometre karelik gereğinden fazla büyük oyun alanını da unutmamak lazım) Far Cry 2′yi piyasaya sürmüştü. Dediğim gibi, özellikle politik anlamda birçok oyunun “suya sabuna dokunmayayım” mantığından cesur bir biçimde sıyrılan ancak oynanış mekanikleri ve sık sık kendini tekrar etmesi sebebiyle fazlasıyla sorunlu ve öldürücü derecede sıkıcı bir deneyimdi Far Cry 2.

Far Cry 3 ile birlikte Ubisoft doğru yönde bir adım atıyor ve Far Cry 2′yi boğucu yapan her şeyi; gereksiz derecede büyük haritayı, paslanıp çalışmaz hale gelen silahları, tekrar spawn olup duran düşmanları, fazlasıyla kendini tekrar görevleri ve görevler arasındaki “bir şeyler yapmaya zorlandığınız” uzun boşlukları bir kenara atıyor. Üstelik bu sefer oyun alanı içerisinde kesinlikle zorunlu olmayan, dilerseniz yapabileceğiniz “bir şeyler” ilk oyunun aksine fazlasıyla eğlenceli ve tatmin edici.

Far Cry 3′ün ana karakteri Jason Brody, internet çağını sonuna kadar yaşayan, Facebook ve Twitter’ın aktif olarak kullanan bir amerikan genci ve sanırım bizim (80 sonundan 90 ortasına kadar) jenerasyonumuzu temsil ediyor. Jason, abisi Grant ve büyük kardeşi Riley ve arkadaşlarıyla birlikte eğlenmek için çıktıkları tekne gezisi sırasında dünyanın neresinde olduğunu bilmediğimiz ipsiz sapsız bir adaya, Rook adasına demirliyorlar ve Skydiving sırasında adada bulunan köle ticaretiyle meşgul olan korsan organizasyonunun ortasına düşüyorlar. Korsanların lideri Vaas (oyunun kapağı da dahil olmak üzere tüm promosyonel video ve fotoğraflarda yer alan bu kötü karaktere diğer kötü karakterlerle birlikte değineceğiz) Jason da dahil olmak üzere tüm ekibi ailelerinden fidye alıp daha sonra da yine de köle pazarına satmak için tutsak ediyor. Elbette Jason bir şekilde ellerinden kurtuluyor, spoiler’a gireceği için söyleyemeyeceğim bazı şeyler oluyor, Jason korsanlara büyük bir kin güdüyor, Vaas’ı öldürmeye yemin ediyor ancak tek bir sorun var: Kendisi şimdiye kadar tek bir kurşun dahi sıkmamış bir adam, Vaas gibi emrinde binlerce korsan olan ve yıllarını savaşmakla geçirmiş bir adamı nasıl öldürebilir ki? Far Cry 3; Jason’ın bu başlangıç noktasından, Vaas’ı elimine edecek güce ve daha fazlasına ulaşma hikayesini anlatıyor.

Far Cry 3 İnceleme

Far Cry 3′ün bu hikayeyi ne derece güçlü ve etkili anlatabildiğine daha sonra değineceğiz, öncelikle adada yapabileceklerinizden bahsedelim biraz. Far Cry 3 bir FPS olmasına rağmen aslında fazlasıyla bir Elder Scrolls RPG’si gibi işliyor: Size bir dünya veriyor ve “şurada bir ana görev var ama yine de sen git, istediğini yap” diyor. Elbette yan görevler ve anlatım içeren içerik Elder Scrolls serisi kadar geniş çaplı değil ancak bir FPS oyunu için fazlasıyla doyurucu olduğunu söylemeliyim. İsterseniz geyik avlayıp derisiyle çanta yapabiliyorsunuz (evet, oyunda farklı hayvanlardan ve bitkilerden farklı eşyalar ürettiğiniz bir üretme sistemi var), isterseniz düşmanların (“düşman” diyorum zira oyundaki tek düşmanlarınız, adadaki tek opresif güç korsanlar değil, oyunda ilerledikçe diğerleriyle karşılaşacaksınız) ele geçirip haberleşmeyi kısıtladığı radyo kulelerini aktive ederek bir bölgedeki düşman etkisini azaltabiliyor ve/veya bir bölgeyi düşmanların elinden kurtarıp adanın yerlilerine, Rakyat savaşçılarına teslim edebiliyorsunuz, isterseniz de bunların hiçbirisini yapmayıp sadece adayı keşfedebiliyorsunuz. Ada ilk oyundaki kadar büyük ve geniş değil, içerik bulunduran, görev başlatan bölgeler birbirine çok daha yakın ve bu kesinlikle ilk oyunun üzerine güzel bir geliştirme olmuş, ikinci oyundaki git git bitmeyen harita harita ciddi anlamda işkence çektiriyordu insana. Ayrıca ilk oyunun ada setting’ine dönülmesi de iyi olmuş bana kalırsa. Neden diye sorarsanız, iç açıcı bir setting, bir kaç dakika önce adamları silahla tararken daha sonra kuşlar, böceklerle başbaşa kalmak, o kontrast güzel bir duygu bana kalırsa. Ya da bilmiyorum, benim tatile gitmeye ihtiyacım var galiba.

Az çok aktivitelerle ilgili kafanızda bir şeyler şekillendiğini umuyorum ve oyunun hikaye anlatma tarzına, Jason’dan deli korsan Vaas’a, küçük kardeş Riley’den adanın köle ticareti patronu Hoyt’a kadar karakterleri nasıl işlediğine geçiyorum. Şimdi, söylemeliyim ki, hayal kırıklığına uğradım. Özellikle oyunun konuşma tarzlarıyla, sesleriyle bu güçlü karakterleri harcayış şekli gerçekten kötü anlamda bayağı bir başarılıydı. Vaas başarılı ve etkileyici bir kötü karakter ama bir kaç karşılaşmadan başka görmüyoruz ve hiç bir zaman tam anlamıyla potansiyeline ulaşmadan, siz ne olduğunu anlamadan hikayeden çıkıp gidiyor, “nasıl yani” diye kalakalıyorsunuz, derken hikayeye Hoyt giriyor, onunla da daha yeni tanışmışken o da gayet etkileyici olmayan, hatta kötü denebilecek bir şekilde hikayeden ayrılıyor ki bu noktalarda oyunun sonlarına doğru yaklaşmış oluyorsunuz zaten. Zaten hikayenin anlatım tarzında, sürekli kendisini Alis Harikalar Diyarı’nda zannedip her yeni bölümde o hikayeden alıntılar sunmasında hikayenin daha da derinleşeceği imasında bulunuluyor ancak hikaye bir türlü tam olarak derinleşemiyor. Aynı zamanda oyunun iki sonu var ve seçeneklerden birisi inanılmaz derecede saçma, karakterin yapacağı bir şey değil, neden o seçeneğin orada olduğunu bile anlamadım açıkçası.

Doğruyu söylemek gerekirse ben oyun bittiğinde gerek oyunun bir türlü ima ettiği şekilde derinleşmemesi, gerekse de oyunun iki sonunun da inanılmaz derecede aceleye gelmiş ve kısa olması yüzünden büyük bir hayal kırıklığı yaşadım, bu konudaki deneyiminiz benimle aynı olur mu bilemem elbette.

Far Cry 3 İnceleme

Oyunun bir de coop ve rekabetçi çokluoyuncu modları bulunuyor. Far Cry 3 coop modunda ana hikayeden bağımsız olarak Callum adında İsveçli bir sokak serserisi, Leonard adında ruhsatı elinden alınmış eski bir polis, Mikhail adında rus bir kiralık katil ve Tisha adında bir eski askerden oluşan ve gemiyle okyanusta yol aldıkları sırada kaptanları tarafından Rook adasının yakınlarda köle ticareti yapan korsanlara satılan ve kaptanı öldürüp intikamlarını almaya yemin etmiş ekibi oynuyoruz. Evet, yaklaşık altı saat süren ve kendi hikayesine sahip, oldukça zevki dört kişilik bir coop modu var Far Cry 3′ün. Adamlar üşenmemiş, ne diyebilirim ki. Genelde beş, şanslıysak altı saatlik tek kişilik ve/veya anlatıma sahip içeriği olan FPS oyunlarına alışmış bizleri içeriğiyle şımartan bir oyun Far Cry 3.

Yukarıda da bahsettiğim rekabetçi çokluoyuncu modu ise tüm bu içeriğin içerisinde en zayıf olanı ancak bu yeterli olmadığı anlamına gelmiyor. Modern çokluoyunculu FPS’lerdeki “Loadout”lar, “perk”ler burada da var, haritalar güzel, aksiyon güzel, oyun modları takım çalışmasına yönelik ve oyunun sonunda raundun birincisi karşı takımın birincisine bir ara sahne eşliğinde istediğini yapıyor ancak yine de bu modlar pek “özel” değil. Böyle bir oyun moduna ihtiyacınız olduğunda, biraz girip bir kaç adam öldürmek istediğinizde ihtiyacınızı karşılayacak, yeterli bir rekabetçi çokluoyuncu modu var Far Cry 3′ün. Ancak zamanla sunucular boşalır mı bilemem, şu anda bile oyuncu bulmakta zorlandım açıkçası.

Far Cry 3 İnceleme

İnanılmaz derecede içerik zengini, vereceğiniz parayı sonuna kadar hak eden bir yapım Far Cry 3. Anlatım sırasında defalarca ima edilmesine rağmen hiç bir zaman tam anlamıyla derinleşememesi, hikayenin sonunun tatmin edilememesi, kaliteli karakterlerin abuk biçimlerde harcanması oyunun can sıkıcı kısımları ancak içeriğin fazlasıyla zengin olması bu açıkları tam anlamıyla olmasa da azıcık kapatıyor diyebiliriz.

Genelde ana hikaye bittikten sonra bir oyuna nadiren devam ederim ancak buna rağmen Far Cry 3′e azıcık devam ettim ve vakit buldukça oynayıp bölgeleri ele geçirmeye, radyo kulelerini aktive etmeye, yan görevleri yapmaya devam edeceğim gibi duruyor. Bu kadarı bile Far Cry 3′ün içeriği hakkında çok şey söylüyor zaten. Sonuç olarak; her ne kadar inanılmaz derecede fazla içeriği olsa da iyi bir hikaye bekleyenleri doyurabilecek bir yapım değil Far Cry 3. Yine de oynanmaya değer olduğu kesin.

Sırası gelmişken deluxe versiyondan da biraz bahsedelim. Far Cry 3 deluxe versiyonunun en çekici kısmı elbette bu versiyonla gelen ekstra görevler. Ancak söylemeliyim ki lost expedition’lar ve monkey business inanılmaz derecede gereksiz ve oyun içindeki yan görevlerden farksız görevlerdi. hatta lost expedition’larda ve uplay puanıyla aktive edebileceğiniz testing unit görevinde sadece dışarı çıkabilmek için bir yer altı üssüne giriyoruz. Anlamsız, kalitesiz, verdiğiniz paraya kesinlikle değmeyecek görevler bunlar, dolayısıyla oyunun Far Cry 3 deluxe versiyonunu tavsiye edemeyeceğim açıkçası. Hele oyunun normal versiyonunda da fazlasıyla içerik olduğunu ve bu içeriğe ihtiyaç duymayacağınızı da hesaba katarsanız deluxe’ün gereksiz bir versiyon olduğunu anlamanız uzun sürmüyor. Yine de son karar sizin elbette. Far Cry 3 minimum sistem gereksinimleri: Intel Core 2 Duo E6700 veya eşdeğer AMD işlemci, 4 Gb. ram, NVidia 8-serisi veya AMD Radeon HD 2900 veya daha iyi ekran kartı, Windows XP ve üzeri

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...