İncelemeler
Hoşgeldiniz...
LEGO The Hobbit XBox 360 İnceleme

Yüzüklerin Efendisi serisini bilmeyen artık yoktur herhalde. Henüz izlememiş olsa bile en azından ismini ve konseptini duymuştur. Peter Jackson, Orta Dünya’da geçen, Yüzüklerin Efendisi’nden önceki hikayeyi anlatan The Hobbit serisini üçlemeyle tekrardan hayatımıza soktu. İlk iki filmi izledik, şimdi üçüncüsünü bekliyoruz. Bugüne kadar onlarca Yüzüklerin Efendisi oyunu oynadık ancak bir iki iOS oyunu dışında Hobbit döneminde geçen bir oyun oynamamıştık. Bu noktada da imdadımıza LEGO serisi yetişti.

90′lı yılların en popüler oyuncakları olan LEGO’lar, bir ara oyuncak döneminin değişmesi ve bilgisayara doğru kayılmasından dolayı popülerliğini kaybetmeye başlamıştı. Danimarkalı firma bu konuda iki çok önemli hamle yaptı. İlk olarak büyük markaların, karakterlerin, filmlerin LEGO hallerini tasarlayıp satmaya başladılar. Bu sayede filmin ya da karakterlerin hayranları, sevdikleri sahneleri alıp kendileri yapıp koleksiyonunu yapma şansına erişti. Diğer hamle ise bir anlamda “çocuklar oyuncak oynamak için bize gelmiyorsa, biz onlara gideriz” düşüncesi oldu. LEGO’lardan oluşan bir bilgisayar oyunu serisi yapıldı ve 2000′li yıllara tam anlamıyla damga vurdu diyebiliriz.

Daha önce bir iki yazıda daha LEGO oyunlarının kısa tarihine değinmiştim, bu yüzden bu sefer kısa geçeceğim. LEGO Star Wars oyunuyla başlayan seri, Indiana Jones, Batman, Marvel, Pirates of the Caribbean gibi serilerle devam etti. Yaklaşık 2 sene önce çıkan Yüzüklerin Efendisi ise (tam adıyla LEGO Lord of the Rings) Orta Dünya hayranlarının uzun bekleyişine çare olmuş ve en güzel Yüzüklerin Efendisi temalı oyunlardan biri haline gelmişti. Hobbit hayranlarının ise pek beklemesine gerek kalmadı çünkü Yüzüklerin Efendisi oyunundan 2 sene, Hobbit filminin de üçüncüsünden önce piyasaya çıktı.

Üçüncüsünden önce çıktığı için hemen kafada oluşan soruları önce yok edelim. İlk iki filmi izleyenlerin spoiler bulamayacağını belirtelim. Çünkü LEGO The Hobbit sadece iki filmin hikayesini içeriyor. Üçüncü filmin hikayesi oyuna DLC olarak sonradan eklenecek. Henüz bir çıkış tarihi olmasa da ya film ile beraber ya da seneye bu zamanlarda filmin Blu-ray’i ile beraber satışa çıkacaktır.

LEGO The Hobbit’in neden üçüncü filmden sonra değil de ikinci filmden sonra çıktığını soranlar içinse birkaç cevap olabilir. İlk olarak oyun, ikinci film olan Desolation of Smaug’un DVD ve Blu-ray’i ile hemen hemen aynı dönemde satışa çıktı. Amaç Hobbit evrenine dikkat çekmişken birbirinin promosyonunu yapmaktı. Diğer nedenlerden biri de oyunun sadece iki filmi konu almasına rağmen 10 saat gibi uzun bir oynanışa sahip olması. LEGO oyunlarının genelde aynı uzunluğa sahip olduğunu düşünürsek hikayeden kısmak yerine ana oyunu diğer oyunlarla aynı konsepte sokup DLC ile hikayeyi devam ettirmek istemiş olabilirler. Öte yandan isim değişikliği sebebiyle de iyi olmuş. There And Back Again yerine DLC artık The Battle of the Five Armies adıyla çıkacaktır.

LEGO The Hobbit XBox 360 İnceleme

Gelelim oyunun nasıl olduğuna. Eğer LEGO Lord of the Rings’i oynadıysanız pek yabancılık çekmeyeceğinizi belirteyim. Çünkü LEGO Hobbit, bu oyunun üzerine yazılmış diyebiliriz. Aynı tarz oynanışı temel almış ve benzer mekanlarda aynı yapılar kullanılmış. Oyunun başlarında yolculuğa çıkarken Bree’yi aynı şekilde tasarlanmış olarak gördüm. Oyunun başında içeri girmeye imkan yok, daha sonrasında belli karakterleri açıktan sonra bu yapılara girilebiliyor. Orta Dünya için hazırlanan texture’lar da bu oyuna uyumlu olduğu için LEGO Hobbit’in hazırlanması pek de uzun sürmemiş olsa gerek.

Aynı yapıyı kullanıyor olması tabii ki aynısının ısıtılıp önümüze sunulduğu anlamına gelmiyor. Öncelikle LEGO The Hobbit’in en önemli özelliği materyal toplayıp yeni LEGO’lar üretmek. Daha önce oynadığım son birkaç LEGO oyununda böyle bir özellik hatırlamıyorum, dolayısıyla bu oyunda ilk defa getirilen bir özellik. Etrafta parçaladığımız LEGO’lardan bazen parçalar çıkıyor; tahta, altın, halat, ekmek, havuç, balık, taş gibi. Bunları sınırsız bir şekilde topluyoruz çünkü Middle-Earth Event olarak karşımıza çıkan tüm Orta Dünya’lılar bizden bir şeyler istiyor. Bazıları sadece bana tahta ver sana tavuk budu vereyim diyor, bazıları ise bizden eksik eşya veya yapılarını tamamlamamızı istiyor. Bunların çoğu, LEGO hazırlama platformuna sahip ve hemen istediği yerin yanındaki platforma giderek istenilen malzemelere bakabiliyor, varsa elimizde hemen orada üretip verebiliyoruz. Karşılığında da ya farklı bir materyal ya da Silver Brick alıyoruz.

Yeni getirilen özelliklerden biri de bu platformlara malzemeleri koyduktan sonra bir LEGO yapma penceresinin çıkması. Burada parçalar hızlı hızlı gelip yapıyı tamamlıyor. Ancak bir anda durup bizden 8 LEGO parçasından hangisine ihtiyaç olduğunu soruyor. Biz de o parçayı hızlı seçip inşaata yardım etmek zorundayız. Çünkü yanlış seçim veya uzun beklemede 20 binden açılan bonus Lego parçası (parası da denilebilir aslında) düşmeye başlıyor. Hatasız ve hızlı seçimlerde 20 bin bonus alıyoruz ki bu da daha sonradan oyunla ilgili materyaller ya da yeni karakter açılımları için lazım oluyor. Bazen de yan görevlerde bir eşya istediklerinde platform yanlarında olmuyor. Böyle durumlarda Yüzüklerin Efendisi oyununda olan Blacksmith’lere gidip orada üretmemiz gerekiyor ki bu da eski oyundaki gibi yine malzemeleri koyup ateşe atıp daha sonra dövmemizle oluşuyor.

LEGO The Hobbit’in oynanışı iki türlü ilerliyor. Tıpkı diğer oyunlarda olduğu gibi ancak Yüzüklerin Efendisi’ne yine daha çok benziyor diyebilirim. Orta Dünya’nın LEGO hali karşımızda duruyor ve biz önce bölümü oynuyoruz, ardından da öteki bölüme kadar haritada serbest dolaşıyoruz. İstersek en başa geri dönebilir, istersek ilerleyen bölümlere devam edebiliriz. Bölüm noktalarına gelince yanlarındaki flamalardan eski bölümlere de zıplayabiliyoruz. Haritada serbest dolaşırken de malzeme ve LEGO parçasını serbest bir şekilde toplayabiliyoruz.

LEGO The Hobbit’in genel yapısı ise diğer LEGO oyunlarıyla aynı. Her bölümü bitirdikçe yeni karakterler açıyoruz, her karakterin kendine has farklı özelliği oluyor ve bazı LEGO’lar sadece belli karakterler tarafından parçalanabiliyor. Bu da haritada sürekli dolaşımı sağlıyor, hatta oyunun yüzde yüzünü açmak için oynanmış bölümlere tekrardan girmeye sebep oluyor. Okurken işkence gibi gözükse de pratiğe dökümü oldukça eğlenceli. Aynı zamanda oyunun süresinin de 10 saatten çok daha fazla olmasına sebep oluyor. Hatta yan görevler koşturur, eski bölümlerdeki kırılmayanları ilerleyen dönemde karaktere kavuşunca geri dönüp oynarsanız oyun 20 saat ve daha fazlası bir süreye kavuşuyor. Bu da bir oyun için bence fazlasıyla yeterli bir süre.

LEGO The Hobbit karakterlerinden bahsetmeye gerek var mı bilmiyorum. Oyunda 100 civarında karakter bulunuyor ki bunlara cücelerin genç halleri de dahil. Aynı zamanda Smaug, Azog, Gollum gibi karakterlerin de LEGO halleri oyunda yer alıyor. Mekanlar da aynı şekilde orijinaline uygun olarak tasarlanmış. Daha önce LEGO oyunu oynadıysanız zaten biliyorsunuzdur ancak oynamayanlar için belirteyim, mekanlar ya da haritalar tamamiyle LEGO’dan oluşmuyor. Çizim ile yapılan normal bir bilgisayar oyunu gibi texture giydirmeleri ve arkaplanlar var, üzerine sadece bazı eşyalar LEGO olarak yerleştiriliyor. Bu da oyunun grafik anlamında akıcı hale gelmesini sağlıyor ve göz yormuyor diyebilirim.

LEGO The Hobbit aksiyon anlamında Yüzüklerin Efendisi civarında dolanıyor. Bazı bölümlerde Ork’lar akın akın gelirken bazı bölümlerin aksiyon değer sıfıra yakın. Ancak LEGO The Hobbit’in getirdiği yeniliklerden biri de ikili dövüş sistemi. Bir karakterin yanına gidip B’ye basarak ya sırtına çıkıyor ya da kol kola giriyoruz. Böylece etraftakileri dönerek iki kişi pataklayabiliyor, büyük düşmanlara karşı da (troller gibi) iki kişi taktiksel olarak saldırabiliyor. Aslında büyük düşmanlara tek kişi bir işe yaramıyor da diyebilirim, yenmek için illa ikinciyi istiyor.

Gelelim LEGO The Hobbit müziklerine. Yüzüklerin Efendisi’nin ve Hobbit’in Howard Shore imzalı müziklerini kullanıyor. Bu sebeple oyun, filmin havasını tam anlamıyla yansıtıyor. Bazen Hobbit’in kendi müzikleri çalsa da ara ara kulaklar Yüzüklerin Efendisi’ni de duyuyor ki bunun sebebi başta belirttiğim oyunun LEGO Lord of the Rings’in üzerine yazılmış olmasından kaynaklanıyor. Yine de farkları bulunuyor elbette. Özellikle yeni nesil platformlara da (Xbox One ve PlayStation 4) çıktığı için grafik iyileştirmeleri bulunuyor. Oyun yeni nesilde, Xbox 360 ve PS3′e oranla daha keskin ve net görüntü sunuyor.

LEGO The Hobbit oyununun hikayesi, filmle aynı şekilde ilerlese de kendince kattığı farklılıklarla oynanmayı hak ediyor. Zaten tüm bölümlerde konuya espirili yaklaşımı bazen oynarken bana kahkaha attırdı. Bazı bölümlerde de espirili olmak için filmden biraz daha farklı anlatılıyor, her ne kadar sonucu aynı kapıya çıksa da. Seslendirmeler de yine bu şekilde komikliğe uygun olarak yapılmış. Bazı yerlerde ise direkt olarak filmden sesler alınmış.

Sonuç olarak LEGO serisini seviyorsanız zaten kaçırmayın derim, diğer yandan da Yüzüklerin Efendisi’nin LEGO halini sevdiyseniz bu oyun aynı havayı devam ettiren başarılı bir oyun LEGO The Hobbit. Genel olarak LEGO oyunlarına karşı ilginiz yoksa da Hobbit hayranlığından alıp oynayabilirsiniz. Eğlenceli, uzun ve uğraştıran bir oyun. Herkes mutlaka oynamalı diyemem tabii ki, ancak oynayanlar da pişman olmayacaktır.

Artıları: Hobbit hikayesini LEGO haliyle oyuna taşımış olması, bol espirili sahneleri ve oynanışı. Yüzüklerin Efendisi’nin LEGO oyununun yapısını üzerine koyarak devam ettiriyor oluşu. Üçüncü filmi koymayıp spoiler yapmamaları da avantaj, yeni oyun yerine DLC olarak çıkacak.

Eksileri: LEGO oyunlarının tekrar eden yapısı belki eksi olarak sayılabilir. Kendine has bir yapısı olduğu için bu konuda pek eleştirmek mümkün değil, ancak filmden biraz daha farklı sahnelere, anlatılmayan sahnelere odaklanılsa daha güzel olabilirdi.

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...