İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Lucius İnceleme

Shiver Games’in XBox 360, PC ve Playstation 3 için geliştirdiği Lace Mamba Global’in 26.10.2012’de dağıtımını yaptığı Lucius oyununu inceliyoruz bu yazımızda. Çocuk, aile içinde “saflığın, temizliğin” simgesidir. Aile içinde dönen her tartışma, her kavga çocuğun psikolojisi bozulabileceği göz önüne alınarak saklanır, kaçırılır, örtbas edilir. Bir çocuğun başına bir şey gelmesi sizi yetişkin bireylerin başına bir şey gelmesinden daha çok etkiler. Zira çocukların suçsuz, masum olduğu düşüncesini benimsemişsinizdir. Bu önerme genelde doğrudur ve çocuklar masumdur.

The Omen (1976 yapımı olan orjinalinden bahsediyorum, kötü remake’inden değil), The Good Son, Joshua, The Orphan… “Evin içindeki kötücül (evil) çocuk” konseptini benimseyen bu kadar çok yapım olmasının sebebi, bu filmlerdeki çocukların talan ederek ve öldürerek kafamızdaki çocuk imgesine ters düşmesinden ve yapımcıların izleyicinin zihninde bu derece net oturmuş kalıpları bir hamlede yıkmanın ne kadar etkili bir korku unsuru olduğunu bilmesinden kaynaklanır. Ekranda, kafanızdaki en net şeylere olabildiğince ters kişiler, durumlar ve olaylarla karşılaşınca huzursuzlanmanız işten bile değildir.

Lucius, The Omen ve Joshua filmlerinin “zengin ve varlıklı ailenin kötücül oğlu” konseptini alıp bir video oyunu haline getiriyor. Oyunun başında nerede gerçekleştiğini bilmediğiniz satanistik bir ritüelin sonucunda zengin bir ailenin oğlu, 6 Haziran 1966′da (6-6-66) tarihinde içinde bir şeytanla dünyaya geliyor. Çocuk altı yaşına bastığı günden itibaren, gerçek babası Lucifer onu düzenli aralıklarla odasında ziyaret ediyor ve objeleri uzaktan hareket ettirmek, zihinlerini ele geçirerek insanları kontrol etmek veya işlediği suçlarının ortaya çıkmasını engellemek için yakın hafızalarını silmek gibi doğaüstü güçleri konusunda bilgiler veriyor, oğlunu eğitiyor. Oyunda Lucius’un, yani sizin, tek bir amacınız var: İnsanları teker teker Lucifer’a, yani gerçek babanıza kurban etmek ve bunu yaparken geride sizinle bağlantı kurulabilecek hiç bir iz bırakmamak.

Peki bunu yapmak ne derece eğlenceli? İşte bu sorunun kişiden kişiye bayağı bir değişebilecek bir cevabı var. İşin içinde “öldürmek”, “cinayet işlemek”, “doğaüstü güçler” gibi elementler olunca oyun sanki aksiyon/macera arası bir yapımmış gibi duruyor ancak kesinlikle öyle değil. Oyun her şeyden çok “point&click” dediğimiz, sadece fare ile oynanan macera oyunlarına benziyor, genelde bir şey için kullanabileceğiniz bir nesne, dolayısıyla bir cinayetin sadece bir çözümü var, oyun sizden teker teker bu adımları önceden belirlendiği şekilde tamamlayıp sonuca ulaşmanızı istiyor. Yani Dante Malikanesi’nin sakinlerini öldürürken öyle pek de özgür değiliz doğruyu söylemek gerekirse. Bir kaç kere bir objeyi başka bir objeyle değiştirmeyi veya çözülebilecek bir olayı başka bir şekilde çözmeyi denedim (mesela çamaşır makinesinin içine ütü değil de vazo atınca çamaşır makinesi bozulmuyor, makinenin içine illa ütüyü atmak gerekiyor, bayağı bir anlamsız açıkçası) ancak bütün çabalarım başarısızlıkla sonuçlandı ne yazık ki. Lucius çıkmadan önce cinayetleri bir çok yoldan işleyebileceğimiz türden bir oyun olacağını düşünüyordum kazın ayağı pek öyle değilmiş, anladım.

Lucius İnceleme

Sadece bir evin içinde geçen ve bu derece atmosfer üzerine kurulu bir oyunda atmosferi bozan bir kaç unsur yok değil. Bunlardan ilki genel yazım kalitesi. Oyunun yazım kalitesi kötü-vasat arasında geziniyor ne yazık ki, bu kadar “sinsi” bir oyunda yazım konusunda herhangi bir zeka pırıltısı görememek sinir bozucu gerçekten. Bunun yanında seslendirmeler çoğu zaman olabildiğine cansız, bir kaç iyi ses sanatçısı dışında bu genel cansızlık karakterleri inanılmaz derecede etkiliyor, karakterlerin tam anlamıyla bir kimlik kazanmasını engelliyor. Bu da direkt olararak ölümlerden aldığınız hazzın azalmasına sebep oluyor. Bu zevke etki eden bir diğer şey de karakterlerin amaçsızca evin içinde dolaşması. Mesela Lucius’un “annesi” Nancy 7/24 hiç durmadan evin içinde dolaşıyor. İnsan oturup televizyon izlemez mi, yemek yemez mi, ne bileyim, uzanıp dinlenmez mi (eğer programlanmışsa yapıyor bunları, rastgele yapmıyor) ? Durmadan evin içinde dolaşan bir kadın, tamamen “sizi bir şeyler yaparken yakalamak için yaratılmış bir mekanik” olduğu çok belli yani (karakter animasyonlarının da pek aham şaham olmaması üzerine tuz biber oluyor). Karakterlerin gerçek kişiler yerine belli mekanikleri yerine getiren programlanmış robotlar gibi davranması oyuncuyu oyunun atmosferinden söküp çıkaran ve “bir oyun oynadığını hatırlatan” elementlerden bir diğeri.

Ancak oyunun genel görsel tasarımının temiz ve kaliteli olması,malikanenin hiç girmeyeceğiniz odalarının bile özenle tasarlanmış olması gibi oyunun atmosferi kat be kat arttıran kısımları yukarıda anlattığım problemlerle bir olunca atmosferi nötrlüyor ve “siz eğer inanmak isterseniz inanmanızı” sağlıyor. Yani, eğer benim gibi kötücül çocuk konseptine, Lucius’a, oyunun yapısına ve orjinalliğine bayıldıysanız bir kaç saat içerisinde kendinizi oyunun içine girmiş buluyorsunuz.

Şeytanın oğlu olarak yaşadığınız malikenede gezip sinsice birilerini öldürmek fikri size çekici gelmiyorsa oyunun pek gerçekçi gelmemesi, plastik kısımlarının gözünüze batması muhtemel.

Bu arada, ses yönetiminde ciddi sorunlar olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Her ne kadar oyunun müzikleri çok hoşuma gitse de, hem kendilerini çok tekrarlıyorlar, hem de çalmaları gereken sahne bittikten sonra hala çalmaya devam ederek (gerilimli aksiyon müziğinin ara sahnedeki diyalog sırasında çalmaya devam etmesi gibi) o anki sahneyle tezat oluşturuyorlar. Beni bayağı bir rahatsız etti, deneyimden kopardı çoğu zaman zira o anki sahnenin tüm duygu durumunu değiştiren bir şey bu. Eğer müzikler iyi ve oyunun temasına uygun olmasaydı herhalde bu sebepten dolayı oyunu başlarda bırakırdım.

Lucius İnceleme

Lucius’un en çok hoşuma giden yanlarından birisi, oyunun tamamiyle kötücül olması oldu. Lucius’un vermek istediği iyi bir mesaj yok (God of War 3′ün sonunda insanların kafasını duvarlara vurarak parçalayan Kratos’a “sen umudu temsil ediyorsun” denmesi gibi bir durum söz konusu değil yani). Eğer herhangi bir biçimde şeytan çocuğun içinden çıkarılırsa oyun bitiyor, yok edilmiş sayılıyorsunuz. İşlediğiniz tüm cinayetleri bir kutlamaya dönüştüren sonuna kadar şeytansı bir oyun Lucius. Öyle ilahi bir mesaj falan beklemeyin kesinlikle, bu oyunda öyle şeylere yer yok.

Lucius, konsepti ne kadar sevdiğinize bağlı olarak beğenme oranınızın, oyunun sizi inandırma oranının artacağı bir oyun. Yani eğer “herkesi öldüren şeytansı, kötücül çocuk olmak” düşüncesi size harika geliyorsa büyük bir zevkle, oyunun hatalarını çoğu zaman görmezden gelerek oynayacak, oyundan inanılmaz bir haz alacaksınız. Ancak konsepte özel bir ilginiz yoksa size fazla bir şey verebilecek bir yapım değil Lucius zira yazının başlarında belirttiğim gibi her şeyin sadece tek bir çözümü var ve pek özgürlük yok. Ancak, her ne olursa olsun bir kere denenmesi gereken bir yapım bana kalırsa. Eğer konsept size çekici geliyorsa keyifli bir deneyim olabilir, gelmiyorsa vaktinizi başka bir yapımla değerlendirin derim. Lucius minimum sistem gereksinimleri: Intel Pentium 4 1.5 Ghz. veya eşdeğer AMD işlemci, 1.5 Gb ram, NVidia GeForce 8 serisi veya AMD Radeon 3000 serisi ekran kartı, Windows XP veya üzeri işletim sistemi.

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...