İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Max Payne 3 İncelemesi

Max’in macerası, Sao Paulo’da devam ediyor. Bugüne kadar sadece adını duyduğum, videolarıyla yetindiği ve hiçbir zaman oynamadığım oyunlardan birisidir Max Payne. Çok tuhaf ve karanlık bir hayatının olduğu, bu yeni çıkan Max Payne oyununda gördüm. Oyunun hikâyesiyle kendinizi bütünleştirip oynadığınızda oyundan alacağınız zevk gerçekten artıyor. Serinin önceki oyunlarını oynamış olanlar zaten Max Payne’in o karanlık, o puslu ve bir o kadar da çaresiz durumunu görecekler.

Yıllar geçse de hiçbir şey değişmiyor

Max Payne için gerçekten de yıllar geçiyor, yaşadığı o büyük travmalardan sonra durumunun daha kötüye gittiğini görüyoruz. Kendini alkole, içkiye ve ilaçlara veren Max, artık hayatın bir anlamı olmadığını düşünür. Max artık ölüm ile yaşam arasındaki o ince çizgidedir. Max Payne, ilk önce oğlunu ve karısını, sonra Mona’yı kaybetmiştir. Bu daha korkunç bir durumu ortaya çıkarıyor bana göre. Çünkü kaybedecek hiçbir şeyi olmayanlar, bu Dünya’da tüm kaosları ve katliamları çıkartacak kişiler olurlar. Bunları yazmamın nedeni, sizin Max Payne ile daha çok bütünleşmenizi, oyunun sadece oyun şeklinde görmemenizi ve tamamen bütünleşerek oynamanızı istememdendir. O karanlık havayı ve Max’in düştüğü vahim durumları, sadece bir oyun gözüyle bakarsanız diğer vur geç oyunlarından bir farkının kalmadığını görürsünüz. Bu kadar yazdıktan sonra oyunun hikâye kısmıyla girişimizi yapalım.

Max, tehlikenin kol gezdiği Brezilya’nın Sao Paulo kentinde, zengin kişiler için çalışmaya başlar. Koruması olduğu Rodrigo Branco’nun eşi Fabiana, azılı çete Commando Sombre tarafından kaçırılır. Bir yandan Fabiana’yı kurtarmaya çalışan Max, diğer yandan geçmişiyle de yüzleşir. Max Payne 3′ün hikayesi özet olarak böyle, şimdi diğer yönlerini incelemeye geçelim.

Oyun bizi, dinamik bir arkaplan ile karşılıyor. Geçtiğiniz bölüme göre de arkaplandaki görüntü değişmekte. Bu bakımdan menü gayet güzel olmuş diyebilirim. Oyuna, zorluk derecesini seçip başlıyoruz. Kontrol bize geçmeden, Max’in Brezilya’ya gitmeden önceki durumunu görüyoruz. Karısı ve oğlunun ölümünden yaklaşık 8 yıl sonrasını ele alan 3. oyunda, Max halen içki ve sigara bağımlısı. Ancak Max’in hayatı, Brezilya’da bir takım zengin kişiler için özel güvenlik olarak çalışmasıyla değişiyor.

Max Payne 3 İnceleme

İlk defa Max Payne oyunu oynuyorum ancak pek zorlanmadan alıştığımı söyleyebilirim. Çok zor olmayan kontrolleriyle, yeni oynayacak kişiler fazla zorlanmayacaktır. Çevreyle etkileşim bakımından, 3. oyunda sadece televizyonları açıp izleyebiliyor, birkaç yerde piyano çalmak ve birkaç şey dışında çevre etkileşimi çok çok az. Girip çıkabildiğimiz oda sayısı da az. Çizgisel oynanıştan kaynaklı olduğundan dolayı, yolumuzun üzerinde gördüğümüz 1-2 odaya girebiliyoruz, o odalarda da zaten can şişeleri, altın silahlar için parçalar ve delillerden pek başka bir şey olmuyor.

Max Payne 3’teki altın silah demişken bu sistemi de açıklayayım. Oyunun tekli oyuncu bölümlerindeki belirli yerlere, silahların tasarımlarını altın yapmak için, silahların 3 veya 4 parçası bölümlere serpiştirilmiş durumda. Örneğin PT92 silahının kabza, namlu ve bir parçasını daha bulduğumuz zaman, tekli oyuncu kısmında o silahı sürekli altın tasarımı ile kullanabiliyoruz. Silahın gücünde herhangi bir değişiklik yapıyor mu bilmiyorum ancak görünüş olarak gayet güzel durduğunu söyleyebilirim.

Altın silah parçalarının yanında, gerek yerde, gerekse odalarda bulduğumuz deliller mevcut. Bu delilleri toplayarak, oyunun hikâyesi hakkında biraz daha fikir sahibi olabiliyoruz. Bu deliller bazen yerde bulduğumuz bir fotoğraf, bazen de gazetede gördüğümüz bir haber olabiliyor. Bunların hepsi birer delil niteliğinde.

Max Payne 3’te oyun zorluk dozu iyi ayarlamış, hatta aşmış diyebilirim. Zorluk o kadar abartılmış durumdaki, kolayda bile oynasanız, düşmanlar size kök söktürüyor. Kolay da bile olsa, düşmanların yapay zekâsında değişiklik olmuyor. Öldürmek istediğinizde mermilerden kaçma girişimleri, zekice siper almaları, sizi öldürmek için sürekli kafanıza nişan almaları bunu fazlasıyla gösteriyor. Yapay zekânın çok iyi olması, size az sayıda saldırmaları anlamına gelmiyor. Bazı yerlerde o kadar çok sayıda düşman size saldırıyor ki, artık bitsin diye dua ediyorsunuz.

Bu durumun olumsuz bir yerini açıklamadan geçemeyeceğim. Oldu da öldünüz (ki bu o kadar zor bir şey değil açıkçası), başladığınız yer epeyce geriden oluyor ve elinizdeki mühimmat sayısı az oluyor. Düşman sayısı değişmediğinden ve mühimmat sıkıntısı çok olduğundan dolayı, bazı yerlerde sinir krizleri geçirmeniz mümkün. Bu yüzden olabildiğince siper alın, zamanı yavaşlatarak düşmanları, kafalarından vurmaya çalışın. Kafalarından vurun çünkü üzerine 10-15 mermi sıktığınız düşman, size sürpriz yaparak, bir anda kalkıp size mermi saydırabiliyor. Bu yüzden olabildiğince kafalarına ateş edin ve öldüklerinden emin olun.

Silah bakımından da Max Payne 3, pek çeşitli olmasa da doyurucu bir yapıya sahip. Silahlara herhangi bir aparat takamıyoruz ancak düşmanların kullandığı silahlarda susturucu, ışık veya lazer bulunmakta. Zaten silah ihtiyacımızın çoğunu, düşmanlardan sağlıyoruz diyebilirim. Bir de Max’in kullandığı, çifte silahlar var. L1 tuşuna bastığımız zaman, sol ve sağ seçimlere tabanca-uzi-pompalı yerleştirebiliyor, alt seçim büyük silahları, üst seçimde ikili silahları kapsıyor. İkili silah olarak, uzi-tabanca- pompalı tüfek kombinasyonlarından istediğiniz ikisiniz kullanabiliyorsunuz. Yalnız ikili silah kullanmak isterseniz, büyük silahınızdan feragat etmek zorundasınız. Çünkü Max silahları üzerinde taşımıyor.

Max Payne 3 bullet time (zamanı yavaşlatma) olayı zaten ilk oyundan beri var olan ve çok güzel bir olay. Bu sayede, bir anda önünüze çıkan düşmanı daha kolay vurabiliyorsunuz. İsterseniz uçarak, isterseniz yürürken bullet time kullanabilirsiniz. Bunu kullanarak, düşmanları kafalarından vurma şansınız daha yüksek. Ancak idareli kullanmanızı öneririm, çünkü tekrardan dolması biraz zaman alıyor. Siperlere de o kadar güvenmenizi tavsiye etmem. Çünkü duvarın arkası dışında, hiçbir siper mermi geçirmez değil. Bu yüzden olabildiğince duvarın ve kalın yerlerin arkasında siper alın.

Canımız azaldığında ise, painkiller isimli ufak şişeleri içiyoruz. Her şişe bize, yarım can olarak katkı sağlıyor. Ortalıkta fazla bulunmadığından dolayı, Max Payne 3 oynarken painkiller şişelerini idareli kullanmanızı tavsiye ediyorum. Azıcık canınız azalınca kullanmayın. Canınızın yarısı azalırsa öyle kullanın ki daha verimli olmuş olsun.

Max Payne 3 Grafikler: Günümüz oyunlarında dikkat edilen bir husus da grafik. Bir de söz konusu Max Payne’in yeni oyunu olunca, grafikleri güzel bekliyorsunuz. Ancak beklentilerinizi o kadar yüksek tutmanızı önermem. Oyun bildiğiniz sinema gibi ilerliyor. Hatta öyle bir oyun ki, 10 saat oynadıysanız 5 saati sinematikle geçiyor. Bu durum çok kötü değil, çünkü sinematikler, oyun içi oynadığımız grafiklerle yapılmış.

Oyun sürükleyici ancak kasılmalar, kaplamaların geç yüklenmesi ve ufak grafiksel sorunlar gerçekten can sıkıyor. Bunların yanında, özensiz ve göze batan kaplamaların oluşu, yolumuzun üzerinde ve işimizin olmadığı yerler dışında hiçbir yer deforme olmuyor. Mesela, açacağımız bir camlı kapı var. O camları kurşunla parçalayabiliyoruz ancak hemen yanındaki cama ateş edince kırılmayı bırakın, mermi izi bile olmuyor.

Siper aldığımız duvarlara ateş edildiğinde, parçalanmalar söz konusu. Gayet güzel olmuş. Yâ da bir ofiste çatışmadaysak, kağıtlar uçuşuyor vesaire ancak bu durumda gene kasılmalar meydana geliyor. Patlamalarda aynı şekilde. Bir bomba ya da araç patladığı zaman, kare / saniye belirgin bir şekilde azalıyor maalesef. Optimizasyon konusunda Rockstar, pek iyi iş çıkarmış diyemiyeceğim maalesef.

Max Payne 3, GTA IV’ün yapıldığı Euphoria motoruyla yapılmış bir oyun. Ama sanırım Rockstar GTA IV’deki şikâyetlerden ders almamış olacak ki, Max Payne 3’te değiştirme zahmetinde bulunmamış. Eski grafik motorunu, bu oyunda da kullandın tamam ancak bu kadar kasılma, kaplamaların geç yüklenmesi can sıkıcı bir durum. Işıklandırmalar olsun, kaplamalar olsun beni az da olsa GTA IV’de hissettirdi.

Max’in modellemesi dışında, diğer Max Payne 3 karakterinlerdeki modellemeler maalesef sınıfta kalmış durumda. Bazı yerlerde dikkatimi çekti, düşmanların ağzı bile oynamıyor. Düşman modellemeleri kötü ancak ölüm animasyonları kısmen güzel. Kan efekti, yangın efektleri güzel tasarlanmış diyebilirim. Bazı yerlerde grafik hataları mevcut. Işık takılmış bir silahı, bazı yerlerde duvara doğru tuttuğunuzda siyah bir çember çıkıyor. Garip geldi açıkçası.

Max Payne 3 Ses ve Müzikler: Aslında seslerden pek bahsetmeyecektim. Çünkü Rockstar bu konuda oldukça iyi iş çıkarıyor. Fakat biraz değinmezsek ayıp olur. Başta Max’in seslendirmeleri olmak üzere karakterlerin seslendirmeleri gayet başarılı. Silah sesleri ve patlama sesleri de olduça doyurucu olmuş diyebilirim. Dikkatimi çeken bir kısım da, çalan bazı müziklerin GTA IV’ten tanıdık gelmesi. Eğlence mekânında geçen bir bölüme girdiğimiz zaman, sanki GTA IV’deki Electro Choc radyosundan parçalar çalıyormuş gibi hissettim. Oyunu oynarken, bazı müzikler yavan kalmış diyebilirim. Alakasız bölümlerde alakasız müzikler oluyor ve oyunun havasına tam olarak adapte olamıyorsunuz. Yani müzikler daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum.

Max Payne 3 İnceleme

Max Payne 3 Çoklu Oyuncu (Multiplayer): Ve gene günümüz oyunlarının vazgeçilmez kısmı; çoklu oyuncu. Max Payne 3’ünde günümüz geleneğine uyup, çoklu oyuncu kısmı ile çıkışını yaptı. Oyunun çoklu oyuncu kısmı, 16 kişiye kadar destek veriyor. Oyundaki modlar ve açıklamaları ise şu şekilde;

Rookie Deathmatch
Rookie Team Deathmatch
Deathmatch
Team Deathmatch
Payne Killer
Gang Wars
Large Deathmatch
Large Team Deathmatch
Hardcore Deathmatch
Hardcore Team Deathmatch
Hardcore Gang Wars

Max Payne 3 Haritalar:

Cemetery (GameStop özel ön-sipariş haritası)
Hoboken Alleys
Junk
Nova Esperanca
Rooftop of the Moderno
Sao Paulo Bus Depot
Tiete River Docks
Branco Headquarters

Online kısma girerken Free Aim ya da Soft Lock olarak 2 seçenek ile karşılaşıyoruz. Soft Lock seçersek eğer, Hardcore bölümleri oynayamıyoruz. Zaten normalde de açık olmayan Hardcore seçeneklerini açmak için, belirli öldürme sayısına ulaşmak zorundayız.

Max Payne 3 Rookie Deathmatch ve Team Deathmatch, bir nevi oyuna yeni başlayanları düşünülerek oyuna eklenmiş durumda. Pratik yapabileceğimiz bu kısımlar, 8 kişiye kadar destek vermekte.

Deathmatch bilindiği üzere, tüm oyuncular tek başına oluyor ve en çok kişiyi öldüren oyunu kazanıyor. Team Deatmatch ise bunun takım tabanlı versiyonu. Bu kısımda 8 kişi destekli.

Large Team Deatmatch ve Large Deatmatch, 8 kişilik oynadığımız haritaların 16 kişilik olan modu.

Max Payne 3 Payne Killer modu ise gayet eğlenci düşünülmüş. 8 kişilik oyunda 1 kişi Max Payne, 1 kişi ise senaryo da sürekli yanımızda bulunan Passos oluyor. Diğer 6 oyuncuda Max ve Passos’u öldürmeye çalışıyor. Tabi Max ve Passos’u öldürmek o kadar kolay değil. Çünkü diğer oyunculara göre painkiller ve etkili zaman yavaşlatmaya sahip oluyorlar. Max’i veya Passos’u öldüren kişi, onun yerini alıyor ve oyun bu şekilde devam ediyor. Zevkli olduğu kadar bir o kadar da zor tabii orası ayrı.

Max Payne 3 Gang Wars 5 Chapter’dan (bölüm) oluşan Gang Wars bölümü ise 16 kişilik bir mod. Chapterlarda ise şu görevler mevcut; (bölümler)

Chapter 1 – Her oyuncunun bir canı oluyor ve oldukça dikkatli olmanız gerekiyor. Çünkü tekrar doğmak yok.

Chapter 2 – Takımlar, etraftaki çantaları bulup kendi bölgelerine götürmeye çalışıyor.

Chapter 3 – Takımlarından birisinden seçilen hedef oluyor. Seçilen takımdaki oyuncular kişiyi korumaya, diğer takımdakiler ise o hedefi öldürmeye çalışıyor.

Chapter 4 – Takımlar, bölgeleri ele geçirip, uzun süre tutmaya çalışıyor.

Chapter 5 – Modun Team Deatmatch kısmı. En çok kişiyi öldüren takım kazanıyor.

Chapterların bitiminden sonra, her chapterda başarılı olan oyuncuların isimleri geçiyor.

Max Payne 3 modları bu şekilde olan oyunda çeşitli Challengelar da mevcut. Bu Challengeları tamamladıkça; para, ekstra deneyim puanı kazanıyoruz ve rütbe atlıyoruz. Bu paralar ile silah, korunma kıyafetleri, bomba ve ekstra özellikleri satın alabileceğiz. Bir de karakterimizi bayan ve erkek olarak seçebiliyoruz. Saç rengi, ten rengi ve giysilerine kadar değişiklik yapabiliyoruz.

Ekstra özelliklere değinmişken, Max Payne 3’te loadoutslar bulunmakta. Loadoutsları kullanarak, istediğimiz silahları ve burstleri (perk olarak söyleyebiliriz) seçip kullanabiliyoruz. Bu Burst sistemini ise, Call of Duty’deki perk sistemi olarak düşünebilirsiniz. Daha çok hasar, düşmanınızın sizin isminizi, arkadaşı olarak görmesi, düşmanınızın yerini haritada görebilmek gibi özellikleri kullanabiliyorsunuz. Çoklu oyuncu kısmıda iyi ancak modlar az kalmış diyebilirim. Şöyle bir bakınca çok görünüyor ancak, toplam 4-5 mod var.

Oyunun geneli olarak, iyi diyebilirim. Ancak grafikler bana pek iyi gelmedi maalesef. İlk defa bir Max Payne oyunu oynuyorum, başta söylemiştim. Grafiklere pek takılmadan oynamaya çalıştım ancak bazı yerlerde gerçekten sıkıntı yaratacak cinsten, bu bir gerçek. Sinematikler, kaliteli seslendirmeler ile oyun gerçekten güzel olmuş diyebilirim. Oyundaki aksiyon, ara sahneler dışında hiç durmuyor. Max Payne 3, saf aksiyon isteyenlere kesinlikle önerebileceğim türden bir oyun gerçekten. Umarım siz oyunculara, oyunu alıp almama konusunda yardımcı olabilmişimdir. Herkese iyi oyunlar diliyorum, bir dahaki incelemede görüşmek üzere.

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...