İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Metal Gear Rising: Revengeance İnceleme

Platinum Games yapımcılığında PS3, XBox 360 ve ardından PC için çıkarılan Metal Gear Rising: Revengeance inceleme konumuz. Metal Gear serisi oyunlar beni duygusal olarak en çok etkileyen ve bazı deneyimleri içinde barındıran, hatta tüm medya türlerinin (film, kitap) sunduğu deneyimler arasında hayatıma en çok damga vuran deneyimler arasındadır. Bu konuda yalnız olmadığımı, Metal Gear’ın seriye vakit ayırmış tüm oyuncular üzerinde benzer bir etki yarattığını seriye hayranlık duyan ve oynayan bir çok kişiyle yaptığım sohbetlerden dolayı biliyorum ve siz de takdir edersiniz ki Metal Gear serisinin bu derece yoğun, insan zihnine damga vuran ve iz bırakan bir deneyim olmasının arkasındaki sebep, bir çok oyununun yapamadığını yaparak oyun süresince oyuncuya bir çok farklı duyguyu yaşatmasıdır.

Evet, dışarıdan sizi oyunu oynarken izleyen birisi düşmanlarınızı gizlenerek alt etmeye çalıştığınız bir oyun görür ama Metal Gear bu değildir: Metal Gear; yıllarını sizin gibi savaş alanlarında geçirmiş bir ‘sniper’ ölünce gözünüzden süzülen yaşlardır, canınız sıkılınca onu bunu arayıp anlamsız codec konuşmaları yaparak konuşulan muhabbetlere gülmektir, aslında düşündüğünüz hiç bir şeyin düşündüğünüz gibi olmadığını öğrenerek şaşırmak, hatta dumur olmaktır (Metal Gear Solid 2′nin sonunu kim unutabilir), bembeyaz çiçeklerin arasında, size yaptığınız “meslek” konusunda bildiğiniz her şeyi öğreten ‘eğitmeniniz’e silahı doğrultup tetiği çekmek ve bundan dolayı o acıyı içinizde hissetmektir. Metal Gear, her şeyden önce duygusal olarak çok yoğun bir deneyimdir ve bu yüzden bu derece başarılı, inanılmaz derecede büyük bir hayran kitlesi olan bir yapımdır.

Günümüzün “duygu” kavramını neredeyse tamamen es geçen birçok oyun yapımcısına bir ders niteliğinde bir seridir Metal Gear serisi.

Metal Gear Rising: Revengeance Platinum Games’in eline geçmeden önce E3 2010′da Metal Gear Solid: Lightning Bolt Action adıyla duyurulmuştu ve baştaki Metal Gear Solid ismi bir çok hayran gibi benim de pek hoşuma gitmemişti açıkçası (aslında “hoşuma gitmemişti”den ziyade “garip gelmişti” daha doğru olur). Oyunun ana karakteri MGS4′teki Ninja Raiden ve oyunun tarzının MGS’lerden tamamen farklı, kılıçla düşmanları doğrama biçme üzerine olmasına rağmen oyunun isminin sonunda “Solid” eki vardı ancak şimdiye kadar serinin espiyonaj üzerine kurulu olan oyunları “Metal Gear Solid” ismini almıştı, dolayısıyla o dönem ismin değiştirilmesinin çok yerinde bir karar olacağını düşünmüştüm.

Nitekim Kojima Productions çalışanları da ismin biraz absürd ve Metal Gear serisinin ruhuna aykırı bir isimlendirme olduğu kanaatine varmış olmalı ki oyunu Bayonetta ve MadWorld’ün yapımcısı Platinum Games’e devrettikleri dönem oyunun ismi önce Metal Gear Rising’e çevirildi, sonra da oyunun sonuna “Revenge” ve “Vengeance” kelimelerinin bir birleşimini olan “Revengeance” kelimesi eklendi ve oyunun tam ismi Metal Gear Rising: Revengeance oldu.

Ben isim değişikliğinden tatmin oldum ancak bir çok Metal Gear hayranına bu isim değişikliği de yetmedi: “Kojima Productions yerine başka bir firmanın elinden çıkan beyinsiz bir adam doğrama oyunu ne kadar ‘Metal Gear’ ismine yakışır bir oyun olabilir ki?” sorusunun çeşitli varyasyonları ve “berbat bir yapım olacak” ana fikrini benimseyen yorumlar oyunun resmi forumlarını ve çeşitli forumların Metal Gear Rising: Revengeance’a ayrılan kısımlarını dolduruyordu. Açıkçası serinin yaratıcısı, yapımcısı ve yönetmeni Hideo Kojima’nın ne kadar mükemmeliyetçi bir adam olduğunu, bir çok “yapımcı”nın aksine Metal Gear ismini belki de herkesten çok sevdiğini ve bu işin üstesinden gelemeyeceğini düşündüğü firmalara vermeyeceğini bilmeyen hayranların yaptıkları “çiğ” yorumlardı bunlar bana kalırsa.

Metal Gear Rising: Revengance konusunda Kojima’ya da, Platinum Games’e de güvenim tamdı anlayacağınız, ortaya kendisi için ayrılacak olan vakte ve Metal Gear ismine layık bir oyun çıkacağını biliyordum. Aklımdaki tek soru işareti hikayeye yönelikti: Kojima, MGR’in hikaye ağırlıklı bir yapım olmayacağını defalarca vurgulamıştı ancak ben yine de hikaye anlamında MGR’nin nasıl bir şey sunacağını, duygu ve derinlik anlamında Metal Gear Solid serisindeki oyunlara en azından yaklaşıp yaklaşamayacağını merak ediyordum açıkçası.

Sadece şunu diyebilirim ki, Metal Gear Rising: Revengence konusunda Kojima ve oyunu emanet ettiği ekip Platinum Games’e herhangi bir konuda şüphe duyarak hata etmişim.

Metal Gear Rising: Revengeance’ın ana karakteri yukarıda da belirttiğimiz gibi Metal Gear Solid 4′teki vücudunun büyük çoğunluğunu cyborg makinelerle değiştirmiş “Ninja Raiden” (Raiden’ın Metal Gear Solid 2′nin “pek sevilmeyen ana karakteri”nden (ki ne istediniz çocukcağızdan anlayabilmiş değilim, adam size cool gözükmek için cyborg oldu yine de yaranamadı) inanılmaz derecede karizmatik bir Ninja’ya dönüşmesi ve MGS1′den tanıdığımız Gray Fox’un varisi niteliğini alması Kojima’nın sevilmeyen bir karakteri hayranlara nasıl da sevdirebildiğinin bir kanıtı niteliğinde). Raiden’ı oyunun başında özel askeri güvenlik şirketi Maverick bünyesinde eşi Rose ve kızının geleceği için para biriktirmek için çalışırken buluyoruz ve Afrika’daki “huzuru sağlamış” bir bölgenin başkanına eskort ettiği bir görev sırasında geçmişte bir kaç terör saldırısında bulunmuş, kendi kurdukları Desperado Enterprises adındaki “firma” dahilinde çalışan özel asker grubunun liderlerinin saldırısına uğruyor. Ekibin elemanlarından Sundowner başkan N’Mani’yi kaçırıyor ve Raiden askerlerin peşine düşüyor: bu noktadan itibaren Raiden ile Desperado Enterprises’ın liderleri ve askerleri arasında kıyasıya mücadele başlamış oluyor.

Senaryo; Raiden’ın kendi doğasını bulmasına doğru giden bir yolculuğu, etik olarak sorgulanabilecek bir çok noktayı ve üzerinde düşünülmesi gereken bir çok soruyu da beraberinde getiriyor. Yine, Metal Gear serisinin her oyununda olduğu gibi oyunu oynarken düşünüyorsunuz, hissediyorsunuz, üzülüyorsunuz ve sorguluyorsunuz. Amaçlarınızı, motivasyonlarınızı, düşmanlarınızın amaçlarını, kendinizi, yaptıklarınızın, şiddete şiddetle karşılık vermenizin doğru olup olmadığını, insan doğasını, ülkelerin politikalarını, politikacıları, “savaş”ın bir araç mı yoksa bir amaç mı olduğunu, bağımsız düşünme yetisi ve bilinç içeren bir yapay zekaya sahip bir robotun da “yaşam” olup olmadığını… Metal Gear Rising: Revengeance sırasında bir yandan düşmanları karpuz doğrar gibi parçalara ayırıyor, bir yandan da hikayede belirtilen noktalar üzerine kafa yoruyorsunuz ve bu yapılması pek kolay bir şey değil siz de takdir edersiniz ki. Sonuç olarak aşırı komplike olmasa da (ki belki bu bazıları için güzel bir şeydir zira her ne kadar oyunların hayranları için sorun oluşturmasa da Metal Gear Solid serisinin biraz gereksiz diyalog içerdiğini ve bir cümlede anlatılabilecek şeyi beş cümlede anlattığını düşünen insanlar var ki haksız sayılmazlar) güzel, doyurucu ve düşündürücü bir senaryo içeriyor Metal Gear Rising: Revengeance. Açıkçası böyle düşündürücü ve bir çok duyguyu içinde barındıran bir hikaye beklemiyordum, oyunun bu kısmı benim için bayağı bir sürpriz oldu!

Eğer illa ki olayın en temeline inecekseniz, Metal Gear Rising sol analog çubuk ve biri hafif saldırı, diğeri de ağır saldırı olmak üzere iki tuşla oynanan bir aksiyon oyunu, bu kadarı doğru. Ancak bu daha çok olayın iskeletini oluşturuyor ve Normal üzerindeki zorluk seviyelerinde sadece rastgele tuşlara basarak ilerlemeniz bayağı bir zor açıkçası: Düşmanlar saniyeler içinde siz ne olduğunu anlamadan bir güzel Raiden’ı hacamat edip bırakıyorlar. Sürekli yenilmeyi engellemek adına yapabileceğiniz iki şey var: Birincisi, analog çubuğu saldırının geldiği yöne doğru iterek ve aynı anda hafif saldırı tuşuna basarak saldırıyı başarılı bir biçimde savuşturmak veya mekanın büyüklüğü buna elverişliyse bir nevi Assassin’s Creed’teki Free Run olayına benzetebileceğimiz, Raiden istediğiniz yönde ilerlerken Xbox 360′da RT, Playstation 3′te R2′ye basılı tutarak yaptığımız Raiden’ın otomatik olarak bütün engellerin üzerinden atladığı veya altından yuvarlandığı “Ninja Run” adındaki özelliği kullanarak hızlı bir biçimde vur kaç yapmak (bununiçin özellikle geniş bir alanı hedef alan ve seçtiğiniz zaman “ağır saldırı” tuşuna atanan ikincil silahlardan birisi çok uygun, spoiler vermemek adına ilk elde ettiğiniz ikincil silah diyebiliriz). Ancak dediğim gibi her mekan Ninja Run’a elverişli değil ve zaman zaman bir çok saldırıyı yukarıda bahsettiğim yöntemle savuşturmaktan başka çareniz olmuyor. Bunu yapmayı denediğinizde ise bazı kamera açılarından dolayı bazı saldırıların nereden geldiğini görememek gibi bambaşka bir problem ortaya çıkıyor.

Evet, Metal Gear Rising: Revengeance’da kamera oyunun en büyük problemlerinden birisi. Olayı özetlemek gerekirse, kamera Raiden’a çok yakın bir mesafede duruyor ve çoğu zaman abuk, hangi düşmanın nereden saldırdığını, kimin ne yaptığını göremediğiniz acayip pozisyonlar alıyor. Bu sebepten dolayı özellikle küçük alanlarda nereden geldiğini bile görmediğiniz veya kameranın açısına girdiğinde artık bir reaksiyon vermenin çok geç ve anlamsız olduğu bir çok darbe yiyeceksiniz, hele bir de oyunu zor veya üstü bir seviyede oynuyorsanız bu durumdan dolayı ciddi anlamda çıldırmak işten bile değil. Kamera belki de Metal Gear Rising: Revengeance’ın oynanış anlamında oyunu en çok sekteye uğratan problemi ve kesinlikle bir şekilde düzelmesi, düzeltilmesi gerekiyor. Anlıyorum, yapımcıların işi zor ve belki de oyundaki bazı mekanların doğasından kaynaklanan bir problem ama bu şekilde kaldığı sürece özellikle hata affetmeyen üst zorluk seviyelerinde gamepad parçalatır bu durum.

Gelelim şu hepinizin merak ettiği, “düşmanları karpuz gibi kesmemize” olanak veren Zan-datsu tekniğine. Japonca’da “kes ve al” anlamına gelen Zan-datsu moduna girebilmek için ya en basit seviye düşmanların saldırısını bloke etmeli (bunu yaptığınız zaman Zan-datsu moduna girebileceğiniz ekranda gösteriliyor ve Xbox 360′da LT veya Playstation 3′te R2 tuşuna basarak giriyorsunuz), ya da düşmanlara saldırarak kılıç barınızı (oyun bu bara “yakıt barı” diyor ama ben kılıç barını daha uygun ve anlaşılır buldum) doldurmalısınız. Kılıç barınızı doldurduğunuz zaman normalde bastığınızda istediğiniz açıda kılıç sallamanıza izin veren ama bir anlamı olmayan Free Blade moduna girmenizi sağlayan LT (Xbox 360) veya L2 (Playstation 3) tuşuna bastığınızda Zan-datsu moduna giriyorsunuz. Zan-datsu modunda basit seviye düşmanları ilk anda istediğiniz açılardan ve istediğiniz şekilde kesebiliyor ve omuriliğini alıp elinizde parçalayarak canınızı ve kılıç barınızı tekrar doldurabiliyorsunuz ancak Gekko’lar, goril cyborg’ler veya ellerinde devasa çekiçlerle gelen zırhlı askerler gibi “elit düşmanlar”söz konusu olduğunda bir uzvu koparmak için o uzva defalarca vurmanız ve uzvun mavi olmasını beklemeniz gerekiyor. Ancak bir düşmanın herhangi bir uzvunu kesip koparmanız o düşmanı alt ettiğiniz anlamına gelmiyor: Goril Cyborg’ler kollarını kopardığınızda bu sefer size doğru uçarak saldırmaya başlıyorlar veya adını hatırlayamadığım bir “UG” (Unmanned Gear, Gekko gibi yapay zeka sahibi küçük Gear’lar) ayaklarını kopardığınız zaman size roket atmaya devam ediyorlar. Ancak tahmin edeceğiniz üzere insan olan elit düşmanlar herhangi bir uzuvlarını kaybettiklerinde az çok etkisiz hale geliyorlar ama siz öldürmediğiniz sürece ölmüyorlar ve kaybettikleri uzva göre yine de size az da olsa zarar verebiliyorlar.

Metal Gear Rising Revengeance İnceleme

Oyunun en özenilerek tasarlanmış kısımlarından birisi, uzvu kesilen düşmanların kesildiği yere/yerlere göre tepki vermeleri: Eğer düşmanın kafasını kestiyseniz cansız bir şekilde yere yığılıyor, belden yukarısını kopardıysanız ayakları ona göre tökezleyerek yere düşüyor, Kill Bill fantezisi yapıp kafasının üst kısmını dikey bir biçimde kestiyseniz (scalpel) öne doğru düşüyor, dikey, ortadan ikiye kestiyeniz iki kısım da yanlara düşüyor… Aynı zamanda karşınızdaki düşmanın kollarını keserseniz bir yandan kanarken bir yandan ayaklarıyla sürünerek size gelmeye çalışıyor veya bacaklarını keserseniz elleriyle ilerleyerek üzerinize geliyor. Bu kısım gayet özenilerek tasarlanmış ve bu durum zaman zaman beni şaşırttı, oyuncuların nerelerden keseceklerini tahmin edip ona göre animasyonlar hazırlayacaklarını, bu konuda bu kadar efor sarfedeceklerini düşünmüyordum açıkçası. Platinum Games işini bayağı bir özenerek yapan bir firma, bunu da görmüş olduk bu sayede.

Bunun yanında, düşmanları alt ederek kazandığınız BP’lerle (Battle Points) Raiden’ın zırhına veya silahlarına bir çok fonksiyonel ve kozmetik geliştirme ve/veya ekleme yapabiliyorsunuz. İsterseniz ana silahınızı geliştirin, isterseniz sağlık ve/veya kılıç barınızı uzatın, isterseniz yan silahlarınızdan birisini güçlendirin, isterseniz Raiden’a bir Sombrero’nun da dahil olduğu geleneksel meksika kıyafetleri giydirin… Birsürü seçenek var ve tüm bu yaptığınız seçimler tekrar “yeni oyunu” seçmediğiniz, “Continue”ya bastığınız sürece bir sonraki oyununuza taşınıyor. Yani dilerseniz oyunu bir kere Normal’de bitirdikten sonra Hard moda tüm geliştirmeleriniz ve silahlarınızla başlayabiliyorsunuz. Oyunu Hard’da da bitirdikten sonra bayağı bir zor olan ve pek hata affetmeyen Revengeance modu açılıyor ve kamera problemlerini de göz önüne alırsak delirmemek için bu moda bayağı bir geliştirmeyle ve önceden bir kere Normal, bir kere Hard veya iki kere Hard olmak üzere oyunu en az iki kez bitirmiş olarak ve boss savaşlarını bilerek girerseniz çok iyi olur. Hani sonra duvarlara gamepad fırlatmayın, benden söylemesi.

Metal Gear Rising: Revengeance, birçok konsol oyununun aksine 30 FPS değil 60 FPS’de çalışıyor ve oyunun aksiyonunun hızına uygun olarak oldukça akıcı bir deneyim sunuyor. Ancak elbette konsollar teknik anlamda sınırlı aletler oldukları için oyunu 60 FPS yapmak bir çok şeyden götürmüş: Oyundaki mekanlar oldukça detaysız ve çoğu birbirine benziyorlar ve kestiğiniz parçalar inanılmaz derecede hızlı bir biçimde yok oluyor ve bir savaş sonrasında o bölgede bir katliam olduğu izlenimi oluşmuyor (Arkanızda Metal Gear Solid 1′de Gray Fox’un arkasında bıraktığı cesetlerle dolu koridor gibi bir sahne bırakarak kameraya doğru dönüp gittiğiniz anlar düşlüyorsanız çok beklersiniz). Eh, bunlar da 60 FPS’nin götürdükleri ve bence yerinde kararlar olmuş diyorum, bunun yerine çözünürlüğün daha düşük olmasını ve ekrandaki görüntünün netliğini yitirmesini istemezdim açıkçası, zaten Metal Gear Rising’in en çok hoşuma giden yanlarından birisi grafiklerin olabildiğince temiz ve net olması.

Bu arada, oyundaki dost karakter sayısı gayet çeşitli ve istediğiniz zaman Codec konuşmaları yapabiliyorsunuz. Bulunduğunuz mekana ve/veya içinde buldunuğunuz duruma göre bir çok farklı Codec diyaloğu ve yapabileceğiniz muhabbet var. Oyundaki karakterleri oyunun içinde tanımanızın daha uygun olacağını düşünüyorum, dolayısıyla burada karakterlerden detaylı bir şekilde bahsetmeyeceğim ama Codec konuşmaları ve Raiden’ın karakterlere etkileşimi konusunda aradığınızı bulacağınızı garanti edebilirim.

Eh, çok fazla diyecek bir şey kalmadı açıkçası, son sözleri de söyleyip bitirelim artık. Hah, unutmadan şunu da ekleyeyim, her ne kadar mekanikler pek gelişmemiş olsa da ve genelde en ufak bir dikkatsizliğinizde yakalansanız da oyunun bazı kısımlarını gizlilikle geçebiliyor veya düşmanların arkasına sessizce yaklaşarak aksiyon tuşuyla (Xbox 360′da B, Playstation 3′te Kare) normalde tek seferede parçalayamayacağınız elit düşmanları bir kerede öldürebiliyorsunuz. Ama dediğim gibi, çok gelişmiş bir sistem değil gizlilik sistemi, hangi adamın sizi hangi mesafeden görüp görmeyeceğini kestirmek çok zor cidden. Aynı zamanda Metal Gear Solid’den alışkın olduğumuz bir şeyden şüphelendiğinde adamın kafasının üzerinde beliren devasa soru işareti veya sizi bulduğunda beliren ünlem işareti ve Caution, Alert gibi modlar aynen duruyor. Bana bu kısımlar gerçek birer gizlilik segmentinden çok oynanış mekanikleri gizlilik üzerine olan Metal Gear Solid serisine bulunulan bir atıf gibi geldi açıkçası, siz ne düşünürsünüz bilmem.

Oyunun boss dövüşleri fena değil (tam anlamıyla fena değil, sonlarda ikonik bir mekanda, ikonik bir karakterle dövüştüğünüz “showdown” havasındaki boss dövüşü hariç aşırı akılda kalıcı bir dövüş yoktu açıkçası) ancak en son boss dövüşünün beni delirttiğini söylemeliyim. Boss bize bir şeyler fırlatıyor ve fırlattığı şeyler üzerinize gelirken verilen süre içerisinde kesmemiz gerekiyor ancak birisini kestikten sonra, başka bir parça üzerinize gelirken kamera aşağıya iniyor. Tekrar kamerayı yukarı çıkarıp kesiyorsunuz, tekrar aşağıya iniyor. En sonunda da adam üzerinize doğru gelirken kamera arkaya dönüyor ve sizden 360 derecede dönerek adamın saldırısını durdurmanızı istiyor oyun. Hayatımda böyle saçma, böyle anlamsız bir şey görmedim, o kısım hiç olmamış açıkçası. Oyunun geri kalanının kalitesine yakışmayan, inanılmaz derecede gereksiz ve çok ucuz bir “oyunu zorlaştırma” yöntemi kullanılmış ve özellikle oyunun sonu gibi oyunun ağzında kalan tadı belirleyen bir noktada bunun yapılmaması gerekiyordu bana kalırsa.

Metal Gear Solid 1′den bu yana “ninja olarak oynamak” hayaliniz mi? Oyunu gönül rahatlığıyla alabilir ve sadece “arkanızda bir ceset yığını bırakmak” dışında tüm ıslak fantezilerinizi dilediğinizce gerçekleştirebilirsiniz. Metal Gear Solid serisinin hayranı mısınız? Bana kalırsa MGR: Revengeance Metal Gear serisinin her hayranının en azından bir kere oynamaktan zevk alacağı bir deneyim sunuyor, dolayısıyla alın ve en azından bir kere oynayın derim. Bir çok hayranın şüphelerinin aksine Metal Gear serisinin ruhunu sonuna kadar koruyan ve metal gear ismini hak eden oldukça kaliteli bir ha*k and slash oyunu Metal Gear Rising: Revengeance. Metal Gear serisiyle pek alakanız yok ve sadece nanomakinerlere dolu bir cyborg samurai mı olmak istiyorsunuz? Metal Gear Rising: Revengeance size istediğinizi verecek. Alın, oynayın, oynatın. Olmuş arkadaşlar. Her ne kadar abuk subuk yerlere giren ve zaman zaman düşmanların saldırılarının nereden geldiğini size göstermemekte ısrar eden kamera gibi sinir bozucu bir teknik problemi ve 60 FPS çalışmasını sağlamak için mekanların detay seviyesi kısılmış olsa da bu oyun insanı eğlendiren, düşündüren, bir kaç noktada duygularıyla oynayan, karakterin ve kendisinin motivasyonlarını sorgulamasını sağlayan Metal Gear ismine layık bir yapım. Kojima Platinum Games’e Metal Gear Rising: Revengeance’ı emanet ederken güvenmekte gayet haklıymış, ortaya çıkan sonuç gayet güzel.

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...