İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Pulse Oyun İnceleme
İnceleme

Pulse Oyun İnceleme

Yazar: 16 Ekim 2016

Pulse Pixel Pi Games Stüdyosu tarafından geliştirilen ve Kickstarter tarafından desteklenerek çıkarılan bir Indie Hayatta Kalma/Gerilim oyunudur. Zamanımız Indie oyun çağı diyebiliriz. Hem KickStarter, hem Steam Greenlight, hem de oyun motorlarının yaygınlaşması ile güzel bir oyun çıkaracağını düşündüğümüz oyunların hayat bulması an meselesi. Pixel Pi Games tarafından yapılmış olan Pulse tamamen benim gözümde “Nasıl olurdu?” oyunu.

Oyunu aslında kör olan bir kız çocuğu olarak oynuyorsunuz. Bu kız çocuğu etrafındaki sesleri kullanarak etrafı “görebiliyor”. Oyunda da etraftaki seslerden faydalanıp yolunuzu bulmanız gerektiğini düşünüyorsunuz ama oyunun oynanışı tam olarak öyle işlemiyor.

Oyunda aslında her attığınız adımdan sonra ilerleyen bir dalga ile görüş kazanıyorsunuz, bu da seslerden çok titreşimlere getiriyor işi. Bu size birini hatırlatmadıysa ben hatırlatayım; Avatar: The Last Airbender’daki Toph. Kör bir kızı oynamak konu olarak gayet cesur bir seçenek, uygulamada ne kadar başarılı olduklarını birlikte göreceğiz.

Pulse Senaryo:

Pulse oyununun hikayesinde küçük Toph’umuz bir kutsal yolculuk için esrarengiz bir kayıkla geliyor. – Kör bir kızın denizde nasıl yolunu bulduğunu bilmiyorum. – Bu ada pek güzel bir ada değil doğrusu, gayet tehlikeli bir yer. Bu adadan insanların korkmasının büyük bir sebebi karanlık, tabii karakterimiz kör olduğu için ve “görüşü” ışıkla alakalı olmadığı için karanlık bizi bağlamıyor. Yine de bu, adanın bizim için çok güzel bir yer olduğu anlamına gelmiyor.

Düşülecek uçurumlar ve aşılacak engeller var. Bunun yanında adada yalnız değiliz. Yolculuğumuz boyunca bizi takip eden esrarengiz bir karganın yanında dost canlısı “Moko”lar var. Bu Mokolar dost canlısı, sizi görünce takip eden beyaz minik şeyler. Bunları etrafa fırlatabilmeniz de hoş bir şey.

Tabii ki göze pek de hoş gelmeyen, insanın içini rahatsız eden etraftaki gözler de sizi yalnız bırakmıyor. Hikaye ve atmosfer olarak oyun böyle diyebiliriz, bir şeyler içinizi rahat bırakmıyor ve karga dostumuz da pek içimizi rahatlatmıyor doğrusu.

Pulse Oyun İnceleme

Pulse Grafikler:

Önceki incelemelerim gibi Pulse da bir Indie oyun. Karakteristik olarak grafiklerin çok üzerine gidilmemiş. Bu nedenle grafikleri görüntü kalitesine falan göre değil, atmosferi ne kadar iyi yansıtabildiklerine göre yargılıyorum. Pulse kendi ağırlığını daha çok ses üstüne vermiş bir oyun.

Karakterimiz etraftaki sesleri kullanarak görebilen bir kız çocuğu. Bu temanın grafiklerle desteklenmesi uygulamada zor görünen bir şey. Pulse, dürüst konuşmak gerekirse hiç de fena bir iş çıkarmamış ama yine de grafikler yönünden gelişmesi gereken bir oyun.

Grafikleri görüntü kalitesine göre değil, atmosferi ne kadar iyi yansıtabildiklerine göre yargılıyorum…

Oyunda kesinlikle karmaşık, çok uğraşılmış grafik görmediğimi belirtmek istiyorum önce; ki kör bir kızın bakış açısından bakınca çok detaylı binalar zaten saçma görünürdü. Çoğu şeyler, duvarlar, taşlar, yapraklar basit şekillerden oluşuyor. Renkler paleti gayet uyumlu, insanın gözünü yormuyor ve hiçbir şey sırıtmıyor.

Fakat grafiklerdeki olay şu ki normal oyunlardaki gibi bir resim olarak görüp yargılayamıyoruz çoğunlukla. Görmek için kullanılan sistem çıkan seslerin, attığınız adımların etrafı aydınlatması.

Pulse oynarken siz hareket edince de yerde ilerleyen dalgalar etrafı aydınlatıyor. Görüş alanımız gayet kısıtlı kalabiliyor diyebiliriz. Bazen depremler olduğunda ise etrafı tamamen görebiliyoruz. Ama Skyrim gibi etrafı seyre dalmak Pulse içinde biraz hayal kalıyor doğrusu.

Bu durum ilginç bir şekilde artı puan oluyor. Her ne kadar grafikler konusundan olumsuz görünse de kör bir kız olarak tabii ki etrafı doya doya izlememiz sıkıntılı olacak. Görüntü konusunu atmosfere çok güzel oturtmuş olsalar da bunun bedelini oynanabilirlikte ödeyecek Pixel Pi Games.

Pulse Sesler:

Ses ise daha değişik bir mevzu. Oyunumuzun adı Pulse, anlam olarak “nabız” demek ve sese dayalı hareket eden bir kız çocuğunu oynuyoruz. Bununla birlikte insan etrafında adeta seslerle canlanan bir dünya bekliyor.

Sesler gayet başarılı olmuş olsa da yine de biraz hayal kırıklığına uğradığımı belirtmek istiyorum. Bunun sebebi büyük ölçüde oyunun beklentilerimi gereksiz bir şekilde yükseltmesi. Ses olaylarının çoğunun görsel olarak resmedilmesi ile seslerin gerçekte çok önemi kalmadı oyunda.

Biraz korkak bir insan olduğum için oyunun yarısını bilgisayarın sesi %10’dayken oynadım, seslerin o kadar da eksikliğini hissetmedim atmosferde. Tabii ki müzikler ve sesler çok başarılı, deprem olunca o sesle insanın içi titriyor, fakat bu oyunda kaplaması gereken yeri sesin kaplamadığına inanıyorum.

Oyunda her ne kadar ses yeterince öne çıkmasa da gerek sesler ve gerekse grafikler olsun atmosfer gayet başarılı olmuş diyebilirim. Kör bir kızın bakış açısını gayet başarılı bir şekilde yakalayabilmiş oyun. Yine de gelişmeler olabilir.

Hikaye Anlatımına Devam:

Hikaye konusunda Pulse hiç de kötü durumda değil. Ama hikaye odaklı bir keşif oyunu için hikayenin sadece lineer ilerlemede olması bana harcanmış potansiyel gibi geliyor. İçinde bulunduğunuz ada ile ilgili tüm bilgileri, oyun hikayesindeki lineer ilerlemeniz ile öğreniyorsunuz.

Etrafı keşfederek hikaye konusunda alabileceğiniz pek bir bilgi fark edemedim. Bunun üstüne Pulse yaklaşık yarım saat sürüyor, durum böyle olunca hikaye ne kadar güzel olursa olsun tadı damağında kalıyor insanın. Hikaye anlatımındaki elimizdeki tek kaynağın yanımızda gezen karganın bizimle arada konuşması olması da pek yardımcı olmuyor.

Pulse hikayesi hakkında gireceğim en ufak detay bile spoiler kapsamına gireceği için çok bahsedemesem de hikayenin kesinlikle yarım saati aşkın bir potansiyeli var ve bence harcanmış durumda. Yine de hikaye güzel ama özellikle oyunun başlarında çok daha fazla detay verilebilirdi, karakterimizin aklındaki şeyler seslendirilebilirdi, karakterimize çeşitli seçimler için şanslar verilebilirdi.

Hikaye kesinlikle kötü bir hikaye değil, şahsen benim hoşuma gitti ama içindeki potansiyele kesinlikle ulaşılmamış. Oyunun yarım saatten kesinlikle daha uzun olması gerekiyordu.

Pulse Oynanabilirlik:

Bana kalırsa Pulse‘ın gözümde çok daha iyi bir oyun olmasını engelleyen en büyük faktör bu. Oynanabilirlik konusunda Pulse beni bayağı hayal kırıklığına uğrattı. Grafiksel ve atmosfer açısından çok güzel olan grafik olayına bakalım önce. Her adım attığınızda ince bir çizgi halinde etrafı görebilmek atmosfer olarak göze çok güzel geliyor, sonuçta hikaye gereği körüz. Fakat böyle bir karakteri oynamak etrafı keşfetmeye çalışırken çok can sıkıcı olabiliyor.

Etrafı keşfetmeye çalışırken etrafını net bir şekilde göremeyince insanın bayağı siniri bozuluyor. Hızlı koşarken özellikle tüm dalgalar sizin çok yakınınızda olduğu için hem önünüzü göremiyorsunuz hem de etrafınızdaki yerlerde çok rahatsız edici bir görüntü ortaya çıkıyor. İşin güzel yanından bakarsanız ama Doppler etkisinin nasıl işlediğine dair çok güzel bir fikriniz oluyor. Yine de gözünüzü rahatsız eden o görüntüye değmez.

Pulse Oyun Kontrolleri:

Diğer bir sıkıntı ise kontroller. Böyle bir oyunu gönül isterdi ki elimdeki Xbox Gamepad’imi bağlayıp tadında oynayabilseydim. Gamepad ile Pulse arasındaki yarım uyum sayesinde bunu yapma fırsatım olmadı. (Hareket kontrolleri çalışsa da kamera kontrolleri D-Pad’e yanlış bir şekilde atıldı, oynamak işkence olurdu uğraşsaydım.)

Bu nedenle Pulse’ı Mouse+Klavye klasik düzeni ile oynadım. Kontroller aslında oldukça basit, gereksiz tuşlar yok. Ama yine de oyunun oynanışını pek başarılı bulmadım. Yürüme, dönme, etrafa bakma gibi kontroller kötü olmasa da sanki biraz ağır geldi bana doğrusu.

Oyunun içinde hoşuma giden bir unsur Mokolar, oyun içinde karşınıza çıkan çeşitli engelleri kendileriyle aşıyorsunuz ve bu küçük yaratıkları istediğiniz yere fırlatabiliyorsunuz. Fırlattığınız noktalarda ses çıkarıp size görüş verebiliyorlar.

Pulse Bulmacalar:

Bu mokolar aynı zamanda önünüze çıkacak bazı “bulmaca” bölümlerin çözümünde kullanılıyor. Bulmaca dediğime bakmayın, genel olarak bir tane Moko’yu dibinizdeki hamster tekeri gibi bir şeye atmanız gerekiyor.

Bu bulmacaların en büyük sorunu Mokoları atınca ekranın ortasına değil biraz sağına gitmeleri. Oyunun kısa olması sebebiyle bana sorarsanız çok daha güzel bulmacalar yapıp oyuncuya sunma şansını da kaçırmışlar. Oynanış bence Pulse’ın en büyük gafı, kontroller biraz rahatsız gibi geldi.

Atmosfer açısından güzel bir seçim olarak görünen “ses ile görmek” oynanışta hem gözünüzü rahatsız edebiliyor hem de nerede ne var pek belli olmuyor. Mokolar genel olarak güzel ama yakındaki yerlere fırlatırken gidişatlarını tahmin etmek güç.

Pulse potansiyeli olan bir oyun, fakat oynanış süresi böyle bir oyun için fazla kısa geldi. Yine de benim oynayış sürecim keyifli geçti, güzel bir oyun diyebilirim.

İncelemede Son Sözler:

Bana sorarsanız Pulse hiç de fena bir oyun değil. Oynanabilirlik konusunda üstüne gidilmesi gereken noktalar var. Hikaye güzel ama kısa kalmış. Bunun yanında atmosferini, gerek grafikler olsun gerek sesler olsun beğendim. Her ne kadar seslerin daha öne çıkması gerekse de Pulse potansiyeli olan bir oyun. Yine de bu potansiyeli açığa çıkarabilmeleri lazım.

Künyesi
Yayımcı

Pixel Pi Games, KickStarter Desteğiyle

Yapımcı

Pixel Pi Games

Çıkış Tarihi

20 Ekim 2015

Platformlar

PC, Mac, Linux

Oyun Türü

First Person Survival

Sistem Gereksinimleri

Pulse Minimum Sistem Gereksinimleri:

İşletim Sistemi: Windows 7, 8 ya da Win10 veya üzeri,

İşlemci: Intel Dual Core 2.0 GHz. veya üzeri işlemci,

RAM: 4 Gb.

Ekran Kartı: NVidia GeForce 600 ya da dengi AMD Shader Model 3.0 destekli ve en az 1 Gb. bellekli ekran kartı,

DirectX: DX 9.0c

Harddisk: 4 Gb. boş alan,

Notlar: Entegre ekran kartları (örneğin Intel HD serisi) iyi sonuç vermez.

Puanlamalar
Editörün Puanı
Okur Puanları
Siz de Puanlayın
Oynanış
7.0
7.9
Senaryo
8.0
8.0
Grafikler
8.0
8.2
Ses ve Müzikler
8.5
8.3
7.9
Editörün Puanı
8.1
Okur Puanları
1 Oy
Oyladınız
Oy Kullan
Çok İyi
25%
İyi
75%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...