İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Remember Me İnceleme

Dontnod Entertainment’in Xbox 360, PS3 ve PC platformları için geliştirip 07.06.2013’te Capcom’un piyasaya sürdüğü Remember Me oyununu mercek altına alıyoruz. Oyunlarda yeni ve orjinal setting’ler, anarşist kadın karakterler ve “cyber-punk” teması sık rastladığımız öğeler değil, dolayısıyla bu öğelerin tamamını içinde bulunduran Remember Me’nin kendine has bir çekiciliği olduğunu ve bu sebeple duyurulduğu günden bu yana büyük bir kitlenin ilgisini çektiğini söylemek yanlış olmaz. 2084′ün “Neo-Paris”inde, “Sensation Engine” adındaki bir beyin implantı yoluyla insanların hafızalarını büyük bir ortak ağa yükleyerek birbirleriyle paylaşabildiği ve kötü hafızaları silebildiği distopyan bir gelecekte teknolojinin mimarı olan ve ortak ağ yoluyla insanların hafızalarını dilediği gibi kontrol edebilen Memorize adlı şirkete baş kaldıran kadın “Errorist”lerden birisini oynadığımız yapımın farklı setting’i, bol turunculu sanat yönetimi ve konsepti sebebiyle “tutkuyla yaratılmış ve belli bir kalitenin üzerinde” bir yapım olacağı düşünülüyordu, ilginin bir kısmının kaynağı oyunun piyasadaki diğer yapımlardan farklı bir portre çizmesi ve bunun uyandırdığı meraktı diğer bir deyişle. Eh, neredeyse piyasaya çıkan her AAA yapımın 12-25 yaş arası oyuncularla “Call of Duty kitlesi”ne uygunluğunun test edildiği ve yavaş yavaş tüm oyunların homojen, kahverengi/gri ve yavan ortamlardan oluşan tek bir oyuna dönüştüğü bu sektörde bu tür yapımların ilgi görmesini anormal karşılamamak lazım. Sektörün durumu böyle olunca insan bu tür bir yapımın kaliteli olmasını istiyor, gönül istiyor ki “evet, Remember Me beklediğimiz gibi tutkuyla yoğrulmuş, ruhu olan, farklı, kaliteli bir yapım” diyebilelim ancak kazın ayağı pek öyle değil ne yazık ki…

Remember Me’yi tanımlayabileceğim tek kelime nedir diye sorsanız kesinlikle “yavan” derdim. Evet, “kaçırılmış fırsat” değil, sadece yavan. Kaçırılmış fırsat değil çünkü öyle olabilmesi için oyun çıkmadan önce bahsi geçen çekici Neo-Paris setting’inin adam gibi yaratılmış bir setting olması gerekirdi ancak oyunun geçtiği ortamın 2084′ün Paris’i olduğunu hissedebileceğiniz hiç bir şey yok ortada, oyunun geçtiği mekanların büyük çoğunluğu gayet sıradan ve yavan füturistik ortamlar açıkçası. Tamam, bazı mekanlar Roma, Rönesans ve Barok mimarilerinin karışımı, Fransız mimarisini ucundan andıran bir mimariyi (ki pek yoğun ve ayırt edilebilir değil o da) füturistik billboard’lar ve yapılar ile birleştirerek fena olmayan bir portre çıkarıyor ortaya ancak bu mekanlar da çok iyi tasarlanmış ve etkileyici mekanlar değil, “Neo-Paris” gibi iddialı ve dikkat çekici bir setting’in hakkını vermekten çok uzaklar (kaldı ki oyunun yarısından fazlası birbirinin benzeri koridorlardan oluşan iç mekanlarda geçiyor zaten). Dolayısıyla bana bu “Neo-Paris” muhabbeti fazlasıyla dikkat çekme, reklam yapma amaçlı bir şey gibi geldi çünkü oyundaki bir kaç mekanı çıkarırsanız oyun tamamen Rönesans ve Barok mimarilerinden etkilenmiş bir mimari yapıya sahip kurgusal bir şehirde geçiyor da diyebilirsiniz. O “Paris” kısmı dikkat çekmek için yapılan bir hamle tamamen, “şehrin ortasına bir Eyfel Kulesi dikeriz, oldu mu sana sıradan füturistik şehir Paris” kafasıyla yapılmış bir şey.

Tasarımdaki sıradanlığı ve yavanlığı görünce oyunun oynanışına bel bağladım ancak Remember Me beni bu konuda da hayal kırıklığına uğratmayı ihmal etmedi. Araya serpiştirilmiş üç beş kolay bulmaca ve nereye zıplamanız gerektiği bir okla gösterilen platform kısımları dışında Remember Me’nin eski üsul bir ‘beat’em up’ oyunundan fazlası olduğunu söylemek zor açıkçası. Oyunun geneli şöyle işliyor: Bir düşman grubuyla karşılaşıyorsunuz ve o düşmanları alt edene kadar ilerleyemiyorsunuz. Daha sonra okla gösterilen yerlere zıplayıp başka bir bölgeye geliyorsunuz, orada da düşmanlarla karşılaşıyorsunuz ve geçebilmeniz için yine dövüşmeniz gerekiyor. Düşman portföyü de genelde fazla hafıza absorbe etmekten genetik mutasyona uğramış ve sürekli yeni hafızalar isteyen Leaper’lar (şehrin iç bölgelerinde refah içerisinde yaşayan halkın bir kenara itilmiş Leaper’ları görmek istemeyişi, Leaper’ları yok sayışı üzerine bir drama yaratılmaya çalışılmış ancak pek başarılı ve anlamlı olduğunu söyleyemeyeceğim), Memorize’in aralarındaki tek farkın tek renkli zırhlarının rengi olan güvenlik görevlileri ve ilerleyen kısımlarda karşınıza çıkan, savaş sırasında rahat kaçabilesiniz diye saldıracakları yerler kırmızı ile işaretlenen robotlardan oluşunca (bir bipedal robotun karşısındakini tehdit etmek için hologram olarak köpek dişleri çıkarması çok hoşuma gitti, güzel fikir) tasarım da pek iç açıcı olmadığı için oyun ilk saatten sonra inanılmaz derecede monotonlaşmaya başlıyor.

Şu durumda oyunu az da olsa kurtarabilecek tek şey derin ve akıcı bir dövüş sistemi ancak Remember Me bu açıdan da ilk başta yenilikçi görünse de aslında ortalamanın altında bir yapım.

Dövüş sistemi, farklı görevi gören “Pressen”ler sayesinde önceden belirlenmiş kombolardaki her bir vuruşun size verdiği yararları belirlemenizi sağlıyor, yoksa öyle reklamı yapıldığı gibi oturup kombo falan üretmiyorsunuz. Oyunda yumruk ve tekme olmak üzere iki türlü saldırı çeşidi var ve mesela oyun size “yumruk – tekme – yumruk – yumruk – tekme” kombosunu veriyor; siz de başa yumruk şeklinde olan Hasar Pressen’lerinden birisini koyuyorsunuz, ikinci sıraya tekme şeklinde olan Sağlık Pressen’lerinden birisini koyuyorsunuz, üçüncü sıraya yine yumruk şeklindeki Sağlık Pressen’lerinden birisini koyuyorsunuz, dördüncü sıraya yumruk şeklindeki Cooldown Pressen’lerinden birisini ve son olarak da son sıraya tekme şeklindeki ‘Zincir’ Pressen’lerinden birisini koyuyorsunuz. Bu durumda bu kombo sırasıyla düşmana hasar veriyor, sizin sağlığınızı yeniliyor, özel güçlerinizin Coolodown’ını azaltıyor ve sondaki zincir sayesinde dördüncü sıradaki Sağlık Pressen’inin gücü arttırılmış bir biçimde size dönüyor, diğer bir deyişle içinde hasar ve cooldown azaltma da bulunan ancak çoğunlukla sağlığınızı yenileyen bir kombo yapmış oluyorsunuz. Ancak dediğim gibi bu kombonun yalnızca size sunduğu yararlar değişiyor, kombonun animasyonu değişmiyor veya atakların sırasıyla oynayamıyorsunuz. Bu tür bir oyunda harika olması gereken dövüş sisteminde bir derinlik, dinamizm veya akıcılıktan bahsetmek oldukça zor açıkçası.

Remember Me İnceleme

Bunun yanında animasyonların da hiç bir özelliği veya konuşulabilecek bir yanı yok, oyunun ana karakteri Nilin düşmanlara durmadan yumruk ve tekmeler savuruyor işte. Evet, hani basit bir tanım gibi görünüyor ancak cidden böyle durum, ortada bir dövüş koreografisi bile yok açıkçası. Bu derece yakın dövüş üzerine olan (düşmanlara dijital saldırılar yapabildiğiniz bir ‘silah’ var oyunda ancak bunu da otomatik nişan alarak kullandığınız ve kullanırken düşmanların spesifik bölgelerine nişan alamadığınız için bunun oyuna taktiksel bir derinlik ve çeşitlilik kattığını söylemek zor) bir oyundan koreografi çalışmasi ile ortaya çıkmış sağlam dövüş animasyonları beklersiniz ancak öyle bir durum söz konusu değil.

Oyun, ana karakteri Nilin’in oyunu bitirdikten sonra anında unutacağınız hikayesini herkesin duygusal olarak bağlanacağı çok iyi bir hikaye ve evrenini inanılmaz derecede detaylı bir evren zannediyor ve durmadan buna yönelik ara sahneler ve terimler sunuyor önünüze. Bu durum sanki aktörlerin kafasına silah dayayıp “okuyabileceğiniz en hızlı ve vurgusuz şekilde okuyun” denmiş kadar kötü bir seslendirme işiyle de birleşince ortaya gerçekten komik, siz orada “bitse de gitsek” havasındayken kendi kendine şekillere giren bir oyun çıkıyor. Hele oyunun bir son boss’u var ki, diyecek bir şey bulamıyorum. Çok oyun sonu boss’u gördüm de bu kadar kötüsünü görmemiştim cidden.

Kaldı ki hikaye iyi olsa bile zaten oyundaki hiç bir şey “gerçekmiş gibi”, “oradaymış” gibi hissettirmiyor, dolayısıyla oyun sırasında gerçekleşen hiç bir şeyi ciddiye alamıyorsunuz. Oyun dünyası birbiri ardına dizilmiş setler, çeşitli dövüşler için yaratılmış dekorlardan ibaretmiş gibi hissettiriyor daha çok; sağa sola atlamak ve karşınıza çıkan adamları dövmek dışında çevre ile hiç bir etkileşiminiz de olmayınca vaktin çoğunluğunda kendinizi dünyadan ve karakterlerden kopuk, sadece yeri gelince belli tuşlara basan bir gözlemci gibi hissediyorsunuz ne yazık ki, oyun bir türlü sizi içine çekemiyor.

Oyunun belki de en ilginç yanlarından birisi “Hafıza Remix’leme” adı verilen, Nilin’in belli bir hedefin aklına girip bir hafızasını amacına uygun olarak yeniden düzenlediği kısımlar. Bu kısımlarda hedefimiz olan kişinin hedefimize uygun, kilit anılarından birisi interaktif bir video gibi oynarken sahnedeki çeşitli objelerle çeşitli şekillerde oynayarak (masada duran silahın emniyetini açmak, kültablasını devirmek, doktorun bir hastaya başka ilaç enjekte etmesini sağlamak gibi) o anıyı aslında onu terkeden kişiyi öldürdüğünü düşündürmek veya uğruna savaştığı kişinin aslında öldüğünü düşünerek savaşmasını bırakmak gibi amaçlarla manipüle ederek değiştiriyoruz. Tam anlamıyla bir deneme yanılma sistemi söz konusu bu kısımlarda ancak yine de oyunun en orjinal ve hoş kısımları bu kısımlar diyebilirim. Benim zevkim için biraz fazla basit olsalar da hiç olmazsa sıradan animasyonlarla monoton bir biçimde adam dövmekten başka, değişik bir şey yapmanızı sağlıyorlar sonuçta, bu da bir şeydir.

Remember Me’nin işitsel tasarımı ise fena değil, özellikle darbe aldığınızda veya büyük bir darbe vurduğunuzda bunlara yönelik ses ipuçları duymanız oldukça hoş olmuş. Bunun yanında içine klasik müzik karıştırılmış füturistik elektronik parçalardan oluşan soundtrack her ne kadar oyunu götürecek, ortama uyum sağlayan bir performans sunsa da oyun sırasında çalan parçaların akılda kalıcı parçalar olduğunu söylemek zor. Bu açıdan da inanılmaz olmasa da yapımın işitsel anlamda diğer yönlerine kıyasla daha düzgün olduğunu söylebilirim.

Sonuç olarak Remember Me pek de beklediğimiz gibi bir yapım olmamış, başka da söylenebilecek fazla bir şey yok. Açıkçası ben de tutkuyla yapılmış, orjinal, nitelikli ve kaliteli bir yapım bekliyordum ancak karşıma neresinden tutsam elimde kalan, oldukça silik ve sıradan bir yapım çıktı. Capcom’un 8 saat boyunca sürekli aynı şeyi yaptığınız 15 dolarlık ruhsuz ve monoton bir beat-em up oyununu güzelce cilalayıp pazarlayarak 60 dolara satma çabasından başka bir şey değil bu oyun, fiyatı düşünce canınız beat’em up çekiyorsa bakabilirsiniz ama o zaman bile tatmin edebileceğini sanmıyorum. Kısacası; oyuncuyu içine çekmeyi beceremeyen, her açıdan yavan, monoton ve sıkıcı bir yapım. Remember Me minimum sistem gereksinimleri: Intel Core 2 Duo E660 2.4 Ghz. veya aynı özelliklere sahip AMD işlemci, 2 Gb. ram, NVdia GeForce 8800 GTS veya AMD Radeon HD 3850 ekran kartı, 9 Gb. boş alan, Win XP veya üzeri O/S

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...