İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Ride to Hell: Retribution İnceleme

Eutechnyx’in PS3, XBox 360 ve PC oyun platformları için geliştirdiği 28.06.2013’te Deep Silver’ın yayınladığı Ride to Hell: Retribution incelememize başlıyoruz. Öncelikle size hikayeden bahsedelim. Maalesef her dandik oyun gibi bu oyunun da bir hikayesi var. Vietnam savaşından psikolojisi bozulmuş olarak dönen Jack Conway, memleketine döndüğünde işlerin değiştiğini farkeder, kardeşi büyümüş ve asi bir ergen olmuştur. Amcası ise yaşlanmış ve bütün aksi yaşlılar gibi saçı sakalı birbirine katmıştır. Ergen kardeş kanı deli aktığı için gezmek tozmak istemektedir, amcası ise oğlanın bu haline terslenip onu kısıtlamaktadır. Bir gün yine böyle bir restleşmeden sonra küçük kardeş motoru alıp kaçar, Mack Amca ise ufaklığın başına bişey gelmemesi için kendi motoruyla sizi peşinden gönderir. Daha sonra yakaladığımız kardeşimize hamburger ısmarlarken, birkaç kabadayı kılıklı tipler kardeşe bulaşırlar. Jack, kardeşini kaçırmak istese de yakalarlar ve saçma sapan bir şekilde kardeşi öldürürler sebep ise kardeşlerinin babasının deri ceketini giymesidir. Baba artık nasıl bir kazık attıysa bunlara, adamlar ceketi farkeder etmez adamın ufak oğlunu biçtiler. Demek baba da yediği haltın farkında olacak ki direk ortamdan arazi olmuş. Bu sırada oyun başlayalı daha 5 dk. olmamıştı. Ve işte Ride to Hell: Retribution bir intikam yemini ile böyle başlıyor arkadaşlar.

Oyun yukarıda anlattığım klişe hikayeyi benim size anlattığım gibi anlatsaydı, eh işte der oynamaya devam ederdim. Ama oyuna pat diye bir makinalı tüfeğin başında, gelen geçeni biçerek başlıyoruz. Ne oluyor demeye kalmadan bir yumruk yumruğa kavganın içinde buluyoruz kendimizi. Sonradan anlıyoruz ki bu saçma sapan kopuk anların bize gösterilmesinin sebebi, oyunda kullanacağımız tuşları bize göstermekmiş. Bha! Ne kadar kötü bir giriş! Aman tanrım. Şimdi üstte okuduğunuz hikaye kısmını bundan sonraki kısma ekleyiniz. Ve hikaye kısmının %70 kısmının başarısız sinematiklerden oluştuğunu hayal edin. Ya da etmeyin açın oynayın, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Halbuki ne hayallerle başlamıştım oyuna. Menüdeki müzik gayet hoştu, (Rival Sons – Pressure & Time) dergi şeklinde tasarlanmış menüde, sayfalar arasında gezme fikri gayet güzeldi. Ama oraya kadar.

Grafik konusuna değinmek gerekirse, eğer oynamaz ve manzarayı seyre dalarsanız eh işte ortalama bir oyununki kadar grafik kalitesinde derdim. Ama gel gelelim bu bir ekran koruyucu değil, biz de oynamak için para veriyoruz, manzarayı seyretmek için değil. Zaten saçmalık ta bundan sonra başlıyor. Karakterimizin odundan hallice vücut yapısı, hiç bozulmayan ters boynuz şeklindeki perçemlerinde oyun boyunca tek bir esneme olmuyor. bu detaysızlık ile aslında ayarlar menüsünde de karşılaşıyoruz. Zira oyuna girdikten sonra çözünürlük ayarlayabileceğiniz bir seçeneğiniz yok.

Aslında tek sorun grafiklerin genel yapısı da değil, oyun yapısı gereği hızlı bir oyun olarak tasarlanmaya çalışılmış. Motor kavgaları falan gırla gidiyor. Ancak buradaki saçmalık herhangi bir gerçekçi fizik kuralından bahsedemiyor oluşumuz. Yani soyut bir oyun yapmaya çalışırsanız ancak bu kadar saçmalayabilirdiniz sanırım. Motorun hızlanması, durması, sağa sola dönmeleri, yatırma hareketleri, motor üzerindeki kavgalar hiç biri ama hiç biri, herhangi bir fizik kaidesi ile açıklanamıyor. Mesela hızla giderken motoru yatırıyorsunuz sonra o yatan motor roket gibi bir gram sapmadan, dönmeden, hız kaybetmeden ilerlemeye devam ediyor. Motorla giderken biri sizinle kavga etmek isterse yaptığınız hareket 2 yumruk + 1 tekme = adios amigos. Standart yoldan çıkma sonucu standart patlama. Yaratıcılık ise yine kaybeden taraf oluyor.

Ride to Hell Retribution İnceleme

Birebir kavgalar içinde söylenecek çok fazla olumlu bir şey yok, kavgalarda hareket serbestisi diye bir şey yok, sürekli hangi tuşa basmanız gerektiğini gösteren uyarıları takip ediyorsunuz. Burada da fiziksel saçmalıklar devam ediyor. Mesela tekme atarken yerdeki ayağınızın sürekli olarak hareket etmesi gibi. Siz tekmeyi atıyorsunuz ama vücut sürekli tekme yönünde hareket ediyor. Garip garip işler yani.

Seslendirme ise rezalet, resmen arka arkaya eklenmiş sahneler arasında senkronizasyon sorunları yaşana sahneler mi ararsınız, yoksa bu senkronun tutmamasından dolayı saçma sapan yerlerde yaşanan sessizlikler mi? Hepsi bu oyunda kendine yer bulmuş. Müzikler genel olarak Rock ağırlıklı ki bu da dönemin havası ve chopper tarzı motorların bulunduğu bir oyun için gayet mantıklı. Müzik konusunda diyecek bir şey bulamıyorum. Ama genel olarak oyunu kurtarmaya yetmiyor.

Özet geç sonuca gel diyen oyuncularımız için şöyle söyleyeyim. Başladığı andan itibaren yarattığı olumsuz havayı dağıtacak hiç bir özelliği olmayan oyun sanki 2006 yılından kalma gibi. Tek kelimeyle kötü. Grafik olarak ortalama altı, seslendirme olarak zayıf, hikaye olarak ise klişelerle dolu bu oyuna birde basit fakat önemli mantık hataları da eklenince, oyun resmen çileye dönüştü. Günümüzün teknolojisiyle bu oyunun herhangi bir oyunla rekabet etmesi mümkün değil. Candy Crush’tan sıkılan oyuncular için iyi bir alternatif olabilir.

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...