İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Shin Megami Tensei: Persona 4 İnceleme

Shin Megami Tensei: Persona 3 ve Persona 3: FES adındaki eklentisi ile yapımcı Atlus anime tarzında müthiş bir oyun sunmuştu PS2 sahiplerine. Şimdi ise bu efsane Persona 4 ile tam sürat devam ediyor. Aslında Persona 4 Japonya’da yazın sonlarına doğru çıkmıştı fakat biz aralık ayı ortalarına kadar beklemek zorunda kaldık. Zor bekleyiş nihayet bitti ve macera sonunda başladı.

Bilinmeyen TV Kanalları: Maceramız ismini kendimizin koyduğu ana karakterin büyük şehirden küçük Innaba kasabasına gelmesi ile başlıyor. Ana karakterimizin (A.K.) anne ve babası iş yüzünden A.K.’i Innaba’ya, dedektif dayısı Ryotaru Dojima’nın yanına yollamıştır. Burada A.K. bir sene kalarak okula devam edecektir. Buraya kadar her şey normal ilerlemektedir. A.K. okula başlamış ve yeni arkadaşlar edinmeye başlamıştır. Bu arada “Midnight Channel” yani Gece yarısı kanalı söylentileri tüm okula yayılmıştır. Söylentilere göre gece yarısı hava yağmurluyken televizyona bakarsanız ekranda ruh ikizinizi görürmüşsünüz. Söylentilerin ne kadarı doğrudur bilinemez ama A.K. merakına dayanamaz ve gece yarısı kanalının gerçekliğini görmek ister. Gece yarısı olduğunda televizyona baktığında gerçekten bir karartı görür ve daha da fazlası elini televizyona daldırdığında eli televizyondan içeriye girer. A.K. tüm bu olanları ertesi gün arkadaşlarına anlatır ve arkadaşları ile beraber Junes adındaki alışveriş merkezinin büyük televizyonlarından birinin önüne geçer. A.K. nefesini tutarak elini tekrar televizyona götürür ve olan olur, içine düşer. Artık bambaşka bir dünyadadır ve A.K. dudaklarından şu kelime dökülür: PERSONA

Animeden Sonra Çok İyi Geldi: Bilmeyen var mıdır bilemem ama Persona 4 çıkmadan önce bir anime serisi yayınlanmıştı. Doğal olarak büyük bir hevesle izleyeme koyuldum ama bin pişman oldum. Ben böyle uyduruk bir şey görmedim, robot tarzındaki personaları ile olabildiğinde kötü bir yapım ortaya çıkmış.

Neyse ki Persona 4 ile üçüncü oyundaki heyecan kaldığı yerden devam ediyor ve animenin aksine seri birşey kaybetmemiş, aksine kazanmış bile.

Acaba Bugün Ne Yapsak?: Oynanış olarak daha çok çeşitlilik dışında Persona 4’te değişik bir şey yok. Burada tahmin edeceğiniz üzere Tartarus yerine televizyon aracılığı ile girilen ve yine gölgelerin fink attığı bir dünyada savaşıyorsunuz. Eğer Innaba’daki sis yok olmadan TV’ye girip gerekli müdahaleleri yapmaz iseniz oyun bitiyor. Bu müdahaleler genellikle birini kurtarmak oluyor ve kurtardığınız kişi Persona sahibi olarak ekibinize katılıyor. Fakat savaşlarda sadece A.K. ve üç kişi kullanabiliyorsunuz. Peki, TV’ye girmek dışında başka neler yapılır? Neler yapılmaz ki… Bir kere en önemlisi sosyal linkler. Tıpkı bir önceki oyundaki gibi yeni arkadaşlar edinerek onlarla aranızda kırılamaz bir bağ kurmaya çalışıyorsunuz. Bir kişi ile bağınız ne kadar yüksek olursa o kadar gelişmiş Personalar yaratabiliyorsunuz. Oyunda zaten sosyal link kurabileceğiniz birçok kişi bulunuyor. Bu yüzden sakın ihmal etmeyin. Ve aranızı iyi tutmaya bakın. Çünkü basen sosyal linki yükselteceğim derken dondurabiliyorsunuz. Örneğin ben bir kere bir kız ile konuşurken kızın tepesini attırdım ve kız ile birkaç hafta konuşamadım. Durum böyle olunca sosyal linkini de geliştiremedim. Bunun için dikkatli olun. Bunun dışında da yapabilecekleriniz epey çok. Alış verişe gidip silah, cephane veya sağlık alabilir, balık tutabilir, akşam evde kitap okuyabilir, ders çalışabilir, yemek yiyebilir, yarışmalara katılabilir ve aklıma gelmeyen birçok şey daha yapabilirsiniz. Bu arada, ders çalışmayı sakın ihmal etmeyin. Sonra okulda ara sınavlarda veya finallerde yüksek not alamazsınız. Ben şahsen okul birincisi bile olmuştum.

Shin Megami Tensei: Persona 4 İnceleme

Kaslı Personalar: Animedeki iğrenç personaların aksine oyunda birbirinden ilginç şekilli ve farklı özelliklere sahip personalar bulunuyor. Kimileri agi (ateş), bufu (buz) gibi güçler kullanabiliyorken kimileri daha çok kas üzerine yoğunlaşıyorlar. Ve nasıl bu güçleri kullanabiliyorlarsa zayıf noktaları da elbette mevcut. Mesela ölümüne ateş büyüsü yapan bir persona’nın zayıf noktası buz ise ve ona buz ile saldırırsanız anında yere düşüyor ve ikinci kez saldırma hakkına kavuşuyorsunuz. Savaşlarda HP, yani enerjinizin dışında SP’ye bakmayı da sakın ihmal etmeyin. Eğer SP’niz biterse büyü yapamıyorsunuz. Bu arada savaşlarda benim taktiğim dört kişiden birisinin ateşçi, birisinin buzcu, birisinin elektrikçi ve geri kalanının da A.K tarafından karşılanıyor. Çünkü A.K. dışındaki karakterler sadece bir Persona kullanabiliyor ve eğer o kişi ateş kullanabiliyorsa kanaatimce siz agiyi ikinci plana atın. Bunun nedeni iki ateş kullanabilen kişi iyidir ama savaş sahasında diğer büyülerin eksik olması işinizi zorlaştırabilir. Bu arada eğer oyunu “beginner” zorluk derecesinde oynarsanız savaş alanında A.K. ölürse elinizde on adet bulunan büyüden bir tanesini kullanabiliyorsunuz ve tüm karakterlerin enerjileri dolarak kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz. Kısacası Persona 4 taktiklerinizi iyi ayarlayın.

Seni Görmek Güzel Igor: Persona 3’ü oynadıysanız veya aptal animeyi izlediyseniz gizemli Igor’u mutlaka tanırsınız. Gizemli bir ortamda karşımızda oturan adam karışık konuşmaları ile bize yol göstermeye çalışıyor ve personalarımızı birleştiriyor. Güçlü personalar istiyorsanız persona birleştirmek hayati önem taşıyor. Persona birleştirebilmek içinde A.K.’in iyi bir seviyede olması lazım. Yani eğer Persona 4’te level 20 iseniz level 21 bir persona geliştiremiyorsunuz. Bu yüzden TV dünyasındaki gölgelerle mümkün olduğunca çok dövüşün ki level atlayın. Ayrıca persona birleştirirken yeteneklerine de çok dikkat edin. Sırf leveli yüksek diye işinize yaramayan bir persona yaratmayın veya elinizdekini feda etmeyin.

Grafikler ve Sesler: Grafikler için ne diyebilirim ki… Persona’yı Persona yapan o eşsiz anime tarzındaki grafikler yine karşımızda ve bu sefer daha da iyiler. Ara videoları izlerken HD kalitesinde bir anime izliyor sanabilirsiniz. Oyun içindeki grafikler ise üçüncü oyun ile neredeyse aynı ve çok süper olmasalar da kendine has havası yetiyor da artıyor bile. Müzikler ise yine yerli yerinde ve Persona’ya yakışacak cinsten. Özellikle “My True Self” adlı açılış parçası eşsiz. Özetle teknik bakımından Persona 4’ün eksiği yok, fazlası bile var.

Dört Adet Son?: Başlığı görüp de paniğe kapılmayın. Oyundaki tüm sonları görmek için öyle baştan falan oynamanıza gerek yok. Oyun sonlara doğru bir yerde bir konuşma yapıyorsunuz ve konuşmanın gidişatına göre Kötü son – 1 veya Kötü son – 2’yi görüyorsunuz. Eğer konuşmayı iyi bitirebilirseniz oyun devam ediyor ve son boss ile karşılaşıyorsunuz. Onu yendikten sonra oyunun son günü bir şey yapmanız isteniyor (burada söylemeyeceğim:) Eğer yapmaz iseniz Normal sonu görüyorsunuz. Eğer yaparsanız ve yaptıktan sonra Junes adlı alışveriş mağazasına giderseniz oyun biraz daha uzuyor ve gizli boss ile karşılaşıyorsunuz. Onu da yendikten sonra Gerçek sonu görebiliyorsunuz. Normal son ile gerçek son arasındaki tek fark, gerçek sonda bir kaç adet daha görüntü var o kadar. Yani normal sonu görmeden gerçek sona geçebilirsiniz.

Mutlaka Oynayın: Sonuç olarak diyebilirim ki uzun bekleyişe gerçekten değdi ve Persona 3’ten aldığım zevki Persona 4’te de yaşayarak oyunu hem mutlu hem de bittiği için hüzünlü bir şekilde bitirdim. PS2 artık bavullarını toplamışken sizinde oynamanızı mutlaka tavsiye ederim.

Yapımcı: Atlus
Dağıtıcı: THQ
Çıkış Tarihi: 2008

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...