İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Soul Sacrifice İnceleme

SCE Japan ve Marvelous AQL tarafından PlayStation Vita için birlikte geliştirilen Soul Sacrifice’ın ismini ilk duyduğumda ve projenin tasarımcısının Megaman, Onimusha ve Dead Rising gibi oyun projelerinin prodüktörlüğünü üstlenmiş ve bir dönem Capcom’un R&D departmanının başında görev yapmış olan yetenekli tasarımcı Keiji Inafune olduğunu öğrendiğimde Soul Sacrifice’ın en azından oynanış bağlamında boş bir yapım olmayacağını, Playstation Vita’nın kullanıcı kitlesinin azlığı ve bu sebepten dolayı bir çok üçüncü parti geliştiricinin aletten veba gibi kaçması sebebiyle zaten aletin kalitesine göre oldukça az olan oyun kütüphanesine oldukça sağlam bir ekleme olacağını tahmin etmiştim ancak ne yalan söyleyeyim, her anlamda -evet, her anlamda- bu kadar derin ve nitelikli bir yapım da beklemiyordum açıkçası. Hani, yine bir SCE Japan ürünü olan Gravity Rush çok sağlam oyun, kabul ediyorum ama Soul Sacrifice şu anda rahatlıkla Playstation Vita almak için bir numaralı sebep diyebilirim.

Neden mi? Hangi birisinden başlayayım bilemiyorum açıkçası. İnanılmaz bir derinlik ve çeşitlilik barındıran, farklı ve nitelikli “ekipman” ve “envanter” sisteminden mi? Yoksa oyunun aynı anda hem komik, hem ürkütücü, hem de hüzünlü ve derin olmayı başarabilerek oyuncuyu duygusal anlamda tek bir açıdan bile etkilemeyi başaramayan bir çok oyunun aksine oyuncuya bir çok duyguyu yaşatabilmesinden mi? Veya oldukça sıradışı sanat yönetimi ve bir kaç katmanlı, ölenlerin bile boş durmadığı oynanışından mı? Gerçekten karar veremiyorum açıkçası, en iyisi hikayeden bir giriş yapalım.

Soul Sacrifice’da büyünün kol gezdiği, üzerinde yaşayan canlıların bir kısmını mutasyona uğratarak garip yaratıklara dönüştürdüğü ve büyücülerin bu yaratıkları ve gücünü kötüye kullanan/yaratığa dönüşmüş büyücüleri elimine ederek adaleti ve huzuru sağlamakla görevli olduğu bir dünyada, Magusar isimli acımasız bir büyücünün daha fazla güç için kurban etmek amacıyla kemikten kafeslerde sakladığı kölelerden birisini oynuyoruz. Kaburgalar, kafatasları, et yığınları ve böceklerle dolu kemikten hücrenizde kurban edilmeyi beklerken karşıdaki hücredeki köle bir büyücünün günlüğünü bulduğundan ve bu günlük aracılığıyla çok büyük büyüler öğrendiğinden ve büyük güçler kazandığından bahsediyor (yalnız oyunun bu kısmı gerçekten kötü yazılmış ve yazım kalitesinin oyunun geneliyle alakası yok pek). Daha sonra yanlışlıkla (nasıl oluyorsa artık) bu güçlerden birisini kullanıyor ve bunun sonucunda Magusar tarafından öldürülüyor ve kitap bize kalıyor.

Konuşan, adının “Librom” olduğunu söyleyen ve “garip” bir espri anlayışına sahip olan bu günlüğün ilginç bir yanı var: Günlüğü okuyan kişiye büyüleri yazılı bir şekilde değil, günlüğün sahibi büyücünün anılarını yaşatarak öğretiyor Librom. Evet, evet, doğru tahmin ettiniz, oyun süresince kitabın içine girerek kitabın sahibi olan büyücünün anılarını yaşıyoruz ve bu sayede büyüleri öğrenerek güç kazanıyoruz (ki zaten günlüğün sahibi olan büyücünün ismini, görüntüsünü, sesini ve kıyafetlerini “Portrait” adındaki karakter yaratma ekranında biz belirliyoruz). Bunun dışında Librom aracılığıyla karakterinizin üzerinde bulunan büyüleri/eşyaları, sağ kolunda bulunan ve büyü gücünü, defansı veya sağlığı arttıran “işaretleri seçebiliyor; oyun dünyasının tarihi ve oyunun mitolojisi, yaratıklar, büyücüler, oynanış taktikleri ve daha bir çok konuda oyun dünyası ve oynanışla ilgili bilgiler edinebiliyor (ki bu kısımlar böyle bir oyundan beklenmeyecek derinlikle tasarlanmış) veya Tutorial sırasında kaçırdığınız noktalara tekrar bakabiliyorsunuz. Librom’un sayfalarını çevirirken çalan oldukça hoş ve atmosferi tamamlayıcı müzik eşliğinde kaybolup gitmeniz işten bile değil açıkçası zira gerek “anı”lardan önce ‘okuduğunuz’ karakterler arasındaki diyaloglar ve etkileşimleri gösteren kısımlar anlamında, gerekse de bir önceki cümlede bahsettiğim oyun dünyasını anlatan kısımlar bağlamında oldukça ilgi ve merak uyandırıcı bir biçimde tasarlanmış ve yazılmış bir oyun Soul Sacrifice.

Büyücünün imtihanını geçmeyi deneyenlerin yarısı ölecekti.
Belki de emin olduğumuz tek şey buydu.
Büyücünün imtihanı Avalon tarafından yönetilir.
Avalon’un topluluğuna katılıp tam anlamıyla bir büyücü olmanın tek yolu imtihanı başarılı bir şekilde geçmektir.

Soul Sacrifice İnceleme

Tamam, yazım kalitesi oldukça iyi ve tatmin edici ancak oynanış nasıl? Merak etmeyin, Soul Sacrifice oynanış anlamında da tam anlamıyla “parlayan” bir oyun. Oynanışın ana mantığı şöyle: “Anı”lar sırasında anının geçtiği küçük alan içerisinde bulunan yaratıkları öldürüyor (bazı görevlerde hedefiniz etraftaki/sonradan peydahlanan yaratıkları öldürmek oluyor ve hepsini öldürdükten sonra görev tamamlanıyor), daha sonra da o kısmın boss’una, daha doğrusu oyunun lore’undaki ismiyle Archfiend’ine ulaşıyorsunuz (etraftaki yaratıkları öldürmeden de Archfiend’e ulaşabilirsiniz ancak hem Archfiend’le, hem de yaratıklarla savaşmanız gerekeceği için pek hoş bir deneyim olmaz sanırım). Zaman zaman yanınızda hikaye gereği bir partneriniz oluyor veya Avalon (yaratıkları ve kontrolden çıkmış büyücüleri öldürmekten sorumlu olan otorite) dahilindeki görevlerden birisini yapıyorsanız Avalon’dan bir partner alabiliyorsunuz ancak Avalon dahilindeki partnerlerin öldükten sonra ne yazık ki geri gelmediklerini belirteyim.

Oyunun bir kaç kere bahsettiğim ancak daha tam anlamıyla nasıl çalıştığına değinmediğim envanter ve savaş sistemi ise şöyle işliyor: Oyuna girmeden önce silahlanma ekranına çantanıza çeşitli “adak”lar yerleştiriyorsunuz ve bu adaklar görev sırasında size defansif ve ofansif yetenekler kazandırıyor (adaklar aktif olan ve tuşlara basarak kullanılması gereken yetenekler yalnız , pasif olarak büyü gücünüzü, canınızı veya defansınızı yine silahlanma ekranında sağ kolunuza kazıdığınız “işaretler” (sigil) arttırıyor). Adakları oyun sırasında kare, üçgen ve yuvarlak tuşlarına basarak adağın türüne göre sınırlı bir süreliğine aktif hale getirebiliyor veya kullanabiliyorsunuz. Örnek vermek gerekirse “baltanın keskin kenarı” (Axe’s Edge) adağını aktive ettiğiniz zaman sağ kolunuzdan bir balta peydahlanıyor ve yine aynı tuşa basarak baltayı savurabiliyor veya basılı tutarak bir çok düşmanı haritanın diğer köşesine yollayan bir “ağır saldırı” yapabiliyorsunuz veya demir fırıldakları (Iron Pinwheel) seçerek büyü gücüyle düşmanın seçtiğiniz bir bölgesine nokta atışı isabetliliğiyle saplayabiliyorsunuz. “Regenesis Seed” adında başka bir adak karakterin yavaş yavaş canının dolmasını sağlarken Healing Seed daha az ama bir anda dolmasını sağlıyor, Soldier’s Ember yanan devasa bir kütleye dönüşmenize, Sanguine Salvo kanınızı silah olarak kullanmanıza, Snowtree Root düşmana yerden giden ve ne kadar basarsanız o kadar güçlenen bir buz atağı yapabilmenize, Bolt Burial Clod yakın mesafedeki düşmanları yerden çıkan elektrikli bir yumrukla havaya fırlatabilmenizi sağlıyor… Arkadaşlar, genel fikri anladınız değil mi, daha fazla açıklamama gerek var mı? İnanılmaz bir taktik derinlik var oyunda ve daha bunların birbirleriyle birleştirilebildiğine veya aynı türden materyallerle “kullanım sayılarının” arttırılabildiğine girmedim bile. Evet, kullanım sayısı diye bir şey var oyunda, oyunun size kolunuzdan balta çıkarmanızla bir ateş topuna dönüşmenize aynı oranda izin vereceğini düşünmüyordunuz, değil mi?

Her “adak”ın adağın gücüne ve türüne göre değişen bir kullanım sayısı var ve bu kullanım sayısı bittiğinde o adağı içinde bulunduğuz görev sırasında bir daha kullanamıyorsunuz ve oyundan çıktıktan sonra da “Lacrima” kullanarak yenilemeniz gerekiyor (Lacrima’ya daha sonra geleceğim). Tam olarak bu yüzden bir göreve yanınızda toplam altı adak götürebiliyorsunuz ve üçlü adak setleri arasında R tuşuna basarak geçiş yapabiliyorsunuz. Bütün bunlara bahsettiğim, güçlerinizi veya defansif özelliklerinizi pasif olaak arttıran işaretleri ve “kara ayin”leri (kara ayinlerden de daha sonra bahsedeceğim) de eklediğinize ortaya inanılmaz bir taktik çeşitlilik ve derinlik çıkıyor. Yani yapılabilecek kombinasyonlar, taktikler o kadar fazla ki… Gerçekten bu anlamda inanılmaz ve oldukça sıradışı bir yapım Soul Sacrifice.

Görevler sırasında öldürdüğünüz yaratıklar büyünün etkisiyle yırtık bir ağzı olan, rahatsız edici bir şekilde bir kediyi andıran, hem komik, hem de çarpık ve rahatsız edici bir yaratığa dönüşmüş bir grup kedi gibi mutasyona uğramış canlılardan oluşuyor ve yaratığı öldürdükten sonra geriye yalnızca o yaratığı oluşturan canlı grubu (bir grup kedi veya bir grup fare) kalıyor. Tam bu noktada iki seçenekle karşılaşıyorsunuz: “Kurtar” veya “kurban et”. Eğer kurtarırsanız “hayat seviyenizi” arttırmaya ve çeşitli işaretleri kullanmanıza yarayan hayat esansı (Life Essence) kazanıyor, kurban ederseniz “güç seviyenizi” arttıran ve başka türde işaretleri kullanmanızı sağlayan ruh esansı (Soul Essence) kazanıyorsunuz. Açıkçası hikaye bir sebepten dolayı birisini seçmenizi gerektirmediği sürece canınızın istediğini seçebilirsiniz zira oyunda seviye sistemi falan yok, bir süre sonra ikisinde de en üst seviyeye ulaşabileceğinizi tahmin ediyorum (oyunun tam sürümünde buna yönelik herhangi bir engel olmadığını varsayarak bunu söylüyorum elbette).

Soul Sacrifice İnceleme

Oyunun boss’ları; görünüş olarak oldukça sıradışı ve çarpık tasarlanmış Archfiend’ler ise birbirinden farklı zorluklara sahip, yenmek için farklı farklı taktikler isteyen yaratıklar. Her Archfiend’in zayıf yeri farklı ve bu zayıf yerleri etraftaki ilgi noktalarını görmenizi sağlayan ve D-Pad’de aşağı tuşuna basarak aktifleştirebildiğiniz “Mind’s Eye” (gönül gözü diyeceğim de iğrenç bir espri olacak) kullanarak görebiliyorsunuz. Ancak her Archfiend’in zayıf noktalarını her silahla vurabileceğinizi sanmayın: Bazı Archfiend’lerin zayıf noktaları kafaları ve kanatları ve yalnızca büyü veya uzak mesafeli adak ile vurulabiliyorlar, dolayısıyla birinci denemenizden sonra silahlanırken bunları göz önünde bulundurmanız gerekiyor.

Bir çok oyunda boss’un (bu durumda Archfiend) çok az sağlığının kaldığı ancak bizim de tüm silahlarımızın/sağlık veren ekipmanlarımızın bittiği ve ölmek üzere olduğunuz durumlarda kalıyoruz sık sık. Soul Sacrifice böyle bir durumda kaldığınızda “kara ayinler” (Black Rites) yardımıyla o düşmanı alt etmemize olanak sağlıyor ancak her kara ayinin bedelini Lacrima’yla ödemediğiniz sürece sürekli etkisi üzerinizde kalan bir yan etkisi oluyor: Derinizi kurban ederek devasa bir ateş yaratığını ortaya çıkarıyorsunuz ve bu yaratık Archfiend’a inanılmaz bir hasar veriyor ancak deriniz yandığı için defansınız düşüyor veya bir başka ayin için sol kolunuzu feda ediyorsunuz ve bedelini ödemediğiniz sürece geri alamıyorsunuz. Yazının çeşitli noktalarında bahsettiğim, adakları yenilemek, kara ayinlerin etkilerini yok etmek veya isminizi değiştirmek gibi şeyler için kullandığınız Lacrima ise zaman zaman Librom’un gözünde biriken bir kaç damla -her ne kadar kendisi böyle diyince sinirlense de- gözyaşı aslında. Oyun size belli aralıklarda Lacrima veriyor ve her kara ayinden sonra o kara ayinin bedelini ödemek ve ayinin etkilerini geri döndürmek için gereken Lacrima miktarı artıyor.

Oyunun çoklu oyunculu kısmında ise tek başınıza da oynayabildiğiniz “Avalon Pacts” adı verilen yan görevleri başka oyuncularla oynuyorsunuz. Başka oyuncularla oynamanın oyuna kattığı en önemli yanlardan birisi diğer oyuncuları kurban edebilmeniz/oyuncular tarafından kurban edilebilmeniz ve bunun sonucunda inanılmaz derecede güçlü bir büyüyü aktifleştirebilmeniz. Ancak kurban edildiğiniz zaman canınız sıkılmasın zira hem öldükten sonra hayalet formuna girip üzerlerine tıklayarak müttefiklerinizi güçlendirebiliyor/düşmanların defansını düşürebiliyorsunuz, hem de oyunun sonunda kaç tane ve ne nitelikte ödüller alacağınızı belirleyen, görev sırasında yaptığınız aktivitelerden kazandığınız puana +100 ekliyorsunuz (Martyr’s Reward adı altında başka ödüller kazanmanız da cabası). Yani kurban edilmek oyunun bir parçası ve hiç bir şekilde yenildiğiniz anlamına gelmiyor ancak Archfiend’e ölüm vuruşunu yapanın daha çok puan kazandığı da bir gerçek. Görev sırasında siz yine ölmemek için elinizden geleni yapın ancak ölürseniz ve kurban edilirseniz de hayalet formunda müttefiklerinize yardım etmeye devam edin ve görevin sonunda da ödülünüzü kapın derim. Sonuç olarak Soul Sacrifice taktiksel çeşitliliği ve derinliği, sıradışı sanat yönetimi, ilgi çekici ve merak uyandırıcı hikayesi ile muhtemelen benden oldukça yüksek bir puan alıyor. Eğer karanlık fantezi oyunlarından özellikle hoşlanıyorsanız türünün en iyi örneklerinden olan bu oyun için Playstation Vita bile alınır bana kalırsa.

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...