İncelemeler
Hoşgeldiniz...
South Park: The Stick of Truth İnceleme

Bir oyunu küçükken ne kadar önemseyebildiğimi en iyi özetleyen işlerden biri de South Park evreninde yer almak. Tanıdığımız yüzlerin “bir dal parçası” için birbirlerini öldürecek kadar inançla oynadıkları oyuna tanıklık etmek, hatta içerisine Dragonborn olarak katılmak gerçekten unutulmaz bir deneyimdi. Ama unutmayın, Stick of Truth kimdeyse, evreni yöneten de O’dur.

Ubisoft’un bizi uzun süredir beklettiği South Park: The Stick of Truth serinin hayranları için mutlaka oynanması gereken bir oyun olarak karşımızda duruyor. Fakat şunu belirtelim ki Ubisoft ve Obsidian firmaları, The Stick of Truth’un kendini tekrar eden savaş mekanikleri ve bazı gerçekten yaratıcı dahi olmayan bazı görevlerini görmezden gelmemizi umuyor.

Bu yazıyı sizlere King Douchebag haline gelerek yazıyorum. South Park evreninde geçirdiğim dönemde ağzımdan çıkan tek cümle, “s.ttirin gidin, ben buradan gidiyorum.” oldu.

Aslına bakarsanız umduğunu da buluyor diyebiliriz. Çünkü South Park evrenini yakından takip edenler için zaten çok da önem taşımıyor ama bir RPG oyunu olarak baktığımızda can sıkabileceği noktaları var. Yine de eleştirel geyikleri, genel kültür konusunda sağlam bir birikim istiyor. İçerisinde yer alan referanslara baktığımızda zaten bunu rahatlıkla anlayabiliyoruz.

Tabii burada Matt Stone ve Trey Parker’ın hem oyunun senaryosunu yazması ve sürekli olarak projeyi gözlemliyor oluşları, Ubisoft’un erteleme kararlarına sebep olmuş gibi görünüyor. Çünkü detayların üzerinde o kadar çok uğraşılmış ki, başından sonuna kadar sizi güldürmenin bir yolunu buluyor.

The Stick of Truth, bu yazının üzerinde ve altında yer alan videolarda da görebileceğiniz gibi aralıksız bir gülme seansı yaşattı diyebilirim. Cartman’ın bizi oyuna dahil etmesi ve Douchebag olarak adlandırmasının ardından başlayan The Stick of Truth mücadelesi,aynı mahallenin çocuklarının az kalsın birbirini öldürmesine yol açıyordu.

Kenny’nin Japon Prensesi’ne dönüşmesi, Cartman’ın oyun başında ona ithafen söyledikleri çok ince dokunuşlar. Kanada’ya gittiğinizde karşılaşacağınız manzara son dönemde yerinde olmayan neşemi yerine getirdi diyebilirim. Zaten seslendirmeyi de yine Matt Stone ve Trey Parker yapınca, tanıdık yüzler, tanıdık sesler ve South Park evreni bir araya gelmiş, tadından yenmeyen bir oyun çıkmış ortaya.

South Park: The Stick of Truth İnceleme

Bu yazıyı büyük bir South Park hayranı olarak da yazdığımı göz önünde bulundurursanız, neden bu kadar övgüyle bahsettiğimi de rahatlıkla anlayabilirsiniz. Tabii övgülerin tek sebebi bu değil ama şimdi isterseniz gelin biraz da kötü taraflarına göz atalım.

South Park’ın kendini tekrar eden savaş sistemi sayesinde o kadar can sıkıcı dakikalar geçiyor ki anlatmam mümkün değil. Zaten en zor seviyede dahi oynasanız savaşlar çok basit ve belli kombinasyonlar kullanılarak hızlıca kazanılabiliyor. Oyun boyunca iki kez ya da üç kez ölmüş olmam da beni bunları söylemeye itiyor.

South Park’ı bitirdiğimde normal saldırım, bütün yeteneklerimden fazla hasar verdiği için uzun süredir sadece normal saldırımı kullanıyordum. Yalnızca büyü yapmak istediğimde abartı fazla hasar veren büyülerimin de olduğunu biliyordum ama yine de animasyonlarının uzun sürmesi bile dayanılmaz hale gelmişti. Yine de karakterlere verilen yetenekler oldukça yeterli. Farklı sınıflardan karakterlerin farklı yeteneklerine tanıklık ediyoruz ama özellikle bazı karakterlere daha fazla özen gösterilmiş gibi görünüyor. Bunlar da Cartman ve Kenny’nin yetenekleri.

South Park: The Stick of Truth’da oyuncu olarak seçebileceğimiz dört sınıf; warrior, mage, thief ve Jew için yaratılan yetenekler de insanı derinden etkiliyor. Çünkü her saniyesinde bir yere göndermeler ve iğrençlik barındıran yetenekler bile uzun süre tekrar tekrar izlenebilir haldeydi. Sonradan onları da izlemekten sıkıldığımı belirteyim. Çünkü yanınızda size eşlik eden yaverinizin yeteneklerinin bir kez hariç hiç yenilenmemesi bunda etkili olmuş diyebilirim.

Jew sınıfı inanılmaz derecede Yahudi dinine göndermelerde bulunuyor ve birçoğunun da oldukça komik olduğunu söylemem gerekiyor. Sınıfımızı seçtiğimizde sabit olarak giyebileceğiniz bir kıyafetiniz oluyor ki Jew ırkının kıyafeti görülmeye değer doğrusu. Fakat South Park, hangi ırkı seçerseniz bir daha aynı şeyleri yapmak istemeyeceğiniz bir yapım.

Yani tekrar tekrar oynanabilecek bir şeyi yok. Kısıtlı sayıda yan görev var ve bittiklerinde eğer ana hikayenin de sonuna gelirseniz, sadece şehirde dolaşıp kurtlarla savaşabileceğiniz bir şekilde sizi South Park evreninde bırakıyor. Böylece olası bir DLC fikri de mantıklı görünüyor. Aslında Telltale Games’in hazırladığı bütün oyunlar gibi bölüm bölüm yayımlanması da çok güzel olabilirdi.

The Stick of Truth şu anda çok fazla orman kite’lamazsanız 12-13 saatlik bir oynanışa sahip. Ayrıca 4-5 saatlik oynanış süresinden önce Kyle, Stan gibi yıldız isimleri görmüyor oluşumuz güzel bir yaklaşım. Aynı karakterlere alışmaya başladığınız anda Stan ve Kyle işin içine dahil oluyor. Bu süreçte kendilerinin Elf ırkının başında yer aldığını anlamanız güç olmuyor ama yine de oynanışa çeşitlilik kattıkları kesin.

Bu noktada bir eleştiri de 4-5 saatin sonunda oyuna katılıyorlar ama, hikayenin işleyişinde Cartman ve Kenny’nin onda biri kadar etki etmiyorlar. Yine de onları da görmek de çok güzel.

The Stick of Truth, benim gibi on yıldan fazla süredir South Park takipçisi için harika bir oyun. İçerisindeki TV şovunda şahit olduğumuz olaylara göndermeler muazzam denilebilecek düzeyde. Bahsedip sizin için tadını kaçırmak istemediğim o kadar fazla referans var ki oyunda, yazmaya kalksam incelemeyi belki de iki katı kadar uzatabilirdi. Oyunu oynadığınızda her yere bakmayı unutmamanızı ve gözünüzü açık tutmanızı öneriyorum.

Fiyat konusunda biraz tuzlu, altmış dolarlık fiyat etiketine sahip. Zaten bu konuda fazlasıyla tepki aldılar ama incelemelerin bu denli pozitif gelmesi muhtemelen satışlara büyük etki edecektir diye düşünüyorum. South Park: The Stick of Truth gerçekten bu parayı hakediyor.

Eğer seriyle alakanız yoksa, böyle espriler size komik gelmiyorsa, South Park’ı es geçmenizi öneriyorum. Çünkü RPG öğeleri açısından fazlasıyla zayıf ve en büyük özelliği olan mizahi yaklaşımını kaybettiğinde çekiciliğini de kaybedecektir.

Fakat South Park serisinin hayranıysanız, bu tarz mizahtan hoşlanıyorsanız ve genel kültürünüze güveniyorsanız, ne olursa olsun bir şekilde edinip oynamanız gereken South Park: The Stick of Truth’un, DLC ya da devam oyunlarıyla, daha da geliştirilerek tekrar karşımıza çıkması için dua etmeye başladım bile. Muhtemelen oyunu satın almanız da devam oyunları için büyük bir artı olacak ve fark yaratacaktır. Korsana hayır tadındaki çıkış cümlemle de incelemeyi sosyal mesajsız bırakmamış oldum. Yoksa rahat uyuyamazdım.

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...