İncelemeler
Hoşgeldiniz...
The Bureau: XCOM Declassified İnceleme

2K Games tarafından PC, PS3, Xbox 360, OS X paltformları için 23.08.2013’te çıkarılan The Bureau: XCOM Declassified oyununu inceliyoruz. XCOM klasik sıra tabanlı strateji oyunuydu. Bir grup asker ile bir bölgede saklanan uzaylıları yok etmekti. Bunun dışında askeri üssü yönetmekle geçiyordu. Yıllar sonra 2K Games ve Firaxis XCOM: Enemy Unknown’u 2012′de çıkardı ve baya başarılı bir baş yapıttı. Lakin bundan 5 yıl önce 2K Games XCOM’u first-person shooter olacağını söylemişti. Ama bu haberi duyan XCOM haranlarını kızdırmıştı. Zaten piyasada bir sürü FPS oyunları var ve böyle klasik oyun günümüz için yeniden üretilmesi gerektiği apaçık ortadaydı. 2K Games bu fikirden vazgeçti ve Enemy Unknown başlığıyla klasik oyunu resmen başarılı bir şekilde canlandırdı. Fakat 2K Games hala shooter tabanlı XCOM oyunu üretmekten vazgeçmedi ve bize The Bureau’yu sundu. The Bureau FPS yerine tactical shooter yani taktiksel ateş etme oyunu geliştirdi. Böyle karar vermesi çok mantıklı oldu ve bir yere kadar başarılı oldu ama maalesef yetersiz kaldı. Oyunun içerdiği hatalar olmasaydı, oyun daha iyi ve sağlam olacaktı.

İlk olarak The Bureau: XCOM Declassified’ın hikayesi ile incelememize başlayalım. William Carter adlı baş karakterle oynuyoruz. Yıl 1962 ve bir CIA ajanı olan Carter, askeriyeye çok özel gökten gelen bir parçayı taşımak ile görevlendiriliyor. Taşın sırrını ve ne tür özelliğe sahip olduğu belli değil. Carter, The Bureau adlı gizli askeri bölgeye vardığında çantada olan gizemli taş ile bekleme odasında bekletiliyor. O sırada bayan subay çantayı bizzat kendisi götüreceği söylüyör fakat Carter bunu kabul etmiyor. Bayan subayın yüzünden siyah madde akmaya başlıyor ve Carter’a silah çekip vuruyor. Subay çantayı açtığında kör edici bir ışık parlıyor. Bu andan itibaren Carter canlanıyor ve nedense silah yarası hiç belli olmuyor, adeta iyileşmiş. Fakat pek vakit geçmeden askeri üsse uzaylılar baskın düzenliyor. Bu sırada olaydan kaçmaya çalışıyorsunuz. Uzaylılar kargaşa çıkardıktan sonra bir kaç XCOM ajanlarıyla birlikte olup olaya müdahale etmeye çalışıyorsunuz. Baya kayıplar olduğu halde uzaylılar geri çekiliyor. Olayların sonrasında Myron Faulke adlı XCOM müdürüyle tanışıyorsunuz. Faulke sizi bir nevi zorla bir XCOM ajanı yapıyor ki Carter uzun zamandan beri sunduğu başarılar takip ediliyormuş. Paketi getirmek bu yüzden Carter’a görevlendirilmiş fakat böyle bir saldırı olacağı hiç beklenmiyormuş. Bu tür saldırılar farklı askeri bölgelerde olmuş ve Beyaz Sarayla irtibat kurmak adeta imkansız hale gelmiş. Faulke ise Bureau’yu resmen gizli operasyon merkezi yapıyor. Konu çok hızlı başlayıp çok hızlı ilerliyor. Ne yazık ki oyun başta ne gizemli ne de ilgi çekici başlangıç sunuyor. The Bureau: XCOM Declassified siz direk bir savaş alanına atıyor. Hemen Sectoid isimli kısa boylu, büyük siyah gözlü uzaylılarla çatışıyorsunuz. Öyle savaşa başlıyorsunuz ki sanki bu uzaylıları çoktan yüzleşmiş gibisiniz. Bu yetmiyormuş gibi Outsider denilen insan benzeri uzaylılarla kapışıyorsunuz. Onlar lazer silah kullanırken siz ise ahşap kaplamalı silahlar kullanıyorsunuz. Burada adeta teknoloji farkı var ve bu çok güzel özellik fakat ne hikmetse oyunda başladığınız halde hemen süper güçlere sahip oluyorsunuz. Büroda laboratuvar kısmında bile profesörler hemen uzaylı silahları geliştirmişler. Hatta bazı kısımlarda uzaylı kapıları açmanız lazım yada bilgisayar kullanmanız lazım ve ne hikmetse takım arkadaşlarınız büyük rahatlıkla açabiliyor. Sanki her gün uzaylı teknolojisiyle uğraşmışlar. Bu resmen oyunun genel konusunu bozuyor. Fantastik konu olduğuna rağmen oyun çok asılsız bir şekilde gelişiyor. XCOM: Enemy Unknown bile bu konuyu çok daha güzel yapmıştı. Başta ilk temasta bütün özel personel timi ölüyordu. Sadece bir tanesi ayakta kalıyordu. Sonra ki görevlerde yeni ekip kurup uzaylıları öldürüyordunuz. Onları otopsi ediyordunuz. Ellerindeki silahları incelemeniz gerekiyordu. Bundan sonra kendiniz malzemeler ile seri üretim yapıyordunuz. The Bureau ise çok basit yöntem kullanıyor. Uzaylı öldürdüğünüz zaman ellerinde ki silahlar yok oluyor ancak ilerlediğiniz zaman bazen uzaylı cephane buluyorsunuz. Başta basit silahlar keşfediyorsunuz. Bir tane yeni uzaylı silahı bulsanız bile hemen takım arkadaşlarınız kullanabiliyor. Oyunun ortalarınna gelindiğinde kuvvetli uzaylı silahlarınız oluyor. Konu çok sonralardan kendisini gösteriyor ve oyunun yarısından sonra çok daha enteresan hale geliyor. Başta oyun her ne kadar sıradan başlasa bile oyun kendisini çok iyi bir şekilde toparlıyor. Hatta oyunu farklı şekilde bitirebiliyorsunuz. Daha fazla spoiler olmasın diye gerisini anlatmayacam ve emin olun siz bunları keşfettiğiniz zaman bile şaşıracaksınız.

The Bureau: XCOM Declassified senaryosundan ziyade tasarımıyla 60′lı yılları çok iyi canlandırmış. Büro çok retro şekilde tasarlanmış. 50-60 yıllarına ait mobilyalar, çok basit bilgisayarlar, kullanılan renkler, çalışanların kıyafet tarzı, saç stilleri ve hatta davranışları bile çok güzel şekilde sunulmuş. Başta Carter olmak üzere, tam o 60′lı yıllarına ait kahraman tipi var. Sert konuşma stili, taktığı fötrü şapka, patronuna verdiği afra tafralar çok iyi şekilde canlandırılmış. The Bureau: XCOM Declassified oyununun konusu daha fazla büroda öğreniliyor. Büroda olduğunuz zaman iş arkadaşlarınızla konuşma imkanı oluyor. Diyalog sistemi resmen Mass Effect’ten özenti. Konuşma esnasında kendi istediğiniz soruyu yada vermek istediğiniz cevap tarzı size ait. Bazen konuştuğunuz kişilerden yeni görevler alabiliyorsunuz. Bu yeni görevler her zaman büroda yer alıyor. Bazıları sizden kaçan uzaylıyı bulmanızı istiyor ya da radyodan verilmiş gizemli şifreyi çözüp sinyalin nereden geldiğini öğreniyorsunuz. Büroda yaptığınız kısa görevlerde yeni görev açıyorsunuz ve bu görevler tamamlandığında kendinize yeni ekipman kazanıyorsunuz. Bu görevler çok basit ve hiç bir türlü zorluğu yok. Siz sadece doğru kişiyi, oyunun belirli hikaye kısmında bulmanız lazım. Büro o kadar büyük değil; görev merkezi, personel odası, poligon alanı, laboratuvar, dinlenme odası ve hastane. Maalesef laboratuvar olduğuna rağmen silah yada ekipman geliştirme özelliği yok. Sadece etrafta bulduğunuz notlar ve raporlarla oyunun konusunun detaylarını anlatıyor mesela otopsi raporu, yeni lazer silahı, çalışandan yazılan notlar vb. Büroda olan elemanlar hepsinin ilginç hikayesi var ve dinlenmesi güzel olabiliyor. Bazı esnalarda sıkıcı gelebiliyor ama ara sıra konuya renk katıyor. En ilginci tutsak uzaylı bile sorguya çekiyorsunuz ve onların ırkını daha detaylı biçimde öğreniyorsunuz.

The Bureau: XCOM Declassified oyununun savaş kısmına gelince. Takımda sadece 2 kişi alabiliyorsunuz. Oyun 4 çeşit asker türü barındırıyor; Recon (keşifçi), Medic (sıhhiye), Soldier (asker) ve Engineer (mühendis). Hepsi birbirinden farklı ve sizin oyun tarzınıza göre seçmelisiniz. Eğer sniper kullanıyorsanız, o zaman soldier olan bir ekip üyesini yanınızda alın. Eğer sabit bir yerde durup mücadele yapmayı seviyorsanız o zaman medic ile engineer seçin. Engineer akıllı kule yerleştirip medic ile etrafınıza manyetik kalkan açsın. Bu askeri birimleri çok iyi şekilde kullanmanız lazım çünkü bu oyun bildiğiniz shooter oyunlarına benzemiyor. Bir kaç vuruş ile ağır yaralı olabiliyorsunuz. Sorun gibi gözükmüyor nede olsa takım arkadaşlarınızdan biri yanınıza gelip hemen ilk yardım ile sizi ayağa kaldırabiliyor fakat etrafta o kadar etraf var ki yardıma koşan canından olabiliyor. Bu yüzden ne yaparsanız yapın sakın ortalara doğru atlamayın. İlk önce siper alın. Mümkünat varsa etrafa tuzak kurun. Yada takım arkadaşlarınızı stimülanlarla güçlendirin. Herşey hazır olduktan sonra hemen bir düşmanı kafadan vurun ve savaşa bir adım önde başlayın. Her ne kadar fırsat ile başlarsanız, çatışma bir o kadar akıcı, kolay ve zevkli oluyor. Takım arkadaşlarınızı kontrol ve emir etmek çok kolay. Oyun resmen Mass Effect’e olduğu sistemi bu oyunda uyarlamış. Emir menüsünü bir tuş ile hemen açılıyor. Oyun en yavaş hızda ilerliyor ki siz rahatça plan kurup emir veriyorsunuz. Paniğe kapılmayın, sadece düşünün ve plan kurun. En temel emirler ise hareket ve ateş ettirmek. Sen ve bir takım arkadaşın direk yüz yüze çatışma esnasında olduğunuz halde diğer takım arkadaşınızı yüksek yere gönderip yada etraftan dolandırıp arkadan veya yandan ateş ettirebiliyorsunuz. Böylece düşmanları yaylım ateşine tutturabiliyorsunuz. Düşmanlar şok halinde olup paniğe kapılıyor. Savaşın galibi siz oluyorsunuz. Tek sorun ise yandan saldırma emrettiğiniz ekip arkadaşınız yarı yolda vurulabiliyor. Onu ayağa kaldırmaya gittiğinizde sizde aynı kaderi paylaşabilirsiniz. O yüzden fırsat olduğu zaman doğru kişiyi hareket etmesini emredin. Ölen takım arkadaşlarınız oyunun sonuna kadar kullanamıyorsunuz. Yani en yüksek seviyede olan takım arkadaşınız öldüğünde onun yerine başkasını bulup yeniden 1. seviyeden yetiştirmeniz lazım. Tabi bir önceki veriyi ‘load’ yaparsanız yada ‘checkpoint’ noktasından devam ederseniz sorun olmayacaktır.

Karakterler belirli XP aldıktan sonra ‘rank‘ seviyesi yükselecek. Her seviyede bir HP kutucuğu artacak ve hatta yeni yetenek bile öğrenecek. Örneği engineer bir noktadan sonra akıllı kule kullanabilecek fakat bu kule mitralyöz yada roket atar kule olacağını siz karar vereceksiniz. Çünkü seviye atladığınız zaman 2 farklı yetenekten bir tanesini seçebiliyorsunuz. Yani yanınızda daha fazla el bombası yada daha fazla cephane mi sorulduğu zaman birini seçmeniz lazım. Takım arkadaşlar sadece Rank 5 seviyesine çıkabiliyor ama siz Rank 10 seviyesine kadar çıkabiliyorsunuz. Böylece takımda en çok HP kutucuğuna sahip olmuş oluyorsunuz ve takımı ayakta tutmak size kalıyor. Karakterler sürekli iki yetenekten birini seçtiği için takım arkadaşlarınızın rakamını arttırın ve farklı yetenekleri seçin. Mesela iki adet recon askeriniz olsun. Birini ağır ve hasar verici keskin nişancı yaparken öbürünü hafif ve dikkat bozan keskin nişancı yapın. Bilemezsiniz, ilerde bir savaş alanında uygun askeriniz olmayabiliyor. Kısaca yatırımınızı önceden yapın. Oyun bir nevi RPG niteliğine sahip olduğu için takıma eklemek istediğiniz acemi askerlerin kişiliğini seçebiliyorsunuz. Arazide zarar yemeden siper değiştirme, yetenekleri daha hızlı bir şekilde kullanma, acılara daha dayanaklı vs. Sonrasında adını, yüzünü ve kıyafet rengini seçip takıma ekliyorsunuz. Elindeki silahı ve sırt çantasını siz seçiyorsunuz. Dediğim gibi, başta kurşun atan silahlar olacak, daha sonra uzaylı silahlar ile lazer atabileceksiniz. O yüzden her zaman yanınızda lazer silah taşıyın. Sırt çantası ise RPG oyunlarında olan aksesuarlara benziyor. Bazı sırt çantaları yeteneklerinizi yeniden kullanma süresini kısaltabiliyor, ya da silahın şarjör limitini yükseltiyor ya da zırhlı uzaylılara daha fazla zarar verebiliyor ya da daha az zarar yeme vb. Bu sırt çantaları The Bureau: XCOM Declassified görevlerinde farklı yerlerde bulabiliyorsunuz yani siz üretmiyorsunuz. Bulduysanız hemen envanterinize ekleniyor. Bu eşyaların ismi sırt çantası olarak geçiyor ama şekilleri bir çantaya benzemiyor. Sırtınızda resmen taşınabilir makine taşıyorsunuz. Makinelerde bulunan hortum ve kablolar direk sağ elinizde giydiğiniz eldivene bağlılar. Siz bir nevi makineli süper kahramana benziyorsunuz. Ayrıca sırt çantaları tam 60′lı yıllarına ait teknoloji tasarımıyla şekillenmiş. Demode antenler, tamamen metal kaplı kasalar, hantal ve iri şeklinde olan makineler. Üstünüzdeki kıyafet ile çok uyumlu duruyorlar.

The Bureau: XCOM Declassified İnceleme

Anlatıldığı gibi büroda kısa görevler var. Bitirdiğiniz ya da yapmasanız bile büronun merkezinden göreve çıkabiliyorsunuz. Haritada farklı görevler var ve bu görevler 3 türe ayrılmış; major (ana), minor (küçük) ve dispatch (sevkıyat) görevleri. Dispatch ile göreve sadece takım arkadaşlarınızı gönderiyorsunuz. Bu görevler ise büroda tamamlamış olduğunuz kısa görevi veren kişiler size bu görevleri öneriyor. Bu görevler bittiği zaman yeni sırt çantası yada yüksek seviyeli takım arkadaşı buluyorsunuz. Eğer bu görevleri yapmazsınız pek birşey kaybetmiyorsunuz fakat bu görevler sayesinde takımınız kolay şekilde XP kazanıp seviye atlıyor. Ayrıca bu görevlerden alınan sırt çantaları ilerde yapılan görevlerden alabiliyorsunuz. Dispatch görevlerinin zorluk seviyesi var. 1-10 arasında değişen zorluk seviyesi var. Eğer zorluk seviyesi 5 ise o zaman göndereceğiniz takım arkadaşlarınızın toplam seviyesi 5 yada daha fazla olması gerek. Görevler ancak siz ana yada küçük görevleri tamamlarsanız bitiyor. Küçük görev ana konuyu ilerlemesinde küçük payı var. Bir miktar tamamladıktan sonra ana görev beliriyor. Ana görevler ise bazen 20 ile 40 dakika uzun sürebiliyor. Ayrıca bu görevlere çıkmadan önceden büroda olan kısa görevleri ve küçük görevleri tamamlayın ki takımınız her zaman kuvvetli olsun.

Görevler sürekli uzaylı öldürmek ve belirli işleri yapmak ile geçiyor. The Bureau: XCOM Declassified sürekli 60′lı yıllarında gelişen uzaylı hikayelerinin olduğu yerlerde geçiyor; küçük ıssız kasabalar, dev çiftlik arazileri, dağcılık kamp bölgeleri, kampüsler vb. Neredeyse her görevde yeni düşman türü ile karşılaşıyorsunuz. Bu oyuna detay katıyor. Keskin nişancılar, ağır zırhlı muton denilen uzaylılar, beyin gücü ile Sectoid’ları yöneten kaptan vb. Tek sorun ise şekilsiz boss savaşları. Başta sıradan düşmana benzemeyen robotik düşmanlar boss olarak karşımıza çıkıyor. Ama ne yazık ki ilerde güçlendiğiniz zaman bu boss düşmanlar normal çatışmalarda karşınıza çıkmıyor. Hatta bir bölümde çok küçük UFO ile savaşıyorsunuz. Bu boss karakter ilerde hiç karşınıza çıkmıyor ve bu düşmanı yok etmek pekte zor değil. Bu yüzden oyun hafızalarda kalacak bir boss savaşı içermiyor. Sürekli sıradan düşmanlarla farklı konumlarda savaşıyorsunuz. Böylelikle oyun sıkıcı kalabiliyor. The Bureau: XCOM Declassified görevlerinde geçen bazı olaylar oyuna renk katabiliyor. Mesela görevde misafir müttefik kişilerle tanışıyorsunuz ve o kişiler size ilginç yöntemlerle yardımcı oluyor. Görevde geçirdiğiniz alanlar bir hayli büyük ama keşfetme imkanınız çok kısıtlı. Keşif yaparsanız ara sıra yeni uzaylı silahlar elde edebiliyorsunuz yada yeni sırt çantasına sahip olabiliyorsunuz. Ayrıca etraflarda kişisei notlar ve fotoğraf bulabiliyorsunuz. Bu belgeler size uzaylılar masumlara nasıl etki yarattığını öğrenebiliyorsunuz. Hatta bazıları olaydan önce yaşanan ilginç fenomenleri dile getiriyor. Bazı notlarda uzaylıları ‘lanet marslılar’ diye adlandıran notlar bile var.

The Bureau: XCOM Declassified yaklaşık 15 saat sürüyor. Büroda geçen olaylar ve aldığınız bilgiler oyuna ve konuya renk katıyor. Karakterler güzel tasarlanmış. 60′lı yılları iyi bir şekilde sunulmuş. Uzaylılar iyi tasarlanmış ve çeşitliği savaşlarda yeni tecrübeler sunuyorlar. Oyunda kullanılan taktiksel savaş sistemini kullanmak zevkli ve çok kolay. Fakat oyunun genel konusunda çok açıklanmayan yada anlamsız kısımları var. Spoiler olduğu için bunları açıklayamam. Demek istediğim konunun belirli kısımları daha ağır ve anlamlı olabilirdi. Dediğim gibi konu ancak yarısından sonra ilgi vermeye başlıyor. Oyunda sürekli aynı şeyleri tekrarlandığı için can sıkabiliyor. Hem Mass Effect’ten alınmış olan bazı unsurlar oyunun biraz çakma gibi gösterebiliyor. The Bureau: XCOM Declassified oyununda karakterleriniz dışında hiç birşeyi geliştiremiyorsunuz örneğin silahlar. Oyunda karakterler zırh giyme özelliği olabilirdi. Kısacası 2K Games daha akılda kalıcı bir oyun yapabilirdi. Oyunu geliştiren takım biraz daha efor gösterip oyunun gerçek potansiyelini çıkarabilirdi. En kötüsü ise oyunu bitirdiğiniz yapacak hiç birşey kalmıyor. Eğer achievement/trophy toplamayı seven birisi iseniz oyunu bitirdiğiniz zaman yaklaşık %90′ı almış oluyorsunuz. Uzaylı ile konu olan oyun seviyorsanız bunun yerine XCOM: Enemy Unknown alın. Sonuç olarak; yıllardır planlanan oyun pek başarılı XCOM oyunu olamamış. Bioshock 2’nin yapımcılarından olsa bile, oyun bir nevi eksik kısımlarını rahatlıkla gösteriyor. Sanki aceleye gelmiş ve kendini tam olarak ifade edemiyor. Ayrıca o ön kabın resmi ne öyle? Bari kara kalem ile her yerini karalasaydınız.

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...