İncelemeler
Hoşgeldiniz...
The Walking Dead: Survival Instinct İnceleme

Bugün, Terminal Reality yapımı The Walking Dead: Survival Instinct’i incelemeye çalışacağız arkadaşlar. 19 Mart 2013 tarihinde Playstation 3, XBox 360, Wii ve PC için çıkarılan The Walking Dead : Survival Instinct, adından da tahmin edebileceğiniz üzere, AMC’nin zombi temalı dizisi, reyting ve korsan izlenme rekorları kıran aynı isimdeki dizisini konu alıyor. Oyun uzun süredir ilgi ile beklediğim bir oyundu bu. Dizinin hala oynayan üçüncü sezonu da dahil olmak üzere bütün bölümlerini 10 gün gibi bir sürede bitiren biri olarak oyundan çok fazla beklentim vardı. Oyunda dizinin en acar karakterlerinden Daryl’i canlandıracak olmamız ise ayrı bir cazibe konusuydu. Bakalım oyun bu beklentilerimizi ne kadar karşılayabilmiş?

Oyun dizinin tema müziğiyle başlayarak sizi biraz ruhen yakalamayı başarıyor. Ana menü olarak gayet sade, bir multiplayer modu olmadığı için direk hikayeye dalıyoruz.

Elimizde bir av tüfeği ile bir kamp alanında, dere yatağında buluyoruz kendimizi. Kim olduğumuz ne yapmamız gerektiğini söyleyen bir kaç diyalogdan sonra pat diye başlıyor oyun. Ne olduğunu anlayamadan zombilerin saldırısına uğruyoruz ve ölüyoruz. Evet ölüyoruz! Daha oyuna başlayalı 2 dakika olmadan bize duygusal bir travma yaşatma amaçlı bu hareketin sonunda öğreniyoruz ki, aslında ölen Daryl’in babasıymış. The Walking Dead: Survival Instinct’in başında hikayeyi anlatan bir animasyon olmadığı için, ne yaptığımız hakkında hiç bir fikrimiz olmadan çırpınmamız, bir dere yatağında son buluyor. Oyunun temel oynanış tarzını size burada öğretmeye başlıyor oyun. Bir sonraki sahnede Daryl olarak oynamaya başlıyoruz. Bu saçma başlangıç biraz hayal kırıklığı oldu benim için aslında. Çünkü çok baştan savma ve özensizce yapıldığı her halinden belli. Buradan arabamız için gerekli olan yakıtı toplayarak ilk yolculuğumuza başlıyoruz. Bu da bize oyunun diğer yönü olan yolculuk tarafını gösteriyor.

The Walking Dead: Survival Instinct oyununda amacımız pek belli olmasa da, haritadaki noktalara tıklayarak seyahat ederek kurtulmak. Seyahat etmek için araca, aracı çalıştırmak için yakıta ihtiyacımız var. Bu yakıtı bölümleri araştırarak bulabiliyoruz. Oyundaki tek kaynak bu değil, sizin kullanamadığınız ancak sadece takas amaçlı kullanılan yiyecek stokları var. Bazı bölümlerde bu size mermi,silah bazı bölümlerde de hayatta kalanları ekibinize katmak için bir fırsat olarak geri dönüyor. Bu sağ kalanları ekibinize katarak yiyecek, mermi ya da yakıt aramak gibi görevlerde kullanabiliyorsunuz. Tabii her görevin belli riskleri var. Göreve gönderdiğiniz elemanın da belli yetenekleri ve eğilimleri var. Bunları göz önüne alarak adamınızı silahlandırabilirsiniz. Ancak adamınız bu görev sırasında ölürse (-ki ben daha yaralanmadan dönenini görmedim) verdiğiniz silaha da elveda diyebilirsiniz.

Bunun haricinde yolculuk sırasında da yollarınız kesilmiş olabiliyor. Bu tamamen tesadüfi olarak gerçekleşen bir şey, mesela A noktasında B noktasına giderken izleyebileceğiniz 3 yol var, bunlar ara sokaklar, caddeler ve otobanlar olarak ayrılmış. Ara sokakları tercih ederseniz yakıt tüketiminiz ve malzeme bulma şansınız daha fazla oluyor, çünkü sık sık durmak zorunda kalıyorsunuz. Ama bazen bu “dur kalk”ların astarları yüzlerinden pahalıya geliyor. Başladığınızdan daha az mermiyle bitirmeniz olası. Diğer bir senaryo da kesilen yolunuzda hiç durmadan alternatif rotadan devam etmek. Buradaki risk ise yakıtın bitmesi ile tekrar yakıt aramak zorunda kalmanız. Durduğunuz yerler genellikle aynı, yani bir saatten sonra yakıtı nerede bulacağınızı, oraya gitmek için nasıl bir yol izlemeniz gerektiğini ve zombilerin muhtemelen kümeleşeceği yerleri ezberliyorsunuz. Bu da 2. ve ya 3. karşılaşmadan sonra sizi sıkmaya başlıyor.

The Walking Dead: Survival Instinct oyununda seyahat ettiğiniz araçlar birbirlerinden farklı yakıt tüketimlerine sahip. Yani aynı yolu başka bir araçla daha az maliyetle katedebilirsiniz. Farklı olan tek şey, yakıt sarfiyatları değil. Araçtaki koltuk sayısı da ekibinizdeki kurtardığınız eleman sayısını birebir etkiliyor. Boş koltuk sayısının üzerindeki arkadaşları mecburen bırakmak zorunda kalıyorsunuz. Burada saçma olan şey ise göreve gönderdiğim bir eleman yaralanıp geri döndüğü için onu bir sonraki göreve götürmek istemediğim zaman ona verdiğim silahında gitmesi oldu. Görev sonunda verdiğim silahı almak için bir menü ya da seçenek göremedim. Daha sonra bu karakteri şutlarsam belki silahım tekrar inventory’ ye eklenir dedim ama heyhat… Silahın yerinde yeller esiyor.

Konumuz zombi olunca hareket alanımız çok dar. Öncelikle hareket kabiliyeti sınırlı, silah kullanma yeteneği olmayan, kapı açmaktan aciz, beyinsiz yaratıklardan oluşan bir düşman ordusu var. Tabii bu cümleye göre değerlendirilirse korkacak çok bir şey yok diyebilirsiniz. Ancak öyle değil ya da oyun bize bu konuda saçma zorluklar çıkarıyor. Öncelikle düşmanların yoktan varolması olayını konuşalım. The Walking Dead: Survival Instinct oyununda bir bölümü temizledikten sonra arkanızı döndüğünüzde hop bir bakmışsınız ki üzerinize bir zombi atlamış. Ancak teknik olarak bu imkansız. Çünkü haritanın o saate kadar bilinen bütün bölgelerinde yürüyen zombileri öldürmüştüm. Kısaca The Walking Dead: Survival Instinct size biraz zorluk çıkarmak için zombileri, size yakın fakat görünmeyen yerlerden spawn ediyor. Ayrıca bölümdeki zombi sayısı sizin oynayış tarzınıza göre de değişiyor. Ama bu anlık bir durum. Örneğin bir bölümde (yine temizleyerek geldiğim bir bölüm) hep saklanarak gizlenerek oynamaktan sıkıldığım için biraz silaha davranayım dedim. İlk mermiyi ateşlememle beraber şimdiye kadar temizlediğimi zannettiğim bölümlerden ve karşımdan belki 50 tane zombi bana doğru koşmaya başladı. Hadi bunlar açamadığımız kapılardan çıktı diye hayal etmeye çalışsam da biraz hızlı hareket ederek zombilerin sokağın ortasına spawn olduğunu görmek oyunun inandırıcılığına ve güvenilirliğine biraz darbe vuruyor. Çünkü aynı bölümü sürüne sürüne, tek bir mermi harcamadan oynasaydım karşılaşacağım zombi sayısı belki de onda biri kadardı.

The Walking Dead: Survival Instinct oynarken serinin sıkı takipçisi eşim de geldi, ben oynarken izlemeye başladı. O an farkettiğim detay suratında hiç bir gerginlik ifadesi olmamasıydı. Diziyi izlerken gerim gerim gerilen insan şu oyunda hiç bir ifade göstermiyordu. Bu dizi gerilim-korku dizisi değil mi? Öyle. Peki oyunda bu ne kadar yansıtılmış derseniz, eh işte diyebileceğim. Hastane bölümünde kapının arkasından üzerime atlayan bir zombinin beni gafil avlaması haricinde bir gerginlik yaşamadım. Ayrıca bütün zombiler birbirine benziyor. Model olarak aşağı yukarı tane farklı 15 tane zombi var ve bunların 30-40 tanesi bir araya geldiği zaman birbirinin aynısı zombiler görmeniz kaçınılmaz.

Zombilerin benzerlikleri sadece görünüşte değil hareket tarzları da birebir aynı. Sizi görene kadar boş boş dolanıyorlar. Görünce kovalamaya başlıyorlar. Tamam burası normal. Ancak zombinin görme olayı tamamen matematiksel olunca iş bir yerde saçmalamaya başlıyor. Şöyle ki; muhtemelen zombinin görebileceği bir mesafe ve açı var, bu mesafe de tahmin ediyorum 10 metre falan.O 10 metrenin bir santimetre bile dışında durursanız, isterseniz zıplayın, eğilin kalkın kesinlikle sizi görmüyor ve üzerinize hamle yapmıyor. O kritik mesafeye gelince sürünerek te girseniz üzerinize doğru koşmaya başlıyor. Oyunlarda böyle hesaplamaların olması kaçınılmaz lakin oyuncu bunu hissetmemeli bence.

The Walking Dead Survival Instinct İnceleme

Değinmek istediğim başka bir konu da zombileri yakın dövüşle öldürmekle ilgili. Bunda bile bir taktik üretmem 10 dakikayı almadı. Tam olarak zombiler size doğru saldırırken, son adımından önce ona doğru ilerleyip bışak ya da çekiç savurmak sizin ilk vuruşu yapmanızı ve zombinin sersemlemesini sağlıyor. Bu saatten sonra yapmanız ona arka arkaya vurmak. 4 vuruşta zombi ölüyor (tabii bu en dandik yakın dövüş silahı olan çekiç ve bıçak için geçerli). Vuruş sayısı değişse de taktik hiç değişmiyor. Bu şekilde hiç hasar almadan bütün zombileri öldürebilirsiniz.

The Walking Dead: Survival Instinct oyunuyla ilgili son eleştirilerimden biri de oyun motoru ile ilgili. Oyun motoru öylesine saçma çalışıyor ki, bazen fizik dışı olaylara şahitlik ediyorsunuz. Mesela kapıya dayalı bir cesedin, kapı açılınca düşmemesi gibi. Düşmediği de yetmiyor, girişi ve çıkışı da kapatıyor. Bu durumda ne ben içeri girebiliyorum ne de zombiler dışarı çıkabiliyor. Bir diğeri ise zombilerin kesinlikle eğilememesi. Dizide her boşluktan içeri girmeye çalışan lastik gibi zombiler gitmiş, yerine kütük gibi, boyundan sadece on santimetre kısa bir yere girmek için eğilmeyi akıl edemeyen zombiler gelmiş. Bu oyunun saçmaladığı yerlerden sadece birisi.

Peki bu oyunla ilgili hiç mi iyi birşey yok? Var tabii ki. Öncelikle bu yolculuk sırasında karşılaşılan zorluklar gayet güzel ve bunun tamamen tesadüfi olması oyuncuya has bir tecrübe sunuyor. Siz oynadığınızda bozulmayan araç ben oynarken bozuluyor ya da yolculuğum, yolu tıkayan bir araç ya da yakıtın bitmesi yüzünden kesintiye uğrayabiliyor. Bütün bunlar tamamen rastgele.

Ayrıca koltuk sayısından dolayı bazı kişileri geride bırakma olayı biraz üzücü bir durum. İnsan herkesi kurtarmak istiyor lakin sınırlı koltuk sayısı insanları bir seçim yapmaya zorluyor, eh bu da diziden alışık olduğumuz bir senaryo zaten. Ayrıca bu elemanların gittiği görevden dönememe riski de sizi düşündürüyor. Kısacası yan görevler senaryoya biraz sürpriz unsuru eklemiş.

Bazı sahnelerde oyunda “grapple” olarak tabir edilen zombilerin üzerinize atlaması ile gerçekleşen boğuşmalar da olaya ayrı bir heyecan getirmiş. Hedefi zombinin kafasının üstünde tutarak fare ile eş zamanlı bir tıklama yapmaya çalıştığınız bu sahneler gerçekten boğuşma hissini yaşatabilmiş. Tabii 30 tane zombiyi bıçakla öldürmeye çalışmak iyi bir fikir gibi görünse de bazen işler istediğiniz gibi gitmiyor. Sık sık bu durumla karşı karşıya kalıyorsunuz.

The Walking Dead: Survival Instinct oyun müzikleri de gerilimi güzel yansıtmayı başarmış. Dizinin tema müziği olsun, dövüş sırasında nabzı yükselten müzikleri olsun akıllıca planlanmış ve insanı biraz geriyor. Ancak seslendirmeler, müzikler kadar başarılı değil. Oyunda Daryl’i canlandıran Norman Reedus yine seslendirmede yer almış, fakat rol yapmadığından mıdır bilinmez, dizideki havayı yakalayamamış. Diyaloglar genel olarak biraz havada kalsa da idare etmeyi başarmış.

Özet geçmek gerekirse, oyunla ilgili daha fazla şeyler yazmak isterdim. Ancak bu pek mümkün değil. Dizinin bir seveni olarak gerek grafiklerindeki özensizlik ve basitlik, gerekse bariz mantık hataları ve saçma zorluklar oyuna gölge düşürmüş. Senaryoda anlatılmak istenen konunun ne olduğu, pek açık değil ve dizi ile nasıl bir ilgisi olduğunu ben çözemedim. Anladığım kadarıyla Daryl ve Merle’in diziye nasıl katıldıklarını anlatmaya çalışmışlar. Ama kısaca herşey çok yavan ve basitlik kokuyor. Diyaloglar amaçsız ve basit. Oyun ve oyuncu arasında gerekli bağ bir türlü oluşmuyor. Kısaca dizinin ekmeğini yemek için yapılmış yani dizinin ününden ve pazarlama gücünden faydalanmaya yönelik bir yapım olduğunu daha ilk dakikadan itibaren hissettiren, müzikleri ve ses efektleri ile durumu biraz kurtarsa da görsel olarak zamanının çok gerisinde kalan bir oyun olduğu çok ama çok belli olan bir yapım The Walking Dead: Survival Instinct. Tek kelime ile özetlemek gerekirse “olmamış”, başka diyecek pek bir şey yok.

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...