İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Tomb Raider 2013 İnceleme

Crystal Dynamics ve Eidos Montreal tarafından birlikte geliştirilen Tomb Raider 2013’ü inceliyoruz. Oyunun Xbox 360, PC ve Playstation 3 oyun platformları için yapıldığını ve 05.03.2013’te Square Enix tarafından piyasaya sürüldüğünü de kısa bir bilgi olarak belirtelim. Hadi kabul edelim: Her ne kadar serinin yapımcılığı önceki Tomb Raider oyunlarının yapımcısı Core Design kapanıp tüm ekibi Rebellion’a geçtikten sonra Legacy of Kain serisinden tanıdığımız, aksiyon macera türünü harika bir biçimde kotaran Crystal Dynamics’e verildikten sonra piyasaya sürülen Tomb Raider: Legend ve Tomb Raider: Anniversary gibi yapımlar “iyi” Tomb Raider oyunları olsa da eski Tomb Raider bir karakter olarak tıpkı diğer 90′ların aksiyon oyunu/filmi karakterleri gibi artık derinliği olmaması sebebiyle günümüz hikaye anlatım anlayışına pek uyum sağlamayan, sıfır derinliğe sahip, sadece erkekleri etkilemek amaçlı yaratılmış ve bir nostalji olarak kalması gereken bir karakterden fazlası değildi. Evet, Eski Lara Croft her ne kadar kadın görünümüne sahip olsa da şımarık beyaz bir erkeğin tüm karakteristik özelliklerini taşıyordu. Duygusal anlamda sıfır olan (hani cidden sıfırdı, “kadınlar illaki duygusal olmalıdır” demiyorum, sadece Lara’nın serinin herhangi bir oyununda bir insani duygu gösterdiğini hatırlamıyorum), “istediğini herhangi bir yoldan elde etmekten” başka düşündüğü hiç bir şey olmayan, sıfır etiğe ve sıfır karakter derinliğine sahip, fazlasıyla dominant, erkeklerin kendilerine yakın hissetmeleri için yaratılmış, oynarken poposunu izleyecekleri eğlencelik bir karakterden fazlası değildi Lara Croft. Elbette bu şekilde benim gibi oyunlarda karakter derinliği arayan ve “bir oyun olsun, içinde bir popo olsun, sürekli onu izleyeyim” diye düşünmeyen, karakterin poposunu görebilmek uğruna duvarlara sıkıştırıp kamerayı olabildiğince yakınlaştırmaya çalışmayan erkek oyuncuların pek ilgisini çekebilen bir karakter değildi açıkçası. Ben Tomb Raider oyunlarını severek oynuyordum ancak daha çok mekanlar, bulmacalar ve aksiyon ilgimi çekiyordu, karakterin kendisi değil. Karakterin kendisine karşı pek bir şey hissetmiyordum açıkçası, zaten dediğim gibi pek insanı yanı olmadığı için çok da bağ kurulabilecek bir karakter değildi eski Lara.

Tam da bu yüzden Lara’nın kişiliği olmayan göğüs ve popo sahibi bir üç boyutlu modelden; bir gemi kazası sonucunda düştüğü adada hayatta kalmaya çalışan ve bu süreçte karşısına çıkan olay,durum veya kişilere insancıl tepkiler veren genç bir kadın haline dönüştüğü bir reboot inanılmaz derecede hoşuma gitmişti açıkçası. Bu reboot’un Lara Croft’un çok daha fazla düzeyde bağ kurulabilecek çok daha insancıl bir karaktere dönüşmesi ve Tomb Raider serisinin “bağ kurulabilecek, belli bir derinliği olan bir ana karaktere sahip olması” sayesinde başarılı bir şekilde günümüz anlatım tarzına ayak uydurabilmesi anlamında güzel bir fırsat olabileceğini düşündüm. Ayrıca Lara’nın kendi başına hayatta kalmaya çalışacak bir karakter olması bir çok oyundaki kadın karakterlerin paylaştığı “yardıma muhtaç kadın” imajını da bir miktar bile olsa değiştirebilecek bir yön gibi gelmişti gözümde (doğruya doğru, bir çok video oyununda kadın karakterler “erkeklerin hoşuna gidebilecek hatlara sahip, tatlı ve oyun içindeki erkekler tarafından korunmaya muhtaç varlıklar” olarak gösteriliyor ve video oyunlarının entelektüel bir medya türü olarak büyümesi ve gelişmesi için bunun bir an önce değişmesi gerekiyor, buna itirazı olan yoktur sanırım (ha tıpkı hissedarları memnun etmekten başka bir şey düşünmeyen “Lara’yı korumak isteyeceksiniz” gibi abuk subuk yorumlar yapan Tomb Raider’ın idareci prodüktörü ‘Ron Rosenberg’ gibi Lara’nın kendisi olduğunun farkında varmayarak “ehe ehe Lara’yı ben koruyorum, ben kurtarıyorum” diye düşünen, oyunların temel konseptinin “o karakter olmak” üzerine olduğunu bilmeyen hemcinslerim olacaktır yine, o ayrı, zaten asıl muhattap alınması gereken kişi olan “yaratıcı yönetmen” Noah Hughes oyunun tüm amacının oyuncunun “Lara” olması, Lara ile bütünleşmesi üzerine olduğunu ve tüm mekaniklerin bu şekilde tasarlandığını, kısacası üstü kapalı olarak Rosenberg’ün saçmaladığını oyunla ilgili verdiği bir röportajda belirtmişti). Ancak günün sonunda ortaya nasıl bir yapım çıkacağını belirleyecek olan Crystal Dynamics ekibinden başkası değildi, dolayısıyla benim düşündüğüme azıcık benzeyen bir yapım çıksa bile mutlu olacaktım.

Tomb Raider 2013′ün en büyük oyun tartışmalarından birisinin konusu olan “Lara’nın tacize ve sonrasında potansiyel olarak tecavüze uğradığının ima edildiği sahne” ise beni oyunun sektörü kaplayan tonlarca suya sabuna dokunmamaya çalışan oyundan farklı ve değişik bir yapım olacağına inandıran sahneydi. Elbette bir kadının seksüel saldırıya uğramasını izlemekten zevk alan bir ruh hastası olduğum için hoşuma gitmedi bu sahne: Tıpkı çocuk ticareti veya uyuşturucu kullanımı gibi taciz ve/veya tecavüz de kadınların günlük hayatta karşılaştığı gayet “tatsız” bir konu ve oyunların bir medya türü olarak gelişmesi açısından video oyunlarında yeri geldiğinde bu tür tatsız konuların işlenmesi de gayet elzem. Dolayısıyla Tomb Raider gibi eskiden “aksiyon, bulmaca ve egzotik mekanlardan” başka pek bir şey sunmayan bir oyun serisinin bir çok oyunun satmama endişesi yüzünden dokunmaktan korktuğu konulardan birisini gayet yerinde işleyen daha özgür bir seriye dönüşmesi ve bu oyunun dağıtımcılığını sektörün önde gelen firmalarından Square Enix’in yapması oyun sektörünün geleceği hakkında bana umut vermişti doğruyu söylemek gerekirse.

Evet, anlayacağınız üzere ben yeni Tomb Raider reboot’unun en büyük destekçilerinden birisiydim ve sonunda oyunu elde ettim ve bitirdim. Tomb Raider 2013, olmasını beklediğim yapıma “azıcık” benziyor ve dediğim gibi bu kadarı bile beni mutlu etmeye etti açıkçası.

Tomb Raider 2013 oyununun başında Lara’nın da yolculularının arasında bulunduğu Endurance isimli keşif gemisi büyük bir fırtına sonucu adaya düşüyor ve Lara diğer hayatta kalan karakterlere ulaşmaya ve bu sırada donmamaya ve açlıktan ölmemeye çalışıyor. Oyunun “woman versus wild” adındaki bu kısmı tüm oyunun en çok beğendiğim yanı oldu ve ben bu kısmı daha çok andıran, hayatta kalma yönünün en azından buna göre daha fazla ön planda olduğu bir yapım bekliyordum ancak karşıma çıkan bu tür daha gerçekçi, daha oturaklı bir “hayatta kalma” üzerine, en azından bu yönü yoğun bir biçimde mekaniklerin içerisinde barındıran bir oyundan ziyade düşündüğümden çok daha sinematik ve oyuncunun elinden tutan bir deneyim oldu. Bir çok kişinin dediği gibi “Uncharted” demek istemiyorum zira oyunun sanat yönetiminin, karakterleri ele alış tarzının ve genel tonunun Uncharted gibi bir Hollywood blockbuster olmaya çalışan bir yapımla pek ilgisi yok, Tomb Raider’ın Uncharted’a göre çok daha karanlık bir tonu olduğunu söyleyebilirim. Dolayısıyla oyunun sırf iki üç atlayıp zıplama ve tırmanma var diye fazlasıyla Uncharted’a benzediğini söylemek yanlış olur ancak evet, daha oturmuş temellere sahip bir hayatta kalma oyunundan ziyade Uncharted gibi bir yapıma daha yakın olduğunu söyleyebiliriz.

Özellikle tamamen silahlandıktan sonra onlarca düşmanı tararken oyunun fazlasıyla bir adada hayatta kalma temasından uzaklaştığını söylesek de özellikle ilk başlardaki daha savunmasız olarak elimizde bir okla gezdiğimiz kısımların çok daha fazlasını istediğimi ve bu kısımların çok güzel kotarılmış olduğunu belirteyim. Yanlış anlaşılmasın, oyunun daha sinematik bir deneyim olması beni oyundan uzaklaştırmadı veya oyunu beğenmeme sebep olmadı, sadece bu tür deneyimler zaten oyun sektöründe fazlasıyla var ve ben bu Tomb Raider’ın sektörde her gün karşılaştığımız yapımlardan çok daha farklı bir yapım olacağını düşünmüştüm ancak Lara’nın bir tane okla hayatta kalmaya çalışan genç bir kadından bir sürü silahı olan ve düşmanların suratına mermi boşaltan eğitimli bir öldürme makinesine inanılmaz derecede hızlı dönüşmesi beni biraz da olsa hayal kırıklığına uğrattı (bir de Lara eline ilk defa aldığı bir silahı inanılmaz derecede profesyonel bir biçimde kullanıyor, bunun yerine Lara’nın silah ve ekipmanları gittikçe daha iyi kullandığı bir mekanik olmalıymış, oyunun bu kısmı gerçekten hiç inandırıcı değil ve “hayatta kalma” temasını yerle bir ediyor). Hani ne bileyim, etrafta az mermi olabilirdi ve bu sayede düşmanlarla karşılaşmak daha ölümcül ve korkutucu bir deneyim haline getirilebilirdi, hani oyunun mücadele anlamında düz aksiyon oyununa dönüşmesi pek uzun sürmedi açıkçası. Bir noktadan sonra açık bir biçimde düşmanlarınızdan çok daha donanımlı oluyorsunuz ve “Lara’nın dişini tırnağına takıp hayatta kaldığını” hissetmiyorsunuz pek. Oyunun teması hayatta kalmak üzerine olduğu ve tüm röportajlar, haberler ve çıkış öncesi reklam materyallerinde bu tema ön plana çıkarıldığı/çıktığı için oyuna bu beklentiyle giren bir oyuncuysanız hayal kırıklığına uğramanız işten bile değil.

Tamam, bu konuda yeterince konuştum, artık oyunu anlatmaya geçebiliriz. Tomb Raider 2013 mekan tasarımı ve yaratılan ortamlar, genel karanlık atmosfer ve çoğu mekandaki yalnızlık hissi gayet güzel ve insana “orada” olduğunu fazlasıyla hissettiriyor. Zaten oyunun görsel tasarımı gerçekten hoş, hem PC’ye hem de her iki konsola da çıkan multiplatform oyunların da güzel ve özenilmiş görsellere sahip olabileceğini gösteren bir yapım Tomb Raider. Yaratılan mekanlardan genel atmosfere oyunun otantik ve çekici bir havası var ve bu bile tek başına insanda ilerleme isteği yaratıyor. Aynı zamanda oyunun ‘yarı açık dünya’ olduğunu söyleyebilirim. Şöyle ki, sürekli içinde rahat rahat dolaştığınız bir açık dünya yok ve sürekli ileriye doğru bir ilerleme söz konusu ancak yeni ekipmanlar aldığınızda; silahınızı etraftan bulduğunuz materyallerle geliştirebildiğiniz, Lara’nın o anki durum hakkında düşüncelerini dinleyebildiğiniz veya Lara’nın yeteneklerini geliştirebildiğiniz kamp alanlarındaki “fast travel” seçeneğiyle adada önceden keşfettiğiniz bölgelere geri giderek açamadığınız kapıları açabiliyor, giremediğiniz yerlere girebiliyor veya tırmanamadığınız yerlere tırmanabiliyorsunuz. Açık dünyadan çok Castlevania ve Metroid oyunlarının yeni edindiğiniz ekipman veya güçlerle önceden geldiğiniz yerlere geri dönüp açamadığınız kapıları açabildiğiniz “metroidvania” dediğimiz türe çok daha yakın Tomb Raider. Her ne kadar ben pek geri dönüp önceden ulaşamadığım yerlere ulaşmaya çalışmasam da bunu yapacak bir çok oyuncu var ve bu oyuncular için oyunun süresini ciddi oranda arttıran bir faktör olduğu da bir gerçek.

Önceden ulaşamadığınız bölgelere ulaşmayı bir kenara koyup adadaki genel keşif hissine bakarsak Tomb Raider 2013’ün bu açıdan gayet hoş bir yapım olduğunu söyleyebiliriz. Ana yoldan sapıp başka bölgelere ulaşmaya çalışmanız ekipmanlarınızı güçlendirmek için materyallere, genelde bir adet bulmaca bulunduran ve sonlarına gelince bir hazineye ulaştığınız opsiyonel gizli mezarlara, etrafa dağılmış günlüklere ve dolayısıyla ada hakkında daha fazla bilgiye ulaşmanızı sağlıyor. Kısacası oyun ana yoldan sapıp keşif gezisine çıktığınızda sizi bir çok farklı şekilde ödüllendiriyor ve Tomb Raider gibi setting’i “gizemli bir ada” olan bir oyunda keşif hissiyatı olmaması kaçırılmış bir fırsattan öte gizemli ada konseptinin ruhuna ters olurdu.

Tomb Raider 2013 oynanışı ise benim beklentilerimden farklı olsa da gayet iyi. Bazı eleştirmenler vuruş hissinin pek iyi olmamasından dem vurmuş ancak gerek okun saplanmasının verdiği güç hissi, gerekse de silahların sesleri ve düşmanların vurulmaya karşı verdiği reaksiyonlar gayet güzel (nitelikli değil ama iyi). Ancak senaryo kısmında bir kaç sıkıntı olduğunu söylemem lazım. Öncelikle oyundaki “belli sebeplerden dolayı” sadece erkeklerden oluşan düşman topluluğu biraz fazla karikatürize bir topluluk, pek doğal ve inandırıcı değiller açıkçası.

Tomb Raider 2013 İnceleme

Bunun yanında Tomb Raider 2013 hikayesi inanılmaz bir hikaye değil, sondaki güzel düşünülmüş dönüm noktası (plot twist) haricinde hiç bir zaman “biraz daha oynayayım da hikayenin sonunda ne olacağını göreyim” diye düşünmedim açıkçası. Ancak Endurance’dan sizinle birlikte kurtulan karakterlerin fazla detaylı olmasa da (hani bir tane Lara’ya aşık olan ve kendini ona kanıtlamak isteyen var, bir tane gözünü para bürümüş ve tüm bu olayı bir belgesel olarak medyaya satma peşinde olan var, bir tane “koruyucu baba/olgun ve çekici erkek” figürü var, Lara’nın yanında olan ‘yakın arkadaş’ var, Lara’nın karşısında olan ve ona ters davranan bir karakter var, öyle çok kompleks değil karakterler) etrafa dağılmış günlüklerden düşmanların motivasyonları da dahil olmak üzere başka bir çok konu hakkında olduğu gibi yan karakterlerle ilgili bilgiler de edinebiliyor ve en azından karakterlerin şu anki durum, adaya kısılı kalmak veya karşılaştıkları kişiler hakkındaki düşüncelerini öğrenebiliyorsunuz. Ancak hiç bir zaman karakterleri pek önemseyemedim, sadece Lara’nın hayatta kalması umrumdaydı tüm oyun boyunca. Çok fazla detaylandırılmış olmamaları ve yukarıda parantez içinde bahsettiğim gibi fazlasıyla her tür oyun/film/dizide gördüğümüz “stok karakterler” olmaları olabilir bunun sebebi.

Lara’nın bir karakter olarak gelişmesi konusuna gelirsek… Açıkçası, evet, Lara çok daha insancıl, çok daha konuşkan, çok daha bağ kurulabilir bir karakter olmuş ancak Lara’nın her eline aldığı silahı eğitimli bir asker, profesyonel bir ölüm makinesi gibi kullanabilmesi “tek başına hayatta kalan, zorluklara karşı koyan kadın” imajının oluşmasını da engelliyor. Ancak özellikle kişilik anlamında eski Lara’ya göre tonla yol kat edilmiş ve yine elbette fiziksel olarak çekici ve tatlı bir kadın olsa da bu sefer ağzından üç beş kelime dökülüyor en azından. İlk kamp yerinde oturduğunuzda Lara’nın aklından geçen düşüncelerin Lara’ya bir karakter olarak kattığı şeyler tüm eski Tomb Raider oyunlarından çok daha fazla. Kısacası kendine ait bir kişiliği ve düşünceleri var yahu, daha ne olsun. Sadece tek başına hayatta kalan kadın kısmı pek olmamış, en azından öyle hissetmedim ben pek. Yine de dediğim gibi Lara’nın bir kadın vücuduna hapsolmuş şımarık bir erkekten ziyade kendine has bir karaktere sahip olması, bir kadın gibi düşünüp davranması (elbette bunu pozitif anlamda söylüyorum) bağlamında eski oyunlara göre tonla yol alınmış ve kesinlikle eski serilerin değil, bu serinin devamını görmeyi yeğlerim.

Ayrıca Tomb Raider 2013 genel sanat yönetimi, karanlık atmosferi, mekan tasarımları gayet hoş ve bu oyunun bu kısımlarının kaliteli olması sayesinde kendine ait sırları olan ve temkinli olmazsanız gümbürtüye gideceğiniz oldukça tehlikeli bir adada olduğunuz hissi oldukça iyi bir biçimde verilmiş.

Adanın fazlasıyla tehditkar bir havası var, özellikle ilk başlarda bu havaya fazlasıyla kapılmam sonucunda her adımıma dikkat ederek ilerledim. Ancak bu noktaya kadar incelemede bir kaç kere değindiğim gibi Lara bir sürü silahla donanınca tehditkar atmosfer gözle görülür bir biçimde azalıyor. Bunun yanında oyunun işitsel tasarım olarak mükemmel olduğuna değinmeden geçemeyeceğim: Mükemmel hazırlanmış çevre sesleri (karanlık bir ormanda kurtların hırlamaları, rüzgarın tehditkar sesi, fırtınanın uğultusu), oldukça güzel hazırlanmış seslendirmelerle birleşince ortaya tadından yenmez bir işitsel tasarım çıkıyor. Yalnızca karakterlerin yüz animasyonlarının biraz fazla odunsu kaldığını söylemeliyim ve karakter etkileşimlerinin büyük bir rol oynadığı bu tür bir yapımda yüz animasyonlarının güdük kalması pek olmamış.

Tomb Raider 2013’ün ana geliştirme ekibi Crystal Dynamics tarafından değil de Deus Ex: Human Revolution’ın geliştirici ekibi Eidos Montreal tarafından geliştirilen çokluoyuncu modu ise gayet iyi. Yani herhangi bir ödül kazanabilecek bir çokluoyuncu modu değil ve muhtemelen çok uzun ömürlü bir mod da olmayacak ancak oyunu bitirdikten sonra devam etmek isteyenleri isteyenleri uzun bir süre oyalayacak bir oyun modu olmuş. Özellikle benim gibi üçüncü kişi perspektifinden oynanan çokluoyuncu oyunlardan hoşlanıyorsanız size istediğinizi fazlasıyla verecek, Level 60′a kadar yükselebildiğiniz (sadece en son seviyede Lara olarak oynayabiliyorsunuz, dolayısıyla Lara olarak insan düşmanları haklamak gibi bir hayaliniz varsa son seviyeye ulaşmak için fazlasıyla motivasyonunuz olacağını da ekleyeyim) gayet doyurucu ve oyunun rafa kaldırılmadan önceki ömrünü inanılmaz derecede arttıran bir çokluoyuncu modu var oyunun.

Tomb Raider’ın başlarını, batan Endurance’dan çıktıktıktan hemen sonra ısınmaya, karnınızı doyurmaya çalıştığınız, sadece hayatta kalmanıza yetecek kadar ekipmanınız olan kısımları oynarken “bu oyun olmuş” diye düşündüm. Ancak ilerleyen kısımlarda Lara’nın eline geçen her silahı profesyonel bir biçimde kullanması ve her yerde bulunan mermi kutuları sayesinde tonla mermiyle düşmanlardan açık bir biçimde üstün olması sonucu oyunun “hayatta kalma” temasının inandırıcılığını neredeyse tamamen yitirmesi ve standart bir aksiyon macera oyununa dönüşmesi beni hayal kırıklığına uğrattı. Ancak her ne olursa olsun sağlam prodüksiyon değerlerine, oldukça iyi bir sanat yönetimine, sağlam bir atmosfere, insanı içine çeken bir “gizemli ada” setting’ine ve bu setting’e uygun olarak oldukça güzel mekan tasarımlarına sahip, işin içine çokluoyuncuyu da kattığınızda saatlerce oynayabileceğiniz ve harcadığınız zamana pişman olmayacağınız doyurucu bir yapım, olacağını düşündüğüm kadar farklı olmasa da güzel ve nitelikli bir deneyim Tomb Raider. Ancak oyunun reklamı yapıldığı gibi ‘bir sürü badire atlayıp hayatta kaldığınız’ hissini oyuncuya daha fazla yaşatabilmesini beklerdim. Yine de bir kişiliğe sahip bir Lara barındıran, bu bağlamda olumlu olarak farklı ve oldukça kaliteli bir Tomb Raider oyunu olmuş ve bu serinin bir sonraki oyununu merakla bekliyorum. En azından bu sefer hayal kırıklıklarına yer olmayacak zira karşıma nasıl bir yapım çıkacağını az çok biliyor olacağım. Sonuç olarak; her ne kadar reklamı yapıldığı gibi pek “hayatta kalma oyunu” olmasa da karanlık atmosferi, muazzam sanat yönetimi, keşfedilmeyi bekleyen gizemli ada setting’i ve çizdiği şimdiye kadar hiç görmediğimiz kadar kişilikli Lara portresi ile kesinlikle oynanmaya değer bir yapım Tomb Raider 2013.

Tomb Raider 2013 minimum sistem gereksinimleri merak edenler için şu şekilde: Intel Core 2 Duo E6300 1.86 Ghz. veya eşdeğer AMD işlemci, 1 Gb. ram, NVidia GeForce 8600 GT veya AMD Radeon HD 2600 XT ekran kartı, 12 Gb. HDD alanı, Windows XP veya üzeri işletim sistemi.

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...