İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Valiant Hearts: The Great War PC İnceleme

Aslına bakarsanız gözümüz 1. Dünya Savaşı ile ilgili oyunlar görmeye pek de alışık değil. Son dönemde özellikle suyu çıkarılana kadar önümüze defalarca sunulan 2. Dünya Savaşı’nın oyunlara bu kadar konu olmasının sebebi tabii ki fazlasıyla hava, kara ve deniz taarruzu içeriyor olması. Birçok efsaneleşmiş çıkarmaya ve meydan savaşına ev sahipliği yapmış olması da oyun yapımcılarının bu savaşı bu kadar konu edinmesine sebep oluyor denebilir.

Fakat çok az oyun 1. Dünya Savaşı’nı kendine konu edinip, bunu da başarıyla önümüze koyabiliyor. Açıkca söyleyeyim, Valiant Hearts: The Great War bunlardan biri, hatta belki de en iyilerinden biri.

Özellikle savaş oyunu dendiğinde akla hemen FPS türünün gelmesi ve saçma sapan bir kahramanlık içerisinde 4-5 saat süren bir oynanış ile karşılaşacağımızı düşünmemiz artık refleks haline geldi. Çünkü piyasada savaşları başka şekillerde işleyebilen oyun neredeyse yok denecek kadar az. Hele son dönemde böyle oyunları kesinlikle göremediğimiz de bir gerçek. Aslında bu incelemeyi birkaç gün önce yazacaktım ama ne yazık ki oyunu oynama fırsatı bulamamıştım. Kısmet bugüneymiş. Başladığım gibi bir solukta bitirdiğim Valiant Hearts: The Great War, 2014 yılı içerisinde oynadığım en iyi oyunlardan biri olarak hafızamdaki yerini almayı başardı.

Valiant Hearts: The Great War Senaryosu

Avusturya-Macaristan veliahtı Franz Ferdinand’ın öldürülmesinin ardından Sırbistan ile savaş başlar. Almanlar’ın Sırbistan’a destek vermesinin ardından Rusya, İngiltere, Fransa, Japonya, Osmanlı İmparatorluğu ve daha birçok devlet savaşa katılır, 1. Dünya Savaşı başlar. 1914 yılında başlayan savaş, Fransa’da Fransız eşi ve kayınpederi ile yaşayan Karl’ın sınırdışı edilmesine yol açar. Karl askere çağırılır ve ailesinden koparılır. Ardından Karl’ın kayınpederi Emile’de Fransız ordusuna dahil edilir ve birlikte güzel bir hayat yaşayan ikili, savaşın iki farklı cephesinde savaşmak zorunda kalır. Bu sırada A.B.D.’li bir adam olan Freddie de savaşın getirdiği yıkımın öcünü almak için Fransızlar’ın yanında savaşa girer. Belçika’dan gelen sıhhiyeci Ana ise bayrakları umursamadan herkesi iyileştirmek amacındadır. Çeşitli tesadüfler bu dörtlüyü, Walt adındaki sıhhiye köpeği ile beraber savaşın yıkımının içine sürükler.

Emile, Karl, Freddie, Ana ve Walt

Valiant Hearts: The Great War, yukarıda isimlerini saydığımız beşlinin gözünden 1. Dünya Savaşı’nın en karanlık yüzünü ortaya koyuyor. 9 milyondan fazla insanın direkt olarak ölüme yürütüldüğü bu savaşta, kimin kazanıp kimin kaybettiğinden çok insanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığı konusu üzerinde duruluyor. Bunu da oldukça güzel bir çapraz kurgu ile yapıyor. Ubisoft Montreal’i tebrik etmek gerek.

Dokuz milyon insanın ölüme yürüdüğü 1. Dünya Savaşı’na en acı şekilde tanıklık etmeye hazır olun!

Açıkcası son dönemde Ubisoft’u bu kadar çok eleştirmeme rağmen karşıma böyle bir yapımla çıkmaları, yeni fikirler konusunda kendilerinin ne kadar başarılı olduğunu bir kez daha hatırlattı. Watch Dogs faciasının ardından (Yine de Watch Dogs 2 için ümitliyim onu belirteyim.) Valiant Hearts: The Great War’u oynamak gerçekten insanı rahatlatan bir duyguydu. Ta ki oyun başlayıp da konunun içerisine dalana kadar. İşte o zaman ne rahatlık kaldı ne de huzur.

Aynı evde yaşayan bir Alman ve iki Fransız’ın (Temel fıkrası gibi oldu.) mutlu mesut süren hayatlarının Franz Ferdinand’ın öldürülmesinin ardından başlayan 1. Dünya Savaşı ile nasıl cehenneme döndüğüne, aynı şekilde ABD’de hayatını sürdüren Freddie’nin savaşın getirdiği yıkımla nasıl kendini kaybettiğini gördüğünüzde ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum. Çünkü Valiant Hearts: The Great War, kesinlikle savaşın getirdiği yıkım ve sönen hayatlara odaklanmış durumda.

Bu kadar depresif bir konuyu iki boyutlu çizgi roman havasındaki grafikleriyle bu denli etkileyici bir şekilde anlatabilmesi de Ubisoft Montreal’i bir kez daha alkışlama isteği uyandırıyor. Firma zaten daha önce Rayman serisi ve From Dust gibi ilginç fikirlerin altına imza atmış bir departmana sahipti ve bu departman klasını bir kez daha konuşturmuş durumda.

Hikayeyi spoiler yağmuruna tutmadan anlatmak isterdim ama ne yazık ki başından sonuna kadar merakla takip edeceğiniz olaylar silsilesi sizleri beklediği için herhangi bir detay veremiyorum. Fakat şunu söyleyebilirim, Walt adındaki köpeğin dostluğu sizi ayakta tutan belki de tek etken olacak.

Valiant Hearts: The Great War PC İnceleme

Valiant Hearts: The Great War Oynanış

Klasik platform oyunlarından hiçbir farklılık içermiyor. Sağa ve sola doğru ilerleyebildiğimiz haritalar boyunca çeşitli bulmacalarla karşılaşıp engelleri aşmaya çalışıyoruz. Tabii bunu zıplayıp hoplayarak değil, birçok ekipman kullanıp yeri geldiğinde kazarak, yeri geldiğinde ise kılık kıyafet değiştirip düşmanın arasına sızarak yapıyoruz.

Yeri gelmişken hemen belirteyim, oynanış konusunda hiçbir zorluk içermiyor Valiant Hearts: The Great War. Bulmacalar çok nadiren zamanınızı alacak ama genelde az düşünme, çok eşya taşıma şeklinde geçtiği için sıkıntı yaratmayacaklar. Zaten bir yerde çok takılırsanız, birkaç dakika içerisinde hemen F1 basılabilir hale geliyor ve size ne yapmanız gerektiği hakkında çeşitli ipuçları veriyor.

Kısacası oldukça basit bir oynanışa sahip olduğunu tekrar vurgulamak gerek. Ama burada dikkat edilmesi gereken nokta, oynanışın kolay olmasının hiçbir şekilde oynayan kişiyi rahatsız etmiyor oluşu. Çünkü asıl olay müthiş seslendirmeyle birlikte konu anlatımına odaklı ve dış sesin anlatımı dışında sağdan soldan topladığınız objeler ve çeşitli fotoğraflar yardımıyla 1. Dünya Savaşı hakkında daha önce duymadığınız bilgilere sahip olmanız sağlanıyor. Bu da oyunun atmosferinin bir anda sizi içine çekmesine sebep oluyor.

Oyunda aksiyon öğeleri de mevcut ama bunlar genellikle sizi koşmaya zorlayan ve koşarken bir anda ölmenize yol açan türden aksiyonlar. Genellikle sizi gaza getirip hızla ileri doğru koşturuyor ve ardından pusuya düşürerek ölmeniz sağlanıyor. Yani koşarken bir kez ölüp ardından olayı idrak ettiğiniz için rahatlıkla o bölümü de geçebiliyorsunuz. Tabii burada bahsedilmesi gereken her karakterin farklı temada oynanışa sahip olması.

Örneğin Karl, Fransız ordusunun elinden kaçıp ailesine kavuşmaya çalıştığı için genel anlamda biz gizlilik havası hakim. Kılık değiştirme, düşmanın arasına sızma ve maksimum birkaç araç kovalamacası ile oynanış sürüyor. Karl’dan farklı olarak Freddie oyunun en çok savaşan karakteri denebilir. Sağa sola bombalar atarak koşacak, tanklar sürecek ve uzun menzilli toplar kullanarak düşmanın elindeki bölgeleri ele geçireceksiniz.

Hikayenin baş kahramanı olarak göze çarpan Emile ise elindeki kazmasıyla genel hayatını orayı burayı kazarak geçiriyor. Fransız ordusunun başarısız savaş taktikleri sayesinde yaşadığı yıkımı da en iyi şekilde Emile üzerinden görebiliyoruz. Çünkü Freddie biraz daha kahramanvari bir tutum sergilerken, Emile aklı başında ve gereksiz hamlelerden kaçınan bir karaktere sahip. Bunda yaşlanmış olmasının da etkisi büyüktür muhtemelen.

Son olarak Ana’dan da bahsetmek gerek. Ana hangi ülkenin vatandaşı olduğuna aldırış etmeden herkesi iyileştirmeye çalışan bir sıhhiyeci. Oynanış açısından diğer üç karakterden tamamen farklı ve genellikle ritim oyunlarının havası yakalanmış durumda ama yine de ara sıra kendinizi savaşın içerisinde bulacağınız sahnelerle de karşılaşıyorsunuz. Ayrıca sahip olduğu kırmızı arabasıyla birçok yolculuğa çıktığından en çok kovalama sahnesi de Ana ile yaşanıyor denebilir.

Bu dört karakterin oynanışına bir de Walt adlı köpeğimizi ekleyebiliriz. Karakterler arasında gidip gelen, kimin ihtiyacı varsa ona yardım eden Walt, oyunda ulaşamayacağınız yerlerden eşyaları getirmek, çeşitli bulmacalarda yerde duran kolları (kaldıraç gibi olan kollar, uzuv değil.) oynatacak ya da düşmana görünmemeniz gereken yerlerde sizin için düşman askerlerini oyalayacak. Aslında burada companion olarak adlandırabileceğimiz Walt’un bugüne kadar diğer oyunlarda gördüğümüzden daha farklı bir yanı yok. Oynanış açısından hiçbir yenilik getirmiyor ama bu depresif ortamda yanınızda bulunması, ayakta durabilmenizde önemli bir etken oluyor.

Valiant Hearts: The Great War, düz bir platform oyunu olmasına rağmen dostluk ve savaşın getirdiği kayıplar hakkında anlattığı hikayesiyle insanı derinden etkiliyor. Müthiş bir anlatıma sahip ve bu özelliğiyle oynanışı hikayenin üzerinde tutan oyunlardan ayrılıyor. Çünkü tam tersi şekilde hikaye anlatımını oynanışın önüne koyuyor.

Oyun piyasasının yaratıcı fikirler ve güzel hikayelere ihtiyacı olduğu bu dönemde ilaç gibi geldi demek yeridir. Hangi platformda olursa olsun parasını hak eden müthiş bir yapım. Sona erdiğinde yalnızca bittiğine değil, hikayenin sona eriş şekline de hem hayran olup hem de belki de gözyaşı dökeceğiniz bir cevher. Mutlaka oynayın!

Artıları: Müthiş bir senaryoya sahip. Konu anlatımı gerçekten çok etkileyici. Dört farklı karakterin gözünden savaşa tanıklık etmek oyunun sıkıcı olmasını engelliyor. Aksiyon öğeleri yerinde kullanılmış. Grafiklerin çizimleri çok güzel. Müzikler ve seslendirme harika. Savaşın gereksiz kahramanlıklarını değil de gerçek yüzünü anlatıyor olması ağzınızda acı bir tat bırakacak.

Eksileri: Grafikler yakın planlarda düşük çözünürlüklü pikseller olarak görünüyor. Oynanışta nadiren de olsa karşınıza çıkacak hatalar var. Zorlayıcı hiçbir yanı yok. Aksiyon sahneleri kendini bir süre sonra tekrar etmeye başlıyor.

Oy Kullan
Çok İyi
0%
İyi
0%
Fena Değil
0%
Beğenmedim
0%
Yazar Hakkında
Kalof Tati
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...