İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Half Life Oyun İncelemesi
İnceleme

Half Life Oyun İncelemesi

Yazar: 9 Ocak 2020

Yıl 1998. Oyun dünyasında bir efsane doğdu. Bu öyle bir efsaneydi ki 22 yıl geçmesine rağmen hala ilk günkü heyecanıyla oynanıyor. Hatta 14 yıldır Half Life serisinin 3. oyununun çıkması bekleniyor. Bu efsane tabi ki de Half Life. Benim Half Life ile tanışmam 2001-2002 yıllarında gerçekleşti. İnternet kafelerin vazgeçilmeziydi.

Tanımadığım insanlarla doyasıya savaşmak çok eğlenceliydi. Birkaç yıl sonra ise oyunun hikayeli bir bölümünün olduğunu fark etmiştim. Half Life’ın aslında nasıl bir cevher olduğunu da böylece öğrenmiş oldum. Uzaylılara karşı dünyamızı ve insan ırkını savunduğumuz bu hikayeye biraz daha yakından bakalım.

Hikayesi:

Half Life oyununda Gordon Freeman isimli, dünyanın en iyi okullarından biri olan MIT’den mezun olmuş bir fizikçiyi canlandırıyoruz. Black Mesa adlı şirkette çalışıyoruz. Bir deneyde görevliyiz. Trenle görev yerimize giderken, şirketin bölümlerini izliyor, şirket hakkında bilgi alıyoruz.

Yolculuk bittiğinde laboratuvarların olduğu yere geliyoruz. Deneyde oluşabilecek tersliklerden zarar görmemek için HEV kıyafetini giyinip, deneyin yapılacağı bölgeye gidiyoruz. İşimiz gayet basit; bir düğmeye basarak deneyi başlatıyoruz. Fakat bir şeyler ters gidiyor.

Deney odası sallanmaya, yıkılmaya başlıyor. Gözümüz kararıyor, tek gördüğümüz yeşil ışınlar. Bir anda kendimizi garip görünümlü bir yerde, garip görünümlü yaratıkların yanında buluyoruz. 1-2 saniye sonra gözümüzü yine dünyada açıyoruz.

Oynanış:

Deney’in başarısızlığa uğramasının sonucunda Xen isimli gezegende yaşayan uzaylılar Black Mesa’ya geldi ve önlerine çıkan her insanı öldürmeye başladı. İlk gördüğümüz ve Half Life oyunu boyunca en gıcık olacağımız uzaylı, kedi boyutunda dört uzuvlu durmadan ağzımıza zıplamaya çalışan çılgın bir varlık.

İşe onu öldürerek başlıyoruz. Devamında ise ana görevimiz karşımıza çıkan uzaylıları öldürüp, bu işe bir son vermek. Yeryüzüne çıkmak için yola çıkıyoruz. Ofislerin bulunduğu yere geldiğimizde bir güvenlik görevlisinden askerlerin yolda olduğunu, bizleri kurtarmaya geldiklerini öğreniyoruz.

Onları karşılamak ve yardımcı olmak için yeryüzüne doğru ilerlerken, çoktan gelmiş olduklarını görüyoruz. Fakat bir sorun var. Askerler bizi kurtarmaya değil bu deneyle bağı olan herkesi öldürmeye gelmiş.

Bir taraftan tipsiz uzaylılar ve hain askerlerle savaşırken, diğer taraftan da iki gezegen arasındaki bağı koparabileceklerini öğrendiğimiz bilim insanlarına ulaşmaya çalışıyoruz. Tabi ki bu kolay bir yol değil. Karşımıza iki tane uzaylı çıkıyor ki ne cephane yetiyor ne de silahlar işe yarıyor.

Bunlardan ilki Tentacle. Half Life oyununu oynayan herkesin lanet ettiği bu yeşil upuzun uzuvlara sahip yaratığa silah işlemiyor. Aslında işliyor ama öldürmüyor. Cephaneyi harcayıp tam geri çekildi diye sevinirken bir anca başımızda bitiyor.

Ama bulunduğu yer onun için çok şanssız. Bir roket motorunun altında duruyor, ve yapmamız gerekenin ne olduğu çok açık. Motora gelen oksijen, yakıt ve gücü aktif edip, motoru çalıştırıyoruz ve bu gıcık yaratık kızarıyor.

Gargantua:

Diğer güçlü uzaylı ise Gargantua denen ellerinden alev atan tek gözlü bir dev. Bu yaratığa da cephane yetiştirmek zor, bu yüzden alternatif bir yol bulmak gerek. Yol demişken, kendisi rayların üzerinde duruyor. Fakat raylara güç veren kaynak çalışmıyor, önce onu aktifleştiriyoruz.

Sonrasında da raylardaki vagona binip Gargantua’yı eziyor ve ondan kurtuluyoruz. Bu iki uzaylıyı öldürmek biraz zahmetli, ve maalesef bunlar onları son görüşlerimiz değil.

Biraz daha ilerledikten sonra, askerler tarafından ele geçiriliyoruz. Bizi çöpleri ezmek için kullandıkları bir odaya koyuyorlar. Silahlarımıza el konulmuş ve iki tarafımızdan bizi ezmek için üstümüze gelen levhaların olduğu bir durumdayız. Bizi buraya kapatan askerlerin unuttuğu bir şey var; Biz Gordon Freeman’ız.

Tabi ki de buradan kaçıp yolumuza devam ediyoruz. Yolumuza devam ettikçe yeni silahlar, yeni bölgelerle karşılaşıyoruz ama durmak yok. Ne bizi yolumuzdan alıkoyabilen ne de uzaylıları yenebilen askerler pes ediyor, ama varlıkları gibi gidişleri de pis bir şekilde oluyor. Kalan tüm bombalarını tesise atmaya karar veriyorlar, fakat ona da engel oluyoruz.

Xen:

Sonunda bilim insanlarının yanına ulaşıyoruz. Burada Xen gezegenine ışınlanmamızı sağlayacak bir ışınlanma cihazı icat edilmiş durumda. Bu cihazı kullanarak dünyaya gelip bize saldıran uzaylıların evine, Xen’e gidiyoruz. Xen dünya gibi değil, parça parça toprak kütlelerinden oluşan bir yer. Farklı gezegen olunca yaratıklarda da fark oluyor.

Burada da Gonarch denen dev bir örümceğe benzeyen uzaylıyla savaşıyoruz. Bu dev yaratığı da öldürdükten sonra artık sona doğru geliyoruz. Karşımızda iki gezegen arasındaki bağlantının açık olmasını sağlayan, bedenine göre kocaman kafası olan dev yaratık Nihilanth var. Bizi sürekli başka yerlere ışınlasa da sonunda beynine sıkıp onun da hakkından geliyoruz.

G-Man:

Half Life oyununun sonunda G-Man ile karşılıklı bir diyalog içindeyiz. Kısa bir süre Xen etrafında bulunduktan sonra, başlangıçtaki gibi bir trendeyken konuşmaya devam ediyoruz. G-Man bize bir iş teklifi yapıyor, pek teklif de sayılmaz aslında.

Çünkü eğer işi kabul etmezsek kazanma ihtimalimizin olmayacağı bir savaşın başlayacağını diğer seçenek olarak sunuyor. Dolayısıyla mecburen işi kabul ediyoruz ve hikayemiz burada sona eriyor.

Multiplayer:

Half Life hikaye bölümü gerçekten zamanının çok ilerisindeydi. Fakat Half Life multiplayer modu da bir hayli eğlenceliydi. İnternet kafeler Half Life ile çalkalanıyordu. Ok ile yapılan pusular, böcek ile c4 ile insanları gıcık etmeler, delici (biz böyle diyorduk, sarı ışınlar atan müthiş silah) ile etrafta uçmalar, vizyon yasaklamaları ile saatlerce süren kıyasıya bir rekabet vardı. Hala da var.

Son Sözler:

Half Life’ın 3. oyunu gelir mi bilinmez, ama Half Life 1’in yarattığı etki çok başkaydı. Sanmıyorum ama hala oynamayan var ise hemen gidip alsın oynasın. Hatta haber versin hep beraber oynayalım.

Künyesi
Yayımcı

Valve Corporation

Yapımcı

Valve Corporation, Sierra Studios

Çıkış Tarihi

19 Kasım 1998

Platformlar

PC, PS2, Mac OS X, Linux

Oyun Türü

Aksiyon, Macera, FPS (Birinci Şahıs Nişancı), Bilim Kurgu

Oyun Motoru

GoldSrc Engine

ESRB Rating

MATURE 17+

Puanlar
Editörün Puanı
Okur Puanları
Siz de Puanlayın
Genel Değerlendirme
8.0
8.4
Aldığı Puanlar

Half Life bitmeyen bir maceradır...

8.0
Editörün Puanı
8.4
Okur Puanları
1 Oy
Oyladınız
Yazar Hakkında
Veteran Soldier
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website çalışanı ve amatör Call of Duty oyuncusu...