Sistem
Hoşgeldiniz...
Mafia: The City of Lost Heaven İncelemesi ve Sistem Gereksinimleri
0

Bugün incelemesini yapacağımız efsanevi oyunumuz sistem gereksinimlerine de yer verdiğimiz Mafia: The City of Lost Heaven (Mafia 1) olacak arkadaşlar. Takvimler 27 Ağustos 2002’yi gösterdiğinde 2K Czech tarafından piyasaya sürülmüştü. Efsanevi bir serinin başlangıcı, aksiyonun ve maceranın dibi, hikayenin âlâsı, taksi şoförlüğünden mafya olmaya doğru giden yol. Yani Thomas Angelo, yani Mafia 1.

Başlarda göz ardı etsek de oynadıkça bizi içine çeken Mafia, bir oyun olmaktan çıkmaya başlamıştı. Oyunumuzun baş karakteri Thomas/Tommy Angelo, Goodfellas (Sıkı Dostlar) filminden Henry Hill karakterinden esinlenilmişti. Tabii filmde giden hikaye ile oyunda olan hikayenin birbirine benzediği âşikar. Bilmeyenler veya oynamayanlar için bu noktada yine spoiler uyarımızı yapalım.

Mafia (1) Sistem Gereksinimleri
Minimum

İşletim Sistemi Windows XP, Vista, Windows 7, Windows 8, Windows 10 veya üzeri işletim sistemi.
İşlemci Intel Pentium 4 1.80 GHz. ya da AMD Athlon XP1600+ 1.4 Ghz. veya üzeri işlemci.
Ram 2 Gb. veya üzeri ram miktarı.
Ekran Kartı AMD Radeon X1270 ya da NVidia GeForce 7300 LE veya üzeri en az 256 Mb. belleğe sahip ekran kartı.
Harddisk 3 Gb. boş alan.
DirectX DX 9.0c

Oynanış:

Oyuna başladığımızda bir restorana girip bir dedektif ile konuşuyoruz. Ona tam anlamı ile reddedemeyeceği bir teklif yapıyoruz. Ona bizi ve ailemizi koruması karşılığında bildiğimiz her şeyi anlatmayı teklif ediyoruz ve dedektif bununla ilgili daha fazla bilgi vermemizi istiyor. Böylece hikayeye giriyor ve 1930’un Sonbahar’ına dönmüş oluyoruz.

Tabii o yıllarda işimize gücümüze bakan, eve ekmek götüren bir taksi şoförüyüz. Kenara çekip bir süre beklerken birden kaza sesi duyuyoruz ve hayatımıza yön verecek iki isimle ilk defa orada karşılaşıyoruz: Sam ve Paulie. Paulie vurulmuş halde arabamıza atlıyor. Onları üstün araba sürme yeteneklerimizle beladan uzaklaştırıyoruz ve hayatımızın mekanı Salieri Bar’a götürüyoruz.

Sam, Paulie’yi içeri taşıyor ve bize kapıda beklememizi söylüyor. “Haydaa niye ki bırakın gideyim!?”. Çok haklısın Tom, size yemin ediyorum Sam’in bardan öyle bir çıkışı, üstümüze yürüyüşü var ki son’a geldiğimizi düşünüyoruz. Ağır çekimler de havalarda uçuşuyor. Elini ceketinin iç cebine götürürken oluşan heyecanı siz düşünün artık.

Neyse ki bize taksimizde oluşan hasar için para veriyor ve yardım için her zaman orada olacaklarını söylüyorlar. Bir iş bile teklif ediyorlar. Çünkü Don Salieri, ona yardım edenleri unutmaz. Kötülük edenleri unutur mu? Yazının sonunda göreceğiz. Ardından onlar yoluna biz yolumuza bakıyoruz. En azından biz öyle olacağını sanıyoruz.

Sandığımız şeyler ancak ertesi güne kadar sürüyor. Salieri’nin peşinde olan adamlar bir başka mafya liderinin adamlarıymış: Mr. Morello’nun. Bizi tanımışlardı ve ağzımızın payımızı vermeye geldiler. Bizi bir güzel tokatlıyorlar.

Arabamızı mahvediyorlar. Biz de o çaresizlikte Salieri bardan çokta uzak olmadığımız görüyoruz ve kaçmaya başlıyoruz. Salieri bara gidiyor ve yaptığımız iyiliğin karşılığını istiyoruz. İstemeye istemeye işte böyle Mafia’ya girmiş oluyoruz.

Görevler:

Ardı arkası kesilmeyen görevler, Morello ile hesaplaşmalar, haraç toplamalar, spor arabalar ile yarışlar, sabote etmeler, mekan havaya uçurmalar, soygunlar. Tabii bunların hepsini tek tek anlatmayacağım. Sadece görev çeşitliliğinin ne kadar çok olduğunu söylemeye çalışıyorum.

Hatta Mafia 3 ile karşılaştırılırsa Mafia 1 âdeta bir lütuf. Yapılacak çok şey var ama hepsi sırayla. Her görevin kendi içinde efsane olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Her şey o kadar güzeldi ki, hangisini yazsam bilemiyorum.

Haraç toplarken çıkan sorunu düzeltmemiz, bir otoparkta yaptığımız anlaşmanın basılması, gemi görevi, Morello’nun uçağını düşürmemiz, kasayı soyma görevi, yaptığımız suikastler. Hepsi ama hepsi kendi içinde muhteşemdi. Efsane kurgulanmış ve çok güzel bir düzende ilerlemişti. Senaryo yazarı burada büyük bir tebriği ve alkışı kesinlikle hak ediyor.

Arabalar, mekanlar, silahlar, polisler her şey o kadar zamanına ait ki, oynamıyor yaşıyor, sanki bir filmmiş gibi olayların akışına dalıyorsunuz. Şehir modellemesi ise gerçekten güzel olmuştu. Açık dünya değil ama kapalı, sadece göreve git anlayışı da yoktu. Örneğin Salieri bardan çıktıktan sonra bir varış noktamız vardı ama oyun, bize illa oraya git dercesine görünmez duvarlar koymuyordu. 2002’de çıkan bir oyun için bu efsanevi bir şeydi.

Gerçeklik, sadece Mafia 1’de kelime anlamını tam olarak insanlara yaşatmıştı. Hız sınırını aşınca, kırmızı ışıkta geçince şahit olan polislerin ceza kesmek istemesi, araba sürerken dönüşler esnasında sinyal vermemiz gibi birçok şey vardı. Ancak beni kalbimden vuran asıl gerçeklik bu değildi.

Şarjör olayı beni kendisine hayran bırakmıştı. Örnekle anlatayım; 150 yedek 50 şarjörde olmak sureti ile elinizde 200 mermili bir Thompson var. Birkaç el atıştan sonra şarjörümüzde 40 mermi kaldı diyelim. Diğer oyunlarda şarjör değiştiğinde 150 yedek şarjörden 10 tane alıyor ve 140 yedek 50 şarjörde mermi olmuş oluyor. Ama Mafia’da işler öyle yürümüyor.

Bir el bile ateş etseniz, tüm şarjörü yere atıp yeni bir şarjör takıyor. Yani 40 mermi şarjördeyken değiştirmeye kalkarsanız, 150 yedek mermiden 100 tanesi kalacak. Böyle bir şeyle oyun tarihinde ilk kez karşılaşmıştım.

Başka bir yerde var mı bilmiyorum, varsa beni bilgilendirin. İşte bu küçük detay bana “Hadi be!” dedirtmişti. Mafia oyuncuları olarak hiç büyük şeyler istemedik böyle küçük detaylar bizi mutlu ediyordu.

Hikayesi:

Yavaş yavaş sona gelindikçe aslında mafya aleminin ne kadar da bizim için olmadığını anladık. Biz taksi şoförüyüz, ne işimiz var burada? Çoğu olayda yufka yürekliliğimiz ile karar verdik ve bu kararlar arkadaşlarımızın ve patronumuzun hiçte memnun olmayacağı kararlar.

Meydana gelen silsileler, milletin birbirinden gizli saklı işler yapması sonucunda Salieri, Paulie’yi tahtalı köye yolladı ve Sam ile aramızda bir savaş çıktı. Tabii Salieri de bizim karşımızdaydı ve ölmemizi istiyordu.

Onun hiç haberinin olmayacağını düşünerek yaptığımız işlerden ilk onun haberi olmuş ve her hareketimiz bizi ölüme her seferinde bir adım daha yaklaştırmıştı. Bir çıkış gerekiyordu ve biz de hem kendimizi hem de ailemizi koruma karşılığında bir anlaşmaya gitmeye karar verdik yapabileceğimiz en iyi şey bu gibi görünüyordu.

Sam’i öldürdük ve Salieri’nin diğer hedefi biz olduk. Biz yapmazsak, o bir şeyler yapacaktı. Olanı biteni dedektife anlattık, bu olaylardan tamamen kurtulacağımız bir çıkış kapısı bulmuştuk. Mahkemede tanıklık ettik ve Ennio Salieri’yi sattık. Evet, yıllarca birlikte iş yaptığımız bütün isimleri mahkemede söyledik. En düşük ceza alan sekiz sene yemişti. Ennio Salieri ise müebbet almıştı.

Beklenmeyen Son:

Bundan sonra gerçekten bizim için her şey güllük gülistanlık olarak geçti. Ta ki güzel bahçemizi sularken kapımıza gelen arabanın sesini duyana dek. Saçımız sakalımız ağarmış, yıllar geçmişti. Tam olarak 1951 yılındaydık. “Tommy Angelo?” sorusuna Evet olarak karşılık verdikten sonra neredeyse tüm oyun dünyasının bildiği o sözleri ilk kez orada duyduk: “Mr.Salieri send this regards” (Bay Salieri selamlarını yolladı).

Ardından göğsümüze doğrultulan pompalı tüfek ile oracıkta can verdik. Mr.Salieri, ona iyilik yapanları unutmadığı gibi kötülük yapanları da unutmuyormuş demek. Bu şok edici son beni ve abimi derinden sarsmıştı. Doğrusu haftalarca kendimize gelemedik. Hala bu sözleri duydukça onda da bende de bir şeyler kıpırdıyor.

Mafia 2’de ise bir görev aklımızı başımızdan almıştı. Joe ile yola çıktığımızda bize yolda yapacaklarımızı anlatıyor. Görevimiz federallerin koruduğu bir ispiyoncuyu öldürmek. Elimize bir kağıt veriyor “Gidince şunları okuyacaksın ben de öldüreceğim” diye.

Tabii biz kağıtta yazanı göremiyoruz. Gittiğimiz yerde adamın biri bahçeyi suluyor ve maalesef o kişi Tom. “Mr.Salieri send this regards” diyoruz ve Joe işi bitiriyor. Bir başka şoku da böylece yaşamış olduk.

O dönemler herkesin izlediği film olan Kurtlar Vadisi’ni, Mafia 1’e enjekte etmesek olmazdı değil mi? Mafia Kurtlar Vadisi diye bir mod yaptık ki sormayın. Türk milleti olarak böyle şeylerde maharetliyiz. Mod dediğime de bakmayın sadece isimlerin ve yüklenme ekranında fotoğrafların değişmiş hali. Sam yerine Memati, Salieri yerine Duran Emmi gibi.

Son Sözler:

Biz hiçbir zaman Mafia bizler için bir açık dünya oyunu olmadı. İkinci oyun da güzeldi ama bu serinin en iyi oyunu kesinlikle ilk oyun. Üçüncü oyuna değinmek bile istemiyorum.

Biz Mafia isminin ağırlığını sevdik ve onu istedik. Gidip etrafta sürekli kendini tekrar eden görevlerle uğraşmayı, doğru düzgün bir ara sahne bile görmemeyi hak etmedik doğrusu.

Künyesi
Yayımcı

2K Games, Gathering of Developers

Yapımcı

2K Czech

Çıkış Tarihi

27 Ağustos 2002

Platformlar

PC, PlayStation 2, XBox

Oyun Türü

Aksiyon, Macera, TPS (Third Person Shooter: Üçüncü Şahıs Bakış Açısı)

Oyun Motoru

LS3D Engine

ESRB Rating

MATURE 17+

Puanlar
Editörün Puanı
Okur Puanları
Siz de Puanlayın
Genel Değerlendirme
Aldığı Puanlar

Hala Mafia 1’i oynamamış olan varsa gitsin oynasın ve kendine bir iyilik yapsın.

Duruşmada Tommy’nin söylediği söz ile kapatalım bu dosyamızı. “Suçlu oldum. Çünkü kurban olmak istemedim.”

Editörün Puanı
Okur Puanları
1 Oy
Oyladınız
Yazıyı Oyla
Çok İyi
100%
İyi
0%
Eh İşte
0%
Kötü
0%
Yazar Hakkında
Veteran Soldier
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...