İncelemeler
Hoşgeldiniz...
Watch Dogs İnceleme
0
İnceleme

Watch Dogs İnceleme

Yazar: 13 Nisan 2016

Ubisoft tarafından 2014 yılında çıkarılan Watch Dogs, oyun dünyasındaki yerini aldı. Açık dünya oynanışa sahip olarak duyurulan Watch Dogs’u E3′te ilk kez tanıttığında yıllar 2012′yi gösteriyordu. Gösterilen video o kadar etkileyiciydi ki, yeni nesil konsolların ilk habercilerinden biri olarak Watch Dogs gösterilmişti.

Ardından yıllar geçti ve birkaç ertelemenin sonunda Watch Dogs piyasaya sürüldü. Peki iyi mi oldu? İşte bu sorunun yanıtını aramak için Chicago sokaklarında saatlerimi harcadım. İncelemeyi baştan bitireyim ve soruyu yanıtlayayım: Hayır, hiç de iyi olmadı…

Oynanış:

Hayatımda son dönemde oyunlarda en çok senaryonun işlenişine dikkat etmeye başladığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Tabii bunun yanında oyunda yapabildiklerim, özellikle açık dünya oynanışa sahip bir oyunsa bana ana görev çizgisinin dışında neler sunduğu gibi detaylar da devreye giriveriyor.

Oynanış ile ilgili olarak ise oyunun ne kadar zor olduğu (Tabii zorluk olsun diye inadına saçmalanması değil bahsettiğim) ve ilerleyen yaşla birlikte gittikçe değerlenen vaktimi çalarken bana neler sunduğu gibi kıstaslarım var. 28 yaşında olduğumu düşünecek olursak, hayatta geçirdiğim her saniyenin önemi gittikçe artıyor. Doğal olarak saçma sapan bir oyuna harcayacak ne yazık ki hiçbir vaktim olamıyor.

Watch Dogs ise kesinlikle bu “vakit harcamanın” ötesinde olacağı izlenimiyle, yıllardır gerçekten çok beklediğim bir yapımdı. Hakkında okuduğum haberler, grafiklerin ilk tanıtıldığından bu yana oldukça kötüleşmiş olması gibi unsurlar bile umurumda değildi. Ubisoft’un “Los Santos’ta iki ay geçirmeniz yeterli, sizleri Chicago’ya bekliyoruz.” tadındaki tanıtımları da bizleri bir hayli beklenti içerisine sokmuştu.

Bu yıl en çok beklediğim oyun olarak net bir şekilde Watch Dogs’u öne çıkarabilirdim. Ta ki Watch Dogs’u bilgisayarıma kurup oynamaya başlayana kadar. Daha açılışında gösterilen klişeler klişesi hikayesiyle bende ciddi bir antipati oluşturan Watch Dogs, yıllardır beklememin ekmeğini yiyerek kendisiyle vakit geçirebilmemi sağladı. Ardından saatler geçmişti ve ben Chicago sokaklarında iğrenç araç mekanikleriyle 5 dakikada bütün haritayı gezebildiğimi farkettiğimde oyun benim için daha da acı verici bir hal aldı.

Evet söyledikleri gibi elimizde telefonla dünyayı hack’leyebiliyorduk ama bunu yapmamızın hiçbir zor yanı yoktu. Tek yapmam gereken belirtildiği anlarda Q tuşuna basarak trafik lambalarını yeşilden kırmızıya, kırmızıdan yeşile çevirmek, trafoları patlatmak, neden patladığını anlayamadığım ve yerde durması bu durumda aşırı tehlikeli olan kapakların içerisindeki şeyleri patlatmak, su borularını patlatmak ve kanserli insanların paralarını çalmaktı.

Ubisoft’un ilginç bir hack anlayışı olduğunu itiraf etmek gerek. Ekledikleri kendilerine göre tek zor şey, GameBoy döneminde Pipe Dream adı verilen oyundan araklanmış bir mini oyundu. Bunun da hiçbir zor yanı olmadığını anlamak için oyunda iki saat geçirmek yeterliydi. Ubisoft’un Chicago sokaklarında ne kadar dolaşacağımızı iddia ettiğini bilmiyorum. Ama 10 saatlik oynanışla (hiçbir yan görevi yapmadan) biten ana görev çizgisi, Chicago sokaklarında ne kadar dolaşacağımı da ortaya çıkardı.

Yapay Zeka:

Bunun dışında oyunda yapay zeka adına hiçbir şeyin olmadığını da söylemek gerek. Bir yere sızmak istiyorsanız gizlilikle falan uğraşmanızın hiçbir alemi yok. Geçin uzak bir köşeye, korumalardan birini susturucu takılmış tabancanızla vurun. Ardından yanına ona bakmaya gelen arkadaşa da bir mermi sıkın. Biraz ilerleyip görüş alanınızda olan herkese sizleri görmeleri imkansız olduğu için kafalarına bir mermi sıkmak suretiyle bela olabilirsiniz. Zaten çoğunun üzerinde uzaktan müdahale ile patlatabildiğiniz bombalar var. Patlatın gitsin.

Treni kullanmak istiyorsanız farkedeceğiniz önemli bir detay var. Tren ne zaman gelse içerisinde kesinlikle birileri olmasına rağmen trenlerden duraklarda kimse inmiyor. GTA 2′de bile bu detay atlanmamışken Watch Dogs’un bunu atlaması gerçekten takdire şayan bir hareket olmuş.

Tren demişken, olur da tren gelirken raylarda durursanız, saatte 200 km hızla hareket eden trenin pause tuşuna basılmış gibi durduğunu görmek de monitöre kafa atmanıza sebep olabilir. Tren altında kalmak için ekstra çaba sarfetmeniz ve giden trene yetişerek yanından altına doğru girmeniz gerekiyor. Yaya olarak ezilmeniz mümkün değil.

Köprüden bile önüne atlasanız siz raylara indiğiniz an tren bir salisenin binde biri gibi bir sürede duracak ve içerisinde bulunanları ön camlarına sinek gibi yapıştıracak. (Kimse sinek gibi yapışmıyor ama fizik kuralları bu oyunda geçerli değil zaten.)

Heh bir de oyunun RPG öğeleri ve Crafting sistemi var ki evlere şenlik. Oyunun daha beş saatlik oynanış süresinde neredeyse bütün yetenekleri açabildiğiniz bir yetenek ağacı var ve bu ağaç, zaten çok kolay olan bir oyunu daha da kolaylaştırıyor. Crafting sistemi ise işlevini yine aynı oynanış süresinde yitiriyor çünkü oyunda para problemi hiç çekmiyorsunuz ve biraz oynadığınızda Craft edebildiğiniz tüm eşyaları satan bir vendor açılıyor.

Watch Dogs İnceleme

Hikayesi:

Açıkcası açık dünya oynanışa sahip Watch Dogs oyununu Grand Theft Auto 5 ile kıyaslamak yürek ister. Bu konuda inanılmaz büyük bütçesiyle insanlara açık dünya oyun dersi veren Rockstar Games varken, karşılarına dikip rakip olmaya çalışmak bir hayli zordur. Ubisoft bu işin altına elini soktuğunda bunu düşünmek zorundaydı ama pek de üzerinde düşünmüşe benzemiyor.

Eğer bir oyun açık dünya oynanışa sahipse, ana görevlerin ne denli harikulade olduğu hiçbir anlam ifade etmez. Hikayesinin çok sağlam olması ve beni bir görevden diğer göreve koştururken, dünyada bana neler sunacağını çok kaliteli bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Watch Dogs bu konuda da sınıfta kalıyor. Hem hikayesi yavan, karakterlerinin içi bomboş, hem de sunduğu yan görevler kendini o kadar çok tekrar ediyor ki, Spider Tank mini oyununu keşfedene kadar oyunda fazla zaman geçirmek imkansız bir hal alıyor.

Sunduğu yan görevlerin en çok ilgi çekeni ise oldukça uzun süren ve benim CSI’cılık olarak adlandırabileceğim bölümler. Haricinde zaten poker oynamak gibi tamamen gereksiz yan görevleri var. Bunları yapmak istemediğiniz takdirde yapabileceğiniz başka hiçbir şey de yok. Şehirde gezmek mi istediniz? Altınıza hızlı bir araba alırsanız şehrin çevre yolundan turlamanız beş dakikayı biraz geçecektir. Şehrin içinde gezmek istiyorsanız da mekanlarda yapacak hiçbir şey olmadığı için sürekli olarak nadiren karşınıza çıkan dükkanlara girip silahı doğrultup soymaktan başka eğlenceniz yok.

Şu ana kadar anlattıklarım yalnızca oyunun genel oynanışı ile ilgili problemlerdi ama grafik hataları gibi detaylara girmeyi hiç istemesem de girmek zorundayım sanırım. Gerçekten az önce dediğim gibi, Watch Dogs tamamiyle bir zaman israfı oldu ve açıkcası hakkında yazılan her kelime de insana azap gibi geliyor. Ama olsun, uzun süredir bu kadar büyük bütçeli bir oyuna bu kadar sağlam geçirebilmek kısmet olmamıştı.

Detaylar:

Watch Dogs, Amerika’nın Chicago şehrinde geçmekte. Watch Dogs karakterimiz (Heating Pierce) çok zeki ve suçlu bir hackerdır. Bir aile trajedisinden dolayı adalet aramaktadır. Hükümetin gözetleme sistemini hackleyerek bütün insanlar hakkında bilgi toplayıp onları lehine kullanabiliyor, banka hesaplarını boşaltabiliyor, gizli bilgilerine ulaşabiliyor, sipariş verdiği arabanın adresini değiştirip kendisine gelmesini sağlayabiliyor.

Bu sayede bütün Chicago’nun elektronik aygıtları sizin emrinize geçmekte. Trafik ışıklarını hacklemek ve polisten kaçarken kargaşa yaratmak, bütün şehrin elektriğini kesmek bu olanaklardan sadece biri kaçı. Watch Dogs’da hacking yeteneğini iyiye veya kötüye kullanmak sizin elinizde. Verdiğiniz kararlar şehir genelindeki saygınlığınızı değiştirecektir. Oyundaki ana görevleri yapmak 35-40 saat sürecekken, Ek görevler ile bu süre 90-100 saate kadar çıkabilecek.

Multiplayer:

Watch Dogs multiplayer’da başka oyuncular sizi hacklemeye çalışabilir, işlerinizi engellemeye çalışabilir. Aynı şekilde sizde aynılarını başka oyunculara yapabilirsiniz. Başka oyuncular ile çeteler oluşturabilir, başka çetelere karşı savaşabilirsiniz. Araba yarışlarına dahil olabilirsiniz.

Tabletinizi veya telefonunuzu oyunda kullanın. Gerçek telefon veya tabletinizi IOS veya Android deki uygulama sayesinde oyunda dikkat dağıtmak için kullanabilirsiniz. Tabletiniz ile kaçtığınız yöndeki trafik ışıklarını değiştirebilir hatta helikopter bile çağırabilirsiniz. Ubisoft’un yayınladığı hikaye tanıtım videosunu mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

Grafikler:

Watch Dogs ekibi grafikleri iki yılda bir hayli kötü hale getirmekle kalmamış, araç modellemelerinin yalnızca üst kısımlarını yaparak da gönülleri fethetmiş durumda. Bir aracı takla attırmayı başarırsanız (ki nedense aşırı zor) farkedeceğiniz üzere araçların alt kısımları modellenmemiş durumda.

Araçların altında simsiyah dümdüz kaplamalar var ve başka bir şey yok. Eğer aracı siz içindeyken ters çevirmeyi başarırsanız evlere şenlik bir durumla da karşılaşmışsınız demektir. Çünkü Aiden, aracın içerisinde “clipping” adını verdiğimiz kaplamaların iç içe geçtiği durumu okullarda ders olarak okutabilecek şekilde sergiliyor ve ters duran arabanın içerisinde ayakta durmaya başlıyor. Siz de yürüyerek aracın içerisinden çıkabiliyorsunuz.

Bazı yollarda arasından tır geçecek kadar boşluk bulunan iki direk arasından motorla geçmeyi denediğinizde görünmez duvarlara çarptığınızı farkediyorsunuz. Ulan motor geçmedi de ben geçerim belki dediğinizdeyse daha da komik bir durum çıkıyor ortaya. Çünkü Aiden, görünmez duvara doğru sonsuz bir koşuya çıkıyor. Tırın geçebileceği yerden koşarak bile geçemiyorsunuz.

Ayrıca oyunda Ragdoll fiziği diye bir şey de bulunmuyor. Trende oturan birini çıkarıp vurursanız, tabuta rahatlıkla koyabileceğiniz bir duruşa geçiyor ve kaskatı kesiliyor. Ubisoft çalışanları hayatlarında ölüleri üç haftalıkken falan görmüş olsa gerek. Nedense arabayla ezdiğiniz yayalardan da hiçbir şekilde kan çıkmıyor.

Kan çıkmadığı gibi suya ateş ettiğinizde mermilerin suda hiçbir etki yaratmadığını da farkediyorsunuz. Bunun savunması “suda hiçbir çatışma olmuyor ki.” cümlesi olamaz. İster suda çatışırım istersem çıkar gökdelenlerin tepesinde, bu sizi hiç ilgilendirmez sevgili fanboy arkadaşlar.

Grafiklerle ilgili o kadar çok şey var ki söylenecek, daha fazla yazıp bu konuya vakit harcamak yerine oynanış ile ilgili son sözlerimi söyleyip, ses ve müzikten de bahsederek son sözlerime geçmek istiyorum. Çünkü Watch Dogs’a daha fazla vakit harcamak istemiyorum.

Ses ve Müzikler:

Oyunun belki de tek iyi tarafı sesler ve müzikleri. Bu konuda Grand Theft Auto ile yarışabilecek düzeyde diyebilirim. Özellikle sokakta gezen insanları hack’lediğinizde yeni müzikler alabiliyor olmanız hoş bir detay olmuş. Araç seslerinin birbirinden tamamen farklı olması da Watch Dogs’un geneline baktığımızda beklenmeyen bir performans olarak görülebilir.

Son Sözler:

Gerçekten daha fazla yazıp hem oyunu sevenleri kendimden daha fazla nefret ettirmek istemiyorum hem de az önce de belirttiğim gibi değerli olan vaktimi Watch Dogs’a harcamak istemiyorum. Ubisoft Assassin’s Creed 4 ile başlayan hayal kırıklıklarına bir yenisini daha eklemiş durumda.

Tavsiyem, yeni nesil konsollar dışında bu oyuna para vermemeniz. Yeni nesil konsollarda başka oynayacak oyun olmadığı için Watch Dogs’a yüzlerce liranızı sayabilirsiniz ama karşılığını alamayacağınızdan emin olabilirsiniz. PC sahibiyseniz Wolfenstein: New Order falan oynayın ama eğer Watch Dogs’u satın almayı düşünüyorsanız boşverin.

Zaten Steam üzerinden UPlay vasıtasıyla çalışan Watch Dogs’un çıkardığı sorunlar yüzünden insanlar intihar etme noktasına geldi. Bir de AMD ekran kartlarına uyumsuzluğunu düşünecek olursanız, piyasada kat kat kaliteli ve paranızı hak eden oyunlar olduğunu hatırlatırım.

Eğer bu bahsettiklerimin yamayla düzeltilebilecek şeyler olduğunu düşünüyorsanız, bir hayli yanılıyorsunuz ve bug ile glitch kavramlarının anlamlarını öğrenmeniz gerekiyor demektir. Zira bahsettiğim şeyler yama ile düzeltilebilecek şeyler değil, oyunun yapım aşamasında eksik kalan noktalardır.

Ayrıca bir oyun piyasaya sürüldüğünde bu problemlere sahipse ve ben para verdiğim bir yapımı bu şekilde oynayıp bitirmek zorunda kalıyorsam, sonrasında yama değil oyunu baştan yaptık deseler bile bir kez bitirdiğim bir oyunu tekrar oynamamın hiçbir anlamı yok. Hele de Watch Dogs kadar klişe bir hikayeye sahipse.

Watch Dogs’a ait minimum ve önerilen sistem gereksinimlerini bağlantıdan inceleyebilirsiniz.

Künyesi
Yayımcı

Ubisoft

Yapımcı

Ubisoft

Çıkış Tarihi

27 Mayıs 2014

Platformlar

PC, PlayStation 4, PlayStation 3, XBox 360, XBox One, Nintendo Wii U

Oyun Türü

Aksiyon, Macera

Oyun Motoru

Disrupt

ESRB Rating

MATURE 17+

Artı Yönleri

Müzikler iyi seçilmiş. Grafikler bazı anlarda güzel görünüyor. Başka da bir artısı yok.

Eksi Yönleri

Oyunun varoluşu tam anlamıyla bir eksi. Grafiklerde inanılmaz hatalar var.

Atmosfer namına hiçbir şey bulunmuyor.

Hikaye aşırı klişe ve düz. Hikayede yer alan karakterlerin hiçbir arka planı yok ve bomboşlar. Boş karakterler insanı oyunla bir bağ kurmaktan uzak tutuyor.

Fizik motoru berbat. Araç sürüşü berbat.

Puanlar
Editörün Puanı
Okur Puanları
Siz de Puanlayın
Oynanış
7.0
8.5
Senaryo
7.0
7.9
Grafikler
8.0
8.5
Ses ve Müzikler
8.0
8.5
Aldığı Puanlar

Benim düşünceme göre Watch Dogs, açık dünya oynanışa sahip oyunlara bir tepki olarak hazırlanmış. İçerisinde internetin ünlü MEME’lerinden alıntı esprimsiler olması dışında dikkat çekici hiçbir özellik yok.

Her şeyi bir yerlerden araklanmış durumda ve hack olayı dışında hiçbir yenilik sunmuyor. Hatta GTA 5 ile kendi istekleri üzerine kıyasladığımızda geriye doğru atılmış 4 yıllık bir adım gibi görünüyor.

7.5
Editörün Puanı
8.3
Okur Puanları
1 Oy
Oyladınız
Yazıyı Oyla
Çok İyi
0%
İyi
100%
Eh İşte
0%
Kötü
0%
Yazar Hakkında
Veteran Soldier
Yazılarını sosyal medya platformlarınızda paylaşmanızdan, sitede sörf yapmanızdan ve yorum yazmanızdan memnuniyet duyan bir website amelesi ve amatör Call of Duty oyuncusu...